728 x 90

30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü Söyleşimiz

30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü Söyleşimiz

OMÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yüksel Ardalı ile yapmış olduğumuz 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü söyleşimiz…

OMÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yüksel Ardalı ile yapmış olduğumuz 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü söyleşimiz…

1. Sıfır atık kavramı nedir? Nasıl böyle bir kavram çıktı?

“Sıfır Atık” Sistemleri Kavramı “Sıfır atık” terimi ilk olarak 1973 yılında Dr. Paul Palmer tarafından atıklar içerisinde yeniden kullanılabilecek değerli ve temiz pek çok kimyasal atığı fark etti. Sonuç olarak atık ürünleri pazarlayan bir şirket kurdu. Zero Waste International Alliance tarafından sıfır atık, malzeme israfını sistematik olarak önlemek ve ortadan kaldırmak ve tüm kaynakları korumak ve geri kazanmak için ürün ve süreçlerin tasarlanması ve yönetilmesidir olarak tanımlanmıştır. Şimdilerde ve doğrudan tanımıyla ise sıfır atık, tüm ürünlerin yeniden kullanılması için kaynak ömrü döngülerinin yeniden tasarlanmasını teşvik eden bir felsefedir. Amaç depolama sahalarına, atık yakma fırınlarına veya okyanusa hiçbir çöpün gönderilmemesidir. Sıfır Atık felsefesi doğru uygulandığı takdirde, gezegen, insan, hayvan ve bitki sağlığı için tehdit oluşturan toprağa, suya ve havaya yapılan zararlı tüm deşarjları ortadan kaldıracaktır.

2. Sıfır atık vizyonu nedir?

“Sıfır atık vizyonu, iklim, iş dünyası, şehirler ve kendi yaşam tarzımız gibi en güncel toplumsal alanlara uygulanabilir ve uygulanmalıdır.” – Joan Marc Simon, Sıfır Atık Avrupa İcra Direktörü

Sıfır atık, ekosistemleri yeniden inşa etmek ve onlara karşı değil, onlarla gelişmenin yollarını tasarlamakla ilgilidir. Sıfır atık gündemimiz hem insanlar hem de gezegen için tatmin edici bir yaşamı kapsamanın yollarını bulmakla ilgilidir: Bir kazan-kazan sonucu olacaktır.

Biliyor musunuz? İnsanlık yılda tahmini 2,24 milyar ton evsel katı atık üretiyor ve bunun sadece yüzde 55’i kontrollü tesislerde yönetiliyor. 2050 yılına kadar bu, yılda 3,88 milyar tona yükselebilir. Atık sektörü, kentsel ortamlardaki sera gazı emisyonlarına ve biyolojik çeşitlilik kaybına önemli bir katkıda bulunuyor. Her yıl yaklaşık 931 milyon ton gıda israf ediliyor ve 2040 yılına kadar her yıl 37 milyon tona kadar plastik atığın okyanuslara karışması bekleniyor. Gıda kaybı ve israfı bir ülke olsaydı, sera gazı emisyonlarının üçüncü büyük kaynağı olurdu. Tüm elektronik atıkların yüzde 75’inden fazlası güvenli bir şekilde yönetilmiyor. Kaynak çıkarma, dünyadaki karbon emisyonlarının yarısından sorumludur. Bu nedenlerle sıfır atık projesini bir an önce hayata geçirip atıklarımızı yönetmeliyiz, doğaya zarar vermekten vazgeçmeliyiz, özellikle son yıllarda yaşadığımızı olaylar doğaya karşı olmanın bizim zararımıza olacağı açıktır.

3. Sıfır atık kavramı neyi hedefler, neler yapılmalıdır?

Sıfır atık, sürdürülebilir atık yönetim sistemleri için geliştirilen farklı kavramları içerir ve bu kavramlar arasında beşikten beşiğe tasarım sistemlerinin tam yaşam döngüsü azaltılması, yeniden tasarlanması, hammadde haline getirilmesi, yeniden çevrimi ve geri kazanılması yer almaktadır. Bu nedenle, sıfır atık tasarım ilkesi, önce atıkları azaltmaya ve ürünleri yeniden artırmaya ve ardından geri dönüşümüne ve geri kalanını kompostlamaya odaklanmak için geri dönüşümün ötesine geçer.

Ülkemizde ise Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı tarafından 2017 yılında başlatılan “Sıfır Atık” projesi; “Ürünlerin, ambalajların ve malzemelerin sorumlu bir şekilde üretilmesi, tüketilmesi, yeniden kullanılması ve geri kazanılması yoluyla tüm kaynakların yakılmadan ve çevreye veya insan sağlığını tehdit eden toprağa, suya veya havaya herhangi bir deşarj olmaksızın korunması” olarak tanımlanmaktadır. Kaynakların yönetimini temsil eder, israfını değil. Geleneksel atık yönetimi, kaynakların kullanımına yönelik “al-yap-tüket-atık” yaklaşımına dayanan doğrusal modele devam edersek dünyanın kendini sürdürme kapasitesini kaybedecektir.

Atık yönetiminin finansmanında, “kirleten öder” prensibi gereği tüm maliyetlerin atık üreticilerince karşılanması ve bunu sağlayacak araçların oluşturulması gerekmektedir. Ancak bu ilkenin etkin bir şekilde hayata geçirilmesi, atık hizmetlerinin ücretlendirilmesinde maliyet unsurunun dikkate alınmaması, altyapının yetersiz ve denetim ve izleme faaliyetlerinin sınırlı olması gibi nedenlerle mümkün olamamıştır. Bu durum, atık azaltımı, geri dönüşüm ve sağlıklı bertaraf gibi temel çevre politikalarının da etkin bir şekilde uygulamaya geçirilmesini güçleştirmekte; çevre dostu teknolojilerin özendirilmesi sağlanmalıdır. Geri kazanımın teşvik edilmesi ve atıkların kaynakta ayrı toplanması için uygulanan pilot proje sayısı artırılmalı ve uygulamanın en kısa sürede tüm kentlerde yaygınlaşması sağlanmalıdır.

4. Uluslararası Sıfır Atık Günü neden kutlanmaktadır?

Uluslararası Sıfır Atık Günü, sürdürülebilir tüketim ve üretim kalıplarını teşvik etmeyi, döngüselliğe yönelik toplumsal değişimi desteklemeyi ve sıfır atık girişimlerinin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’nin ilerlemesine nasıl katkıda bulunduğu konusunda farkındalık yaratmayı amaçlıyor. 14 Aralık 2022’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu yetmiş yedinci oturumunda 30 Mart’ı her yıl kutlanmak üzere Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak ilan etme kararı aldı. Bu uluslararası gün boyunca sıfır atık girişimlerini teşvik etmek, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi 11 ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi 12 dâhil olmak üzere 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemindeki tüm amaç ve hedeflerin ilerlemesine yardımcı olabilir. Bu hedefler, gıda kaybı ve israfı, doğal kaynak çıkarma ve elektronik atık dâhil olmak üzere her türlü israfı ele almaktadır.

Atık sektörü, iklim değişikliği, biyoçeşitlilik ve doğa kaybı ve kirlilikten oluşan üçlü gezegen krizine önemli ölçüde katkıda bulunuyor. Sıfır atık girişimleri, sağlam atık yönetimini teşvik edebilir ve atıkları en aza indirip önleyerek üçlü gezegen krizinin ele alınmasına, çevrenin korunmasına, gıda güvenliğinin artırılmasına ve insan sağlığının ve esenliğinin iyileştirilmesine yardımcı olabilir. Hükümetler, topluluklar, endüstriler ve diğer paydaşların sıfır atık girişimlerinin potansiyelini giderek daha fazla fark etmesi, atık yönetimini desteklemesi ve finans ve politika oluşturma yoluyla geri kazanım sistemlerini iyileştirmesi. Sürdürülebilir Tüketim ve Üretim için Küresel Strateji bu geçişe rehberlik edebilir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Üye Devletler ve paydaşlar tarafından oluşturulan strateji, 2030 yılına kadar tüm sektörlerde sürdürülebilir tüketim ve üretim hedeflerinin benimsenmesini gerektiriyor.

Zero Waste Europe, atık üretimini sürekli olarak azaltma ve atıkların ayrı toplanmasını iyileştirme ve dolayısıyla insan ve atık arasındaki ilişkiyi yeniden tasarlama hedefini açıkça taahhüt eden Avrupa belediyelerini bir araya getirir ve temsil eder.

5. Ekovatandaş sorumlulukları nelerdir? Sıfır atık şehirlerinde değişim ve fırsatlar nelerdir?

Ekolojik veya çevresel vatandaşlık kavramı, 1990’lı yıllardan beri politika belgelerinde, akademi ve kurumsal alanlarda yoğun olarak yer almaktadır. Ekolojik vatandaş, kavram olarak kullanılmaya başlansa da yeşil politik düşünce ve vatandaşlık arasındaki ilişki araştırılmaya hala devam etmektedir.

Diğer taraftan, ekonominin dönüştürülmesi önceliği altında sürdürülebilir tüketim ve üretim, atığın kaynağa dönüştürülmesi, araştırma ve yenilikçiliğin desteklenmesi, çevreye zarar verebilecek sübvansiyonların kaldırılması ve doğru fiyatlandırma gibi tedbirler öne çıkmaktadır.

Sürdürülebilir Büyüme İçin İnovasyon: Avrupa İçin Biyoekonomi (2012) Avrupa 2020 Stratejisinin bir parçası olarak, özellikle ”Yenilikçi Birlik” ve “Kaynak Verimli Avrupa” girişimlerinin hedeflerine katkıda bulunması amacıyla Komisyon tarafından kabul edilen Avrupa İçin Biyoekonomi Strateji ve Eylem Planında, biyoçeşitlilik ve çevrenin korunması sağlanırken, sürdürülebilir tarım ve balıkçılık, gıda güvenliği, yenilenebilir biyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımı için talepleri uzlaştıran, daha yenilikçi (inovatif) ve düşük emisyonlu ekonomi hedeflenmektedir.

Çevre Eylem Programı ve Atık Yönetimi 20 Kasım 2013 tarihinde kabul edilen ve 31 Aralık 2020 tarihine kadar geçerli olması öngörülen “Gezegenin Sınırları İçinde, Daha İyi Yaşamak” başlıklı yeni program, AB’nin kısa, orta ve uzun dönemli çevre politikaları için bütüncül bir çerçeve çizmekte, 2050 yılı vizyonunu ortaya koymakta, dokuz öncelikli hedef belirlemekte ve bu hedeflere ulaşmak için 2020 yılına kadar yapılması gerekenleri sıralamaktadır.

Güvenli ve sürdürülebilir küresel bir toplum için örnek teşkil edecek şekilde, düşük karbonlu büyümemiz, uzun zamandır kaynak kullanımından bağımsızlaşmış …” şeklinde ifade edilmektedir (7 th Environment Action Programme, 2012). 7. Çevre Eylem Programı’nın dokuz önceliğinden biri olan

“Birliği kaynak-verimli, yeşil, rekabetçi düşük karbon ekonomisi haline getirmek” önceliği altında; kaynak verimliliğine odaklı, düşük karbonlu ekonomi modeline geçiş için

  • İklim ve enerji hedeflerine ulaşılması için iklim ve enerji paketinin tam uygulanması,
  • Ürünlerin yaşam döngüsü performanslarının önemli ölçüde artırılması,
  • Gıda atıklarının azaltılması ve biyokütlenin daha sürdürülebilir kullanımı gibi konuları da kapsayacak şekilde tüketimin çevresel etkilerinin azaltılması hedeflerine ve özel olarak da atığı kaynağa çevirme konusuna odaklanıldığı görülmektedir.

Atık hiyerarşisiyle uyumlu olarak, 7. Çevre Eylem Programı AB Atık politikası ile ilgili aşağıdaki hedefleri belirlemiştir;

  • Oluşan atık miktarının azaltılması ile yeniden kullanım ve geri dönüşümün maksimize edilmesi,
  • İnsinerasyonun geri-dönüştürülemeyen materyallerle sınırlandırılması,
  • Düzenli depolamanın yalnızca geri dönüştürülemeyen ve geri kazanılamayan atıkla sınırlandırılması ve
  • Tüm AB üye devletlerinde atık politikası hedeflerinin tam olarak uygulanmasının sağlanmasıdır.

6. Başarılı Bir Sıfır Atık Örneği verebilir misiniz?

Florida’da çevre dostu bir fabrika, okyanuslar için de besin kaynağı sağlayarak kendi adına doğaya nasıl en az zarar veririmin çözümünü bulmuş: Biyolojik olarak bozunabilir altılı şişe halkaları normalde hayvanlara çok büyük sıkıntılar yaşatırken, bu sefer sulardaki yaban hayatı için besin görevi görüyor. Firmanın ürettiği şişe halkaları atık olmaktan çıkıp, bir başka canlı için de besin kaynağı oluyor. Doğanın döngüselliğini de görebileceğimiz bu örnek, gerçek bir sıfır atık örneği.

Kendi Yaşam Tarzımız İçin;
İnsanlar sürekli olarak maliyetlerini düşürmeye, günlük işlerini optimize etmeye ve “akıllı” olmaya çalışırken, “sıfır atık” bir trend haline geliyor. Evde sıfır atık gerçekten mümkün mü? Her şey satın alma kararları, uygun planlama ve malzemelerin evinize nasıl ve ne şekilde girdiğine dair bir sistem kurmakla başlar. Sonunda, çoğunlukla bilinçli alışveriş ve evde uygun atık ayırma meselesidir. Şehirlerimiz ve belediye atık yönetim sistemlerimizin sıfır atığı yaygınlaştırmaya yönelik kat etmesi gereken daha çok yol var ve misyonumuz bu tartışmayı Avrupa düzeyinde ilerletmektir. O zamana kadar maliyetlerinizi kısmak, daha akıllı yaşamak ve çevresel ayak izinizi azaltmak için yapabileceğiniz birçok şey var.

Sıfır atığı benimsemek: Sıfır atık yaklaşımı, ürünlerin kapalı, döngüsel bir sistemde sorumlu bir şekilde üretilmesini, tüketilmesini ve bertaraf edilmesini gerektirir. Bu, kaynakların mümkün olduğunca yeniden kullanılması veya geri kazanılması ve hava, toprak veya su kirliliğini en aza indirmemiz anlamına gelir.

Sıfır atık elde etmek, her düzeyde eylem gerektirir: Ürünler dayanıklı olacak şekilde tasarlanmalı ve daha az ve düşük etkili malzeme gerektirmelidir. Üreticiler, daha az kaynak yoğun üretim ve taşıma yöntemlerini tercih ederek kirliliği ve atıkları daha da sınırlayabilir. Reklam yapmak ve talebi yakından yönetmek, ürünlerin yaşam döngüleri boyunca sıfır israfı daha da sağlayabilir.

Tüketiciler ayrıca, alışkanlıkları değiştirerek ve ürünleri uygun şekilde elden çıkarmadan önce mümkün olduğunca çok kez yeniden kullanıp onararak sıfır atık sağlanmasında çok önemli bir rol oynayabilir.

Sıfır Atık Yaklaşımı İçin Temel İlkeler

Döngüsel bir ekonomide, kaynaklar ve malzemeler, yüksek düzeyde değere sahip metalar olarak görülür ve bu üç temel ilkeye bağlı kalınmalıdır: azaltma ve yeniden kullanma, döngüsellik için tasarım ve ayrı toplama ve döngüyü kapatma.

Azaltın ve yeniden kullanın;
En iyi atık, ilk etapta üretilmeyen atıktır. Bu nedenle, tasarım aşamasında müdahale, belediyelerin olmaması gereken çok fazla atığı yönetmek zorunda kalmasını önlemek için kilit önemdedir. Şehir yetkililerinin, örneğin eğitim, yeniden kullanılabilir alternatifleri teşvik etme ve hatta sorunlu malzemeleri yasaklama yoluyla azaltma ve yeniden kullanma girişimlerini kolaylaştırmada önemli bir rol oynayabileceği çok sayıda yol vardır. “En iyi atık, ilk etapta üretilmeyen atıktır.”

Döngüsellik için tasarım;
Bir ürün veya ambalaj, atık haline gelmeyecek ve artık kullanılmadığında değerinin mümkün olduğunca çoğunu koruyacak şekilde tasarlanmalıdır. Yeniden kullanılamayan, tamir edilemeyen, yenilenemeyen, geri dönüştürülemeyen veya kompostlanamayan bir öğe yeniden tasarlanmalı veya ekosistemden çıkarılmalıdır. Sıfır atık yaklaşımıyla, farklı atık türleri çok görünür hale gelir. Bu, geri dönüştürülemeyen zararlı atıkları belirlemeye, geri dönüşüm sistemlerini kirletmeyeceğinden emin olmaya ve gelecekte bu ürünleri yeniden tasarlamaya yardımcı olabilir.

Halihazırda döngüsellik için tasarlanmış olabilecek bazı ürünler var, ancak atık toplama ve arıtma sistemleri bunları henüz yönetemiyor. Bu durumlarda, belediyelerin, bu tür ürünlerin atık olarak sonlanmamasını sağlamak için özel toplama ve geri dönüşüm sistemleri (ör. tersine lojistik) kurmak üzere üreticiyle birlikte çalışması önemlidir.

Ayrı toplama ve döngüyü kapatma;
Böylece önlenebilir atıklardan kaçınılmış ve önlenemeyen atıklar döngüsel olacak şekilde tasarlanmıştır. Sıradaki ne? Geriye kalan görev, bir sonraki kullanım için değerlerini korumak için malzeme veya ürünleri en etkili şekilde toplamaktır. Kaldırım kenarı toplama, para yatırma ve geri ödeme şemalarının yanı sıra vergi ve fiyat teşvikleri, maksimum yakalama oranlarını ve malzemelerin en düşük maliyetle temiz bir şekilde ayrılmasını sağlamak için en güçlü ve etkili araçlardan bazılarıdır. Etkili ayrı toplama sistemleri, %80’lik geri dönüşüm oranlarıyla sonuçlanabilir.

Ayrıca üreticiler, ürünlerinin ürettiği atıkların toplanması ve arıtılması masraflarını karşılamaktan sorumlu tutulmalıdır. Bu, işletmeleri kolayca onarılabilen, yeniden kullanılabilen veya geri dönüştürülebilir malzemelerden yapılmış ürünler tasarlamaya teşvik eder. Atık üretimi azaldıkça ve geri dönüşüm oranları arttıkça, depolama alanları veya yakma fırınları gibi bertaraf altyapılarını aşamalı olarak kaldırmalıyız.

Atık yönetimini iyileştiren sistemlerin benimsenmesi:

  • Artık atık akışlarının seçilmesi ve araştırılması,
  • Daha fazla geri dönüştürülebilir malzemenin geri kazanılması,
  • İşlenmemiş organik atıkların dengelenmesi,
  • Ön işlemden geçirilmiş atıklar için geçiş depolama kapasitelerinin kullanılması ve
  • Ön arıtma sahalarını stabilize etme, yönetme ve kompost ve geri dönüşüm sahalarına uyarlamadır.

Gelecek için önümüzde fazla seçenek yoktur, dünyaya olan sorumluluğumuz hiçbir canlıyı dışarıda bırakmadan doğa dostu olarak yaşamak zorundayız, bunun için de adına ne derseniz deyin atıklarımızı yönetmek, kaynaklarımızı korumak, ekosistem hizmetlerinin değerini bilmemiz gerekmektedir. Halk, kurumlar ve kanun yapıcılar hep birlikte sıfır atık mottosuyla gerçek anlamda eğitim ile anlatarak, uygulayarak ve izleyip geliştirerek atık yönetimi çevresel deformasyonu önleme ve iklim değişikliğini durdurmada önemli bir adım olacaktır.

Prof. Dr. Yüksel Ardalı

1987 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü’ne araştırma görevlisi olarak, 1998 yılından itibaren de Çevre Mühendisliği Bölümü’nde Yardımcı Doçent olarak katılmıştır. 2000-2006 yılları arasında Doçent olarak ve 2006 yılından itibaren de Ondokuz Mayıs Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nde Profesör olarak görev yapmaktadır. 2000 yılında NATO programı ile Çek Cumhuriyeti’nde Tehlikeli Atık remediasyon atölyesine katıldı ve 2016 yılında İngiltere Newcastle Üniversitesi İnşaat Mühendisliği ve Yerbilimleri Okulu’nda üç ay misafir öğretim üyesi olarak görev yaptı. Üniversite karbon yakalama bahçeleri projesinde görev aldı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi dekanlığı, rektör danışmanlığı, sıfır atık koordinatörü, eğitim ve etkinlik komisyonu üyesi ve çeşitli idari görevler yaptı. Halen OMÜ Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü görevi yapmaktadır.

Admin

Admin
ADMINISTRATOR
PROFILE

Son Yazılar