Lojistik, ürünlerin başlangıç noktasından, son tüketiciye ulaştırılmasına kadar olan süreçlerin planlanması, uygulanması, taşınması, depolanması ve kontrol altında tutulması hizmetidir.
Lojistik, ürünlerin başlangıç noktasından, son tüketiciye ulaştırılmasına kadar olan süreçlerin planlanması, uygulanması, taşınması, depolanması ve kontrol altında tutulması hizmetidir. Çoğu zaman depolama ve fiziksel dağıtım ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde lojistik hizmetleri, yoğun insan iş gücüne dayanmakta olup, teknolojik uygulamalar yetersizdir.
Ürünlerin dağıtımı sırasında geçici stok noktaları olarak kullanılan depolar, lojistik hizmetlerinin etkin yürütülmesinde, tedarik zincirinin parçalarını birbirine bağlayan noktalar olarak önemli katkıda bulunurlar. Depolama işlerinin ham maddesi sayılabilecek ürün ve malzemeler depo içerisinde raflarda veya istiflenmiş vaziyette saklanır. Ürünlerin sürekli devinim içerisinde olduğu depolarda; malzemelerin depolara kabulü, depo içerisinde sevki ve depodan sevkiyatı çeşitli teknolojik kaldırma ekipmanları yardımıyla gerçekleşmektedir. Sektörde bu teknolojik ekipmanların kullanımı giderek yaygınlaşsa da insan işgücünün yerini tamamen alması söz konusu olamamaktadır.
Çalışan sağlığı ile çalışma ortamı güçlü bir şekilde ilişkilidir. Lojistik sektörünün temel faaliyetleri olan taşıma ve depolama işlerinde çalışanlar, raflardan sipariş toplama işlemi yapar, karton/koli gibi paketleri hareket ettirme, ambalaj malzemelerine uzanma ve bunun gibi farklı aktiviteler gerçekleştirirler. Bu işler doğru yapılmadığında, çalışanların işyerindeki fiziksel ortamlarının, iş ekipmanlarının ve iş süreçlerinin, vücutlarının yapısına uyumlu olmamasından kaynaklanan ergonomik riskler oluşur ve sağlık sorunlarına neden olurlar
Günümüzde çalışanlarda, çalıştıkları iş dolayısıyla ortaya çıkan ve çalışma ortamı koşullarının neden olduğu ‘işe bağlı hastalıklar’ kaçınılmaz olarak görülmektedir. Elle taşımanın yoğun olarak sürdürüldüğü depolama faaliyetlerinde sürdürülen işlerin yüksek tempolu ve yorucu olması, zaman baskısının bulunması, depolanan maddelerin türüne göre uzun süre toz ya da kimyasallara maruz kalınması, işlerin uygun olmayan çalışma duruşlarını gerektirmesi, yetersiz ara ve dinlenme süreleri çalışanlar açısından çeşitli sağlık riskleri doğurmaktadır.
Bu faktörlerin yanı sıra işin sürdürümü sırasında ortaya çıkan tekrarlamalı hareketler ve/veya titreşime maruziyetin varlığı ve çalışma ortamının özellikleri de riskleri arttırmaktadır. Çalışanın fiziki yapısının, yapılacak işi yürütmeye uygun olmaması durumunda da işe bağlı sağlık sorunlarının görülme sıklığı artmaktadır.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre işe bağlı sağlık sorunu yaşayanların yaklaşık % 25’inin sırtı veya beli etkileyen kemik, eklem ve kas rahatsızlıklarına maruz kaldığı belirlenmiştir. Lojistik sektöründe de işe bağlı sağlık sorunlarının başında Kas İskelet Sistemi ile ilgili olanlar gelmektedir. Ürünlerin fiziksel dağıtımı sırasında uzun süre araç kullanan şoförler, planlama faaliyetlerinde uzun süre oturarak çalışmak ve ofis ekipmanlarını kullanmak durumunda kalan ofis çalışanları, depolama faaliyetleri sırasında iş ekipmanı kullanan operatörler ile ayakta çalışmak ve elleçleme yapmak durumunda kalan çalışanların tümü kas iskelet sisteminde sağlık sorunlarına neden olabilecek süreçlere maruz kalmaktadır.
İşle ilgili kas iskelet sistemi rahatsızlıkları (İKİSR) genellikle fiziksel çaba ile ilişkili olup, dünyanın her tarafında en yaygın görülen sağlık problemlerinden birisidir. Tüm kas iskelet sistemi hastalıklarının yaklaşık %30’u işe bağlıdır. Yine meslek hastalıkları ve iş kazalarının neden olduğu tüm işgünü kayıplarının da %34 ünün kas iskelet sistemi hastalıkları olduğu görülmektedir Dolayısı ile çalışanlarda yorgunluk. bitkinlik, iş kazalarında artma, motivasyonda ve verimlilikte düşüş de görülebilir. Çalışanlar arasında oldukça sık rastlanan ve işgücü kayıpları bakımından en pahalı hastalıklardan biri olan kas iskelet sistemi rahatsızlıklarının önlenmesi ve tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım gerekmektedir.
Çalışanları böylesine etkileyen kas iskelet sistemi rahatsızlıklarından korunmak çalışma ortamında gerçekleştirilecek iyileştirmeler ve eğitimler ile çok büyük ölçüde mümkündür. Depolarda ergonomik risklerin anlaşılması ve azaltılması büyük önem taşır.
Ergonomi ve kas iskelet sistemi hastalıkları konusunda uluslararası mevzuat oldukça geniş ve kapsamlıdır. Bunların başında ILO sözleşmeleri ve AB Direktifleri gelmektedir, ayrıca uluslararası standartlar da önem taşımaktadır.
Gelişmiş ülkelerde, İKİH’den korunmak için yapılan çalışmalar ve yasal düzenlemelerle, korunma ve ergonomi konusunda toplum bilinci oluşmuş iş yerlerinde ergonomi ve ergonomik eğitimler hızla yaygınlaşarak uygulanmaya başlamıştır.
Ülkemizde ise, işe bağlı kas iskelet sistemi hastalıkları yasalarda meslek hastalığı olarak kabul edilmekle birlikte işe bağlı kas iskelet sistemi hastalıklarının sıklığı, risk etkenleri, iş günü kaybı, sigorta tazminatları, maliyeti, korunma eğitimi ve ergonomik girişimlerin etkinliği konusunda çalışmalar olmakla birlikte oldukça yetersizdir. 4857 Sayılı İş Yasasında İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili yönetmeliklerde değişiklik yapılmış, Örneğin ‘Ekranlı Araçlarla Çalışanlara Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik’ , ‘Elle Taşıma İşleri Yönetmeliği’ gibi yönetmelikler ile işveren işyerinde mesleki risklerin belirlenmesi, önlenmesi, çalışanların korunma eğitimi ve iş yerinde ergonomik girişimleri uygulama konusunda yükümlü kılınmıştır.
Bu yaklaşım sadece yeni hastalıkların önlenmesini değil aynı zamanda hali hazırda kas ve iskelet sistemi hastalıklarından şikâyeti olan çalışanların işyerinde tutulması, rehabilitasyonu ve yeniden iş hayatına kazandırılmalarını da sağlayabilecektir.
Depolarda ergonomik risklerin azaltılması veya önlenmesi için, depo yöneticileri ve çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği konularında eğitilmesi, ergonomik ekipmanların kullanılması, iş süreçlerinin düzenlenmesi ve düzenli mola verilmesi gibi önlemler alınmalıdır. Ergonomik iyileştirmeler, çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumakla kalmaz, aynı zamanda iş verimliliğini ve iş memnuniyetini artırabilir. Bu nedenle, işyerlerinde ergonomik risklerin önlenmesi için sürekli çaba gereklidir.








