2012 yılında 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun kabul edilmesi aslında başlı başına önemli bir gelişmedir, memnuniyet vericidir.
Prof. Dr. Sefer Aycan / Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı
2012 yılında 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun kabul edilmesi aslında başlı başına önemli bir gelişmedir, memnuniyet vericidir. Elbette kanunların eksikleri olabilir, daha iyisini de yapmak mümkündür. Ama Kanuna genel olarak bakmak, amacına ve kapsamına bakılarak değerlendirme yapmak gerekir. Amaç ve kapsamı olumludur. Bu nedenle böyle bir kanun çıkmış olması genel anlamda memnuniyet vericidir.
En Olumlu Yanları Nedir?
6331 sayılı Kanunun en olumlu yanlarından birisi iş yerlerini ayırmadan tüm iş yerlerini kapsamasıdır. Kamu ve özel ayrımı yapılmadan bütün iş yerlerini kapsıyor olması çok olumludur. Yasada belirtilen ve kapsam dışı olan iş yerleri hariç olarak tüm iş yerlerini, özellikle de kamu iş yerlerini kapsama alması çok değerlidir. Yıllarca kamu bu konuya ilgisiz kalmıştır. Oysa kamu iş yerleri daha önce bu konuya dâhil olmalıydı ve örnek olmalıydı.
Bütün iş yerlerini, iş kollarını da kapsaması diğer olumlu yöndür. İş yerleri arasında ayırım yapılmaması gerekir. Çünkü her iş yeri ve her iş çalışanın sağlığını az ya da çok etkilemektedir. Bu genel ilke doğrultusunda iş ve iş yeri arasında ayırım yapılmamalıdır. Her iş ve iş yerinin yasanın kapsamına alınması son derece önemli bir gelişmedir.
Yasanın diğer olumlu yanı ise; “çalışan” kavramıyla her çalışanı kapsama almasıdır. İş yerindeki pozisyonu ne olursa olsun işveren dışındaki herkes çalışandır ve risklere sahiptir. Bu nedenle “çalışan” ifadesi doğru bir yaklaşımdır. Ayrıca yasada çırak ve stajyerlerin de belirtilerek kapsama alınmış olması da çok doğru olmuştur.
Bu iki konu genelinde yasanın kapsamını ve kapsama alınan tüm iş yerleri ve çalışanları yaklaşımını doğru buluyor ve destekliyorum.
Yasanın amacını da doğru buluyorum. Böyle bir yasaya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Elbette yasada eksiklikler olabilir. Bu eksiklikler bilerek veya bilmeyerek olabilir. Bilerek yapılan eksiklikler tartışılabilir, var olan kaygılar giderilebilir. Farkında olmadan yapılan yanlışlık ve eksiklikler de öneriler doğrultusunda düzenlenmelidir.
Yasayla İlgili Yaşanan Olumsuzluklar Nedir?
Yukarıda da belirttiğimiz gibi yasanın amaç ve kapsamını doğru buluyoruz. Diğer maddelerde var olan eksiklikler veya sektörel bazda olan ve olacak eksiklikler karşılıklı anlayışla mutlaka giderilmelidir. Bunların tartışmasına da girilmeyecektir. Burada üç büyük olumsuzluktan söz edilecektir.
Yasanın Bazı İş Yerlerinde Uygulanmasının Ertelenmesi
Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren günümüze kadar sürekli Kamu Kuruluşlarında ve 50’den az işçi çalıştıran az tehlikeli iş yerlerinde uygulamasının ertelenmesi en önemli sorunlardan biridir.
Bu tutarsızlıktır ve yasanın özüne, anlayışına aykırıdır. Erteleme yaklaşımı sakat bir yaklaşımdır. Yasa derhal tüm iş yerlerinde uygulamaya geçmelidir. Ancak böyle iyileşme sağlanabilir. Sürekli uygulamanın ertelenmesi yasaya ve kamuya olan güveni sarsmaktadır. Yasayı kurtarmak, hatta güçlendirmek için iş sağlığı ve iş güvenliğini geliştirmek için yasa derhal tüm iş yerlerinde uygulanmalıdır.
Hatta kamu örnek olmalıdır. Kendisi olumlu örnek davranışlar göstererek özel sektöre de rehber olmalıdır. Ayrıca Kamu İş Sağlığı ve İş Güvenliği Birimi kurarak özel iş yerlerine ücret karşılığı iş sağlığı ve iş güvenliği hizmeti vermelidir.
Yasanın İş Sağlığı ve İş Güvenliği Alanındaki Sorunları Çözemeyeceği Algısı
Bu yasayla ilgili belki de en büyük sorundur. Çalışanlarda özellikle olmak üzere var olan bu algı, çok tehlikeli ve önemlidir. Bu algı nereden doğmuştur? Haklı mı, haksız mı? Elbette bu durum tartışılabilir. Fakat böyle bir algı varsa dikkate alınmalıdır.
Bu algı nereden doğmuştur? Haklı mı, haksız mı? Elbette bu durum tartışılabilir. Fakat böyle bir algı varsa dikkate alınmalıdır.
Yasanın hiçbir sorunu çözmeyeceği algısı tehlikeli bir algıdır. Bu algı durup dururken olmamıştır. Herhalde genel bakış açılarındaki yanlışlıklar, konuya ilişkin yaklaşımlar, uygulamada beklenen iyileşmelerin sağlanmaması, iş yerlerinde kazaların devamı, meslek hastalıklarına genel yaklaşımdaki yanlışlıklar, kamunun konuya bakışı, işverenin bakışındaki yanlışlıklar gibi birçok neden buna sebep olmuştur.
Genel kanaat yasanın yasak savdığı, göstermelik kaldığı yönündedir. Yaptırımların uygulanmaması, denetimlerin yetersiz kalması moralleri bozmakta ve yasayla ilgili beklentileri, olumlu beklentileri ortadan kaldırmaktadır.
Yasanın göstermelik olmadığını, yasadaki her konuya önem vererek göstermeliyiz. İş sağlığında, iş güvenliğinde çalışacak elemanların eğitimine, denetimlerine, kurulların işlemesine, alınan kararların uygulanmasına önem vermeli ve iş yerlerini izlemeliyiz. İş sağlığı ve iş güvenliğini tüm kesimlere ve tüm iş yerlerine yerleştirmeliyiz.
İş Sağlığı ve İş Güvenliği Alanında Çalışacak Kişilerin Güvence Sorunu
Yasanın en önemli eksiklerinden biri iş sağlığı ve iş güvenliği alanında çalışacak kişilerin güvencesidir.
İş yerlerinde iş sağlığı ve iş güvenliği anlayışının yerleşmesi, etkili olması, gerekenlerin yapılması için bu güvence işi düzeltilmelidir. Yoksa bu kişilerden etkili bir şekilde hizmet beklemek gerçekçi değildir. Bağımsız bir kurul oluşturulmalıdır. Elbette iş yeri sağlığı biriminin giderleri, iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının ücretleri işveren tarafından karşılanmalıdır. Fakat iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı işveren baskısından kurtarılmalı ve işi en iyi şekilde yapması sağlanmalıdır.
Ayrıca bu bağımsız kurul iş yeri hekimini ve iş güvenliği uzmanını denetlemeli ve takip etmelidir. Görevini doğru yapması açısından izlenmelidir. Görevini gerçek manada yapmayan kişileri gerekiyorsa işine son vermekte bu bağımsız kurulun yetkisinde olmalıdır.
Önemli olan sağlıklı iş yeri ortamı oluşturmak, çalışanları meslek hastalıklarından ve iş kazalarından korumaktır. Bu anlayış herkesin anlayışı ve önceliği olmalıdır. O zaman her sorun mutlaka çözülecektir.








