Şoförler çalışmaları esnasında sağlık ve güvenlik tehlikeleri ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu tehlikeler; stres, şiddet, gürültü, titreşim, yalnız çalışma, yorgun ve uykusuz halde…
Prof Dr. A. Ferdane Oğuzöncül
Arel Üniversitesi, Halk Sağlığı Bölüm Başkanı
Şoförler çalışmaları esnasında sağlık ve güvenlik tehlikeleri ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu tehlikeler; stres, şiddet, gürültü, titreşim, yalnız çalışma, yorgun ve uykusuz halde araç kullanma ve alkollü araç kullanma olarak görülmektedir (1).
“Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelik” gereğince, sürücü adaylarının genel sağlık muayeneleri pratisyen tabip veya uzman tabip tarafından bu Yönetmelik hükümlerine göre yapılır. 26 Eylül 2006 İçişleri Bakanlığı tarafından “Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelik” çıkartılmıştır(2).
Şoförlerde sağlık gözetimi derken, taşımacılık sektörü öne çıkmaktadır. Bu sektör hem ekonomik hem de toplumsal yaşamın sürdürülebilirliği için hayati öneme sahiptir. Türkiye’de yük ve yolcu taşımacılığında görev alan yüz binlerce şoför, uzun süre araç kullanmakta, vardiyalı ve düzensiz saatlerde çalışmakta, stresli ve ergonomik olmayan koşullara maruz kalmaktadır. Bu nedenle şoförlük mesleği yalnızca bir ulaşım hizmeti değil, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) açısından da özel değerlendirme gerektiren bir meslek grubudur(3).
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, meslek hastalıkları ve iş kazalarının önemli bir kısmı taşımacılık sektöründe meydana gelmektedir. Özellikle ticari araç sürücüleri, genel popülasyona kıyasla 2-3 kat daha yüksek kaza riski taşımaktadır(4).
Şoförlerde Sağlık Gözetiminin Önemi
Sürücü sağlığı yalnızca bireysel değil, aynı zamanda kamu güvenliği açısından da kritik önemdedir. Uzun süreli oturma, tekrarlayan hareketler, yüksek dikkat yükü ve vardiyalı çalışma; kas-iskelet sistemi hastalıkları, kardiyovasküler rahatsızlıklar ve psikososyal sorunlara yol açabilmektedir(5).
Ayrıca ani gelişen hipoglisemi, epilepsi nöbeti, görme kaybı veya bilinç kaybı gibi sağlık sorunları, sürüş sırasında trafik kazalarına neden olabilir. Bu nedenle sürücülerde işe girişte ve belirli periyotlarla sağlık kontrolleri yapılması hayati öneme sahiptir(6).
Türkiye’de Mevzuat ve Sağlık Gözetimi
6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
Türkiye’de yasal çerçevede sürücülere yönelik olarak sağlık gözetimi uygulamaları, çeşitli yönetmeliklerle şekillendirilmiştir. Başta “Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelik” olmak üzere, Karayolları Trafik Yönetmeliği, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve bazı alt sektör mevzuatları, sürücü sağlığının gözetilmesini zorunlu kılmaktadır(7). 6331 sayılı Kanun’un 15. maddesi, işverenin çalışanları işe girişte ve periyodik aralıklarla sağlık muayenesinden geçirmesini zorunlu kılmaktadır. Ayrıca, iş kazası sonrası veya uzun süreli hastalık nedeniyle işten uzak kalan çalışanlar, işe dönmeden önce sağlık kontrolünden geçirilmelidir(8).
Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmelikleri
Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği, sürücü sağlığı ile doğrudan bağlantılıdır. Ticari araç sürücülerinin psikoteknik değerlendirme raporu almaları zorunlu tutulmuştur ve bu raporun 5 yılda bir yenilenmesi gerekir. Bu testlerde sürücünün dikkat, refleks, hafıza, muhakeme ve psikomotor becerileri değerlendirilir(9).
Ayrıca yeni sürücü adayları için Sürücü Olur Raporu istenir. Epilepsi, ileri derece görme bozukluğu veya ciddi kardiyovasküler hastalık gibi durumlar sürücülüğe engel teşkil etmektedir(10).
Sağlık Bakanlığı Düzenlemeleri
Sağlık Bakanlığı’nın 2015 tarihli “Sürücü Sağlık Raporları Rehberi”, sürücülerde sağlık değerlendirmesinin hangi kriterlere göre yapılacağını ayrıntılı şekilde düzenlemektedir. Özellikle diyabet, hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar ve psikiyatrik bozukluklar sürüş güvenliği açısından kritik görülmektedir (11).
Avrupa Birliği Direktifleri ve Uyum Süreci
Türkiye’nin AB üyelik müzakereleri kapsamında, Avrupa Komisyonu’nun 2006/126/EC sayılı Sürücü Belgeleri Direktifi ‘ne uyum sağlaması gerekmektedir. Bu direktif, ticari sürücülerin sağlık muayenelerinin daha sık aralıklarla yapılmasını öngörmektedir (12).
Uzun Yol Şoförlerinde Sağlık Riskleri
Kas-İskelet Sistemi
Uzun süreli oturma, titreşim ve kötü postür; bel fıtığı, boyun düzleşmesi ve diz osteoartriti gibi sorunlara neden olmaktadır. Çalışmalarda uzun yol şoförlerinin %60’ından fazlasında bel ağrısı rapor edilmiştir (10). Ayrıca, sürekli direksiyon tutma hareketi nedeniyle karpal tünel sendromu ve tenisçi dirseği gibi aşırı kullanım yaralanmaları da sık görülmektedir (13).
Kardiyovasküler Hastalıklar
Düzensiz beslenme, fiziksel hareketsizlik ve stres; hipertansiyon, obezite ve kalp hastalıklarını artırmaktadır (14). Ticari sürücülerde koroner arter hastalığı riski genel popülasyona göre %40 daha yüksektir. Özellikle uzun mesai saatleri ve vardiyalı çalışma, metabolik sendrom gelişimini hızlandırmaktadır (15).
Psikososyal Sorunlar
Yalnızlık, düzensiz uyku ve sosyal izolasyon; depresyon, anksiyete ve dikkat sorunlarına yol açmaktadır. Uykusuzluk refleksleri zayıflatmakta, trafik kazası riskini artırmaktadır (16). Uyku apnesi sendromunun uzun yol şoförlerinde prevalansı %28’e kadar yükselmektedir (17).
Şoförlük mesleği, doğası gereği yüksek düzeyde işle ilgili stres faktörleri barındırmaktadır. Uzun çalışma süreleri, düşük ücret, sosyal izolasyon, iş organizasyonundaki yetersizlikler ve çevresel zorluklar gibi çok sayıda unsur, sürücülerin fiziksel ve ruhsal sağlığını olumsuz etkilemektedir. Ayrıca, şoförlerin görev sırasında fiziksel ve psikolojik şiddete, tacize ve zorbalığa maruz kalma riskleri de oldukça yüksektir. Bu tür stresörlerin, iş performansı ve yaşam kalitesi üzerinde belirgin olumsuz etkileri bulunmaktadır (1).
Görme ve Dikkat Bozuklukları
Göz yorgunluğu, katarakt ve gece görüş bozuklukları sürüş güvenliğini doğrudan etkilemektedir. Trafik kazalarının sık yaşandığı ülkemizde göz muayenelerinin periyodik yapılması ile en azından sürücü hatalarından kaynaklanan oldukça önemli bir faktörün ortadan kaldırabileceği düşünülmektedir. Özellikle 40 yaş üstü sürücülerin düzenli göz muayenesinden geçmeleri önerilmektedir(18). Dijital göz yorgunluğu ve mavi ışık maruziyeti de günümüzde artan bir sorun haline gelmiştir(19).
Metabolik ve Endokrin Bozukluklar
Düzensiz beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivitenin yetersizliği, taşımacılık sektöründe çalışan şoförlerde tip 2 diyabet gelişme riskini önemli ölçüde artırmaktadır. Şoförlerin çoğu, günün büyük bir bölümünü araç kullanarak geçirdikleri için sedanter bir yaşam tarzına sahiptir. Bu durum, glukoz metabolizmasında bozulmalara ve insülin direncine yol açabilmektedir (20). Türkiye’de yapılan kamu sağlık araştırmaları da şoförler gibi hareket kabiliyeti sınırlı meslek gruplarında diyabet prevalansının giderek arttığını ortaya koymaktadır (21).
Gastrointestinal Problemler
Şoförlerin değişken vardiya döngüleri, beslenme alışkanlıkları üzerinde doğrudan etkili olmaktadır. Özellikle düzensiz ve uzun süreli çalışma saatleri, yüksek kalorili, hazır ve düşük besin değerine sahip gıdaların tercih edilmesine yol açmaktadır. Bu durum, şoförlerde vücut ağırlığı artışı ve bel çevresi genişlemesi gibi obeziteyle ilişkili sağlık göstergelerinin kötüleşmesine neden olmaktadır. (22). Fast-food tüketimi, düzensiz öğün saatleri ve stres; gastrit ve reflü hastalığı gibi sindirim sistemi problemlerine yol açmaktadır
Şoför sağlığı gözetimi, bireysel sağlık, trafik güvenliği ve kamu sağlığı açısından stratejik bir öneme sahiptir.
ÖNERİLER
- Ticari sürücüler için periyodik muayeneler yasal zorunluluk olarak sıkı denetlenmelidir.
- 40 yaş üzeri sürücülerde yıllık göz ve kardiyovasküler taramalar yapılmalıdır.
- Psikososyal destek programları (örneğin stres yönetimi ve uyku hijyeni eğitimleri) hayata geçirilmelidir.
- İş yeri hekimleri sürücülere yönelik özel eğitimlerle güçlendirilmelidir.
- Araç içi ergonomi ve mola düzenlemeleri işverenler tarafından sağlanmalı ve denetlenmelidir.
- Telemedicine ve uzaktan sağlık izleme sistemleri yaygınlaştırılmalıdır.
- Sürücü sağlığı konusunda farkındalık kampanyaları düzenlenmelidir.
Kaynaklar:








