Solunum maskeleri, iş yerinde bizi görünmez tehlikelere karşı koruyan en önemli kalkanımızdır.
Diyar Aytekin
İş Güvenliği Uzmanı, İş Hijyenisti
Solunum maskeleri, iş yerinde bizi görünmez tehlikelere karşı koruyan en önemli kalkanımızdır. Ancak bir maske ne kadar koruyucudur? İşte asıl hikaye burada başlıyor. Bir maskenin koruma gücü, sadece filtresinin ne kadar iyi süzdüğüne değil, aynı zamanda bizim yüzümüzle ne kadar iyi “anlaştığına” bağlıdır. Biz bu anlaşmaya teknik dilde uyum faktörü (Fit Factor) diyoruz (NIOSH, 2004). Düşünün ki, maske ile yüzünüz arasında ufacık bir boşluk kaldı, işte o zaman o zararlı partiküller içeri sızmaya (Inward Leakage – IL) başlar ve tüm koruma boşa gider. Bu yüzden, OSHA bu kritik uyumu test etmemizi zorunlu kılıyor (OSHA, 1998).
Peki bu tam ve güvenilir korumayı nasıl sağlarız? Makalemiz, bu sorunun üç aşamalı bir reçetesi olduğunu savunuyor: Maske tasarımını en güncel yüz verileriyle yapmak, testlerdeki hata oranlarını minimize eden bilimsel yöntemleri kullanmak ve en nihayetinde laboratuvarda ölçülen Uyum Faktörünün (FF), gerçek iş yerindeki İşyeri Koruma Faktörü (WPF) ile gerçekten örtüştüğünü bilimsel olarak kanıtlamak.

Görsel 1. Solunum koruma süreci
Maskelerin Yüzlerle Tanışma Macerası: Tarihi Bir Yanılgı
Solunum maskelerinin yüzlerimize uyma macerasının küçük bir sırrını açığa çıkaralım. Eskiden, maskeler tasarlanırken kullanılan yüz ölçüsü kalıpları, yani antropometrik paneller, ilginç bir şekilde ordu verilerine dayanıyordu. Uzun yıllar boyunca, biz sivil çalışanlara uygun maskeler üretmek için 1960’lı yıllardaki askerlerin yüz ölçüleri kullanıldı (Los Alamos Ulusal Laboratuvarı – LANL panelleri). Yıllar geçtikçe uzmanlar bu durumu sorgulamaya başladı. Sonuçta ise yapılan bilimsel araştırmalar, bu eski panellerin artık günümüz ABD sivil iş gücünün yüz ölçülerini temsil etme yeteneğini kaybettiğini kanıtladı. Bu, piyasadaki birçok maskenin, tasarımsal olarak güncel yüzlere tam oturmaması anlamına geliyordu (Zhuang, Bradtmiller & Shaffer, 2007). Neyse ki bu büyük yanılgı düzeltildi. NIOSH (Ulusal Mesleki Güvenlik ve Sağlık Enstitüsü) kolları sıvadı, binlerce çalışanın yüzünü ölçtü ve günümüz sivil çalışanların %95’inden fazlasına uyacak şekilde yepyeni, bilimsel Bi-variate ve PCA panellerini geliştirdi. Bu sayede, artık maskeler daha doğru tasarlanıyor. Ama hikaye burada bitmiyor. Yüz ölçülerinin sadece zamanla değil, coğrafyayla da değiştiği ortaya çıktı. Örneğin, Çinli çalışanlar üzerine yapılan çalışmalar, onların yüzlerinin genellikle ABD’deki muadillerine kıyasla daha kısa ve daha geniş olduğunu gösterdi. Yani maske tasarımının bilimsel temelinin, hizmet ettiği popülasyona özgü olması gerekiyor (Chen et al., 2009). Kısacası, bir maskenin bizi koruması, yüzümüzün en başından doğru tasarlanmış bir kalıba uygun olmasına bağlı.

Görsel 2. Solunum koruma süreci
Uyum Testi Bir Defa Yeter mi? Hata Oranlarını Azaltan Yeni Protokoller
Peki, maskemiz yüzümüze tam oturdu. Sıra geldi, bu uyumun iş yaparken de bozulmayacağını kanıtlamaya. Solunum cihazı uygunluk testleri (Fit Test), tam da bu amaca hizmet ediyor. Yasal düzenlemeler (OSHA, 1998) bu testler sırasında, iş yerindeki hareketlerimizi taklit eden standart ve zorunlu sekiz egzersizin sırasıyla yapılmasını şart koşuyor: Normal ve derin solunum, başı sağa-sola/yukarı-aşağı çevirme, eğilme ve konuşma. Bu egzersizler, maskenin yüz mührünün hareket anında bütünlüğünü koruyup koruyamadığını ölçmek için hayati.
Ancak bilim insanları, bu testlerin kalbindeki bir soruna odaklandılar: Hata payı. Geleneksel olarak yapılan “tek takma/çıkarma” (single-donning) testleri, maalesef yüksek hata oranları taşıyabiliyordu. Ya uygun bir maske yanlışlıkla “başarısız” sayılıyordu (Alpha Hatası), ya da daha tehlikelisi, uygun olmayan bir maske şans eseri “başarılı” sayılıyordu (Beta Hatası). Bu hatalar, hem kaynak israfına hem de en önemlisi çalışanın güvenli olmayan bir maskeyle çalışmasına yol açıyordu. Bu soruna çözüm olarak, “Çoklu Takma/Çıkarma (Multi-Donning)” adı verilen yenilikçi bir yaklaşım önerildi. Bu yöntemde, maske beş kez takılıp çıkarılıyor ve her takmada ayrı ayrı Uyum Faktörü (FF) ölçülüyor. Yapılan analizler, bu titiz prosedürün, geleneksel yöntemlere kıyasla hem Alpha hem de Beta hata oranlarını yarıya indirme potansiyeline sahip olduğunu gösterdi (Campbell et al., 2005). Bu demek oluyor ki, korumanın güvenilirliği sadece maskenin uyumuna değil, aynı zamanda o uyumun tutarlı bir şekilde tekrar edilebilmesine de bağlı.
Nicel Uyum Faktöründen Gerçek Korumanın Kanıtı
Şimdi gelelim asıl soruya: Laboratuvarda ölçülen Uyum Faktörü (FF), bize gerçek iş yerindeki koruma (İşyeri Koruma Faktörü – WPF) hakkında ne kadar doğru bilgi veriyor? Bu, yıllardır solunum koruma alanında tartışılan temel bir ikilemdi. FF, kontrollü bir ortamda maskenin “potansiyel” korumasını gösterirken; WPF, çalışanın gerçekten kirli bir ortamda karşılaştığı “fiili” korumayı ifade eder. Geçmişteki çalışmaların çoğu, bu iki değer arasında güçlü bir ilişki kurmakta zorlanmıştı. Bu da, uyum testlerinin işe yarayıp yaramadığı konusunda şüpheler oluşturuyordu.
Ancak çığır açan bir araştırma, bu şüpheleri bilimsel olarak ortadan kaldırdı. Bir çelik dökümhanesi gibi zorlu bir iş yeri ortamında yapılan deneysel ölçümler, Kantitatif Uyum Faktörü (FF) ile İşyeri Koruma Faktörü (WPF) arasında anlamlı bir pozitif korelasyon (R2=0.55) olduğunu ispatladı (Zhuang et al., 2003). Bu bulgu, FF testlerinin, maskenin gerçek iş yeri performansı hakkında güvenilir ve güçlü bir tahmin aracı olduğunu bilimsel olarak doğrulamaktadır. R2=0.55 demek, WPF’deki değişkenliğin %55’inin, FF ile açıklanabildiği anlamına gelir. Bu da, teorinin pratikle güçlü bir bağ kurduğunu gösteren çok önemli bir kanıttır.
Ayrıca, bu uyumun zamanla nasıl bozulabileceği de incelenmelidir. Üç yıllık bir takip çalışması, N95 maske uyumunun zamanla kötüleşme eğilimi gösterdiğini belirleyerek, yasal zorunluluk olan yıllık uygunluk testinin bilimsel gerekliliğini desteklemiştir (Zhuang et al., 2016). Daha da ilginç bir bulgu ise, kullanıcının vücut yapısındaki değişikliklerdi. Yaklaşık 9 kg ve üzeri kilo kaybı yaşayan deneklerin önemli bir kısmı (%24), uygunsuz uyum riski taşımaya başlamıştır (Zhuang et al., 2016). Bu, maske uyumunun ne kadar hassas olduğunu ve işverenlerin, çalışanın yüz şeklini ciddi şekilde etkileyebilecek kilo kaybı gibi durumlarda, bir sonraki yıllık testten önce dahi erken yeniden test yapma sorumluluğunu bilimsel verilerle desteklemektedir.
Özetle, etkin solunum korumasına giden yol; güncel yüz anatomisine uygun tasarlanmış maskelerle başlar, hata payı azaltılmış ve hareketlere karşı dayanıklı test metodolojileriyle devam eder ve en sonunda, laboratuvar testinin gerçek korumayla olan kanıtlanmış korelasyonu ile tamamlanır. İşte korumanın bilimsel sağlamlığı, makalenin de başında bahsedilen bu üç kritik adımın birleşiminde gizlidir.

Görsel 3. Solunum koruma süreci
Kritik Analiz Ve Temel Çıkarımlar
Solunum koruma programlarının başarısı, bilim ve uygulamanın entegrasyonuna dayanır. Bu çalışma, sistemi güçlendiren üç kritik ayağı vurgular: Birincisi, maske tasarımlarının güncel yüz anatomisine (yeni NIOSH panelleri) göre optimize edilmesidir. İkincisi, “Çoklu Takma/Çıkarma” gibi yöntemlerle test hatalarının (Alpha/Beta) minimize edilerek güvenilirliğin artırılmasıdır (Campbell et al., 2005). Üçüncüsü ise, laboratuvar verilerinin (FF), gerçek saha korumasını (WPF) anlamlı düzeyde (R²=0.55) açıkladığının kanıtlanmasıdır (Zhuang et al., 2003). Ayrıca, 9 kg üzeri kilo kaybı gibi değişimlerin risk oluşturması (Zhuang et al., 2016), korumanın sadece yıllık testlere değil, sürekli fizyolojik takibe bağlı olduğunu da gösterir.

Görsel 4. Solunum koruma süreci
Bilim ve Güvenin Ortak Geleceği
Solunum koruyucularında “uyum” kavramı, teknik bir parametre olmanın ötesinde, çalışma hayatında güvenin ve insana verilen değerin en somut göstergelerinden biridir. Niceliksel verilerin (FF) sahadaki gerçek korumayı (WPF) %55 oranında açıkladığını görmek, elimizdeki bilimsel pusulanın ne kadar doğru çalıştığını müjdeliyor. Bu güçlü bilimsel zemin, daha güvenli ve sağlıklı yarınlar inşa etmek isteyen tüm paydaşlar için eşsiz fırsatlar sunuyor.
Mevzuat ve standartlar, gelişimin önünü açan en güçlü rehberlerdir. Düzenlemelerin, eski askeri veriler yerine güncel sivil iş gücünü temsil eden modern verilerle harmanlanması, iş sağlığı alanında küresel standartları yakalamamızı sağlayacaktır. “Maske sağlandı mı?” sorusundan “Maske kişiye özel koruma sağlıyor mu?” bilincine geçişi teşvik eden bir denetim anlayışı, tüm sektöre vizyoner bir liderlik yapacaktır.
Bu yeni bilimsel dönem, üreticilerimiz için ergonomi ve teknolojiyi buluşturma fırsatıdır. “Her yüze uyan tek maske” anlayışını geride bırakıp, NIOSH’un modern panelleri ışığında çeşitlendirilmiş, insan anatomisine saygılı tasarımlar geliştirmek, markaları sektörde öncü konuma taşıyacaktır. Üretilen her doğru maske, sadece bir ürün değil, kullanıcıyla kurulan güven temelli bir bağa dönüşebilir.
Solunum koruma programları, yaşayan ve gelişen bir güvenlik kültürünün kalbidir. Çalışanların kilo değişimi gibi fiziksel süreçlerinin dahi korumayı etkileyebileceğini bilmek, işverenlere dinamik bir sağlık gözetimi yapma imkanı tanır. Fit testlerini yıllık bir rutin olmaktan çıkarıp, çalışanın sağlığına yapılan stratejik bir yatırıma dönüştürmek; aidiyet duygusunu güçlendiren ve verimliliği artıran en değerli adımdır.
Bizler, bilimsel verileri sahadaki güvenli nefeslere dönüştüren köprüleriz. Gelişmiş test protokollerini (Çoklu Takma/Çıkarma gibi) uygulamak ve laboratuvar kanıtlarını sahada yaşatmak, mesleki yetkinliğimizin bir imzasıdır. Her çalışanın yüzüne tam oturan o doğru maskeyi bulmak, sadece bir işi tamamlamak değil, bir insanın yaşam kalitesine dokunmanın verdiği mesleki tatmindir.
Özetle; Etkin solunum koruması; güncel bilimin ışığında, insana odaklanan tasarımın ve hassas ölçümlerin oluşturduğu bir güven çemberidir. Maske yüzdedir, ancak bu özel güveni hissettirmek hepimizin ortak başarısıdır. Bilimsel verilerin rehberliğinde, her nefesin huzurla alındığı çalışma ortamlarını hep birlikte, gönül rahatlığıyla inşa edebiliriz.
Kaynaklar:
-
Bergman, M. S., Zhuang, Z., Xu, S. S., Rengasamy, S., Lawrence, R. B., Boutin, B., & Harris, J. R. (2019). Assessment of respirator fit capability test criteria for full-facepiece air-purifying respirators. Journal of Occupational and Environmental Hygiene, 16(7), 489-497.
-
Campbell, D. L., Coffey, C. C., Jensen, P. A., & Zhuang, Z. (2005). Reducing Respirator Fit Test Errors: A Multi-Donning Approach. Journal of Occupational and Environmental Hygiene, 2(8), 391-399.
-
Chen, W., Zhuang, Z., Benson, S., Du, L., Yu, D., Landsittel, D., Wang, L., Viscusi, D., & Shaffer, R. E. (2009). New Respirator Fit Test Panels Representing the Current Chinese Civilian Workers. Annals of Occupational Hygiene, 53(3), 297-305.
-
NIOSH (National Institute for Occupational Safety and Health). (2004). NIOSH Respirator Selection Logic. DHHS (NIOSH) Publication No. 2005-100.
-
OSHA (Occupational Safety and Health Administration). (1998). Appendix A to § 1910.134 – Fit Testing Procedures (Mandatory). 29 CFR 1910.134.
-
Zhuang, Z., Bergman, M., Brochu, E., Palmiero, A., Niezgoda, G., He, X., Roberge, R., & Shaffer, R. (2016). Temporal changes in filtering-facepiece respirator fit. Journal of Occupational and Environmental Hygiene, 13(4), 265-274.
-
Zhuang, Z., Bradtmiller, B., & Shaffer, R. E. (2007). New Respirator Fit Test Panels Representing the Current U.S. Civilian Work Force. Journal of Occupational and Environmental Hygiene, 4(9), 647-659.
-
Zhuang, Z., Coffey, C. C., Jensen, P. A., Campbell, D. L., Lawrence, R. B., & Myers, W. R. (2003). Correlation Between Quantitative Fit Factors and Workplace Protection Factors Measured in Actual Workplace Environments at a Steel Foundry. AIHA Journal, 64(6), 730-738.
-
Zhuang, Z., Liu, Y., Coffey, C. C., Miller, C., & Szalajda, J. (2015). Inward Leakage Variability between Respirator Fit Test Panels Part I. Deterministic Approach. Journal of Occupational and Environmental Hygiene, 12(11), 753-760.
-
Canva. (2025). Canva [Görsel Tasarım Aracı]. 10 Aralık 2025 tarihinde https://www.canva.com/ adresinden erişilerek görseller oluşturuldu.








