Fosil yakıtlar; kömür, doğalgaz ve petrol gibi yakıtların tümüne verilen isimdir. Günümüzde kullanılan enerjinin birçoğu fosil yakıtlardan sağlanmaktadır.
Fosil yakıtlar; kömür, doğalgaz ve petrol gibi yakıtların tümüne verilen isimdir. Günümüzde kullanılan enerjinin birçoğu fosil yakıtlardan sağlanmaktadır. Fosil yakıtlar; milyonlarca yıl boyunca, bitki ve hayvanların çürümesi ile ortaya çıkmıştır. Şu anda da yeraltında ısı ve basınç etkisi ile bu yakıtlar oluşmaktadır. Ancak, fosil yakıtların oluşma hızı, tüketilme hızlarından çok daha düşüktür. Bu nedenle yakın bir gelecekte tükenmeleri söz konusudur.
Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) verilerine göre, sanayileşme dönemi öncesindeki son 400 bin yılda atmosferdeki CO2 oranı 200 ile 280 ppm (milyonda bir birim) civarında seyretmiştir. Fakat sanayi devrimi sonrası ortaya çıkan yüksek enerji ihtiyacı ile birlikte bu oran yıllar içerisinde hızla artmaya ve doğal dengede bozulmalar meydana getirmeye başlamıştır. Bilim insanlarına göre atmosferdeki karbondioksit (CO2) oranının artışının temel nedeni insan kaynaklı faaliyetlerdir.
Fosil yakıtlar günümüzde, özellikle üretim, ısıtma, ulaşım ve diğer birçok faaliyette birincil enerji kaynağı olarak (yaklaşık %85) en çok kullanılan yakıt çeşididir. İnsan ve ürün taşınması, tüketilen birincil enerjinin yaklaşık %2’sini, CO2 emisyonlarının yaklaşık %23’ünü ve toplam küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %14’ünü oluşturmaktadır.
Sera etkisine sebep olan başlıca gazlardan olan CO2 değerleri 1880 yılında yaklaşık 291 ppm iken bu değer 2020 yılında %43 artarak 415 ppm değerine çıktı. Aşağıdaki grafikte bazı yıllarda yapılan CO2 ölçüm değerleri yer almaktadır.

Karbondioksit Oranının Artması Ne Anlama Geliyor?
Fosil yakıtların kullanımı sırasında ortaya çıkan CO2 salınımı ciddi problemleri de beraberinde getirmektedir. Atmosferde biriken CO2 miktarındaki artış, “küresel ölçekte iklim değişikliği” olasılığını meydana getirmektedir. Çünkü fosil yakıt kullanımının artması atmosferdeki CO2 gibi sera gazlarını artırmış ve bu yüzden 0,6 °C sıcaklık artışına bağlı olarak küresel ısınmaya neden olmuştur. Sera gazlarının yayılımına neden olan etkenler durdurulmaz ya da en aza indirgenmezse ilerleyen zamanlarla yüzey sıcaklığının 1,4°C ile 5,8°C arasında artacağı tahmin edilmektedir. Böylesi bir senaryonun gerçekleşmesi durumunda ise;
- Kuraklık riski,
- Rekor sıcaklıklar,
- Buzulların erimesi,
- Deniz suyu seviyesinin yükselmesi,
- Su taşkınları,
- Doğal ekosistem ve tarımsal faaliyetler başta olmak üzere pek çok olumsuz etkiye sebep olabilmektedir.
Alternatif Bir Kaynak: Elektrikli Araçlar
Tarihsel gelişimi 19. yüzyılda başlayan elektrikli araçlar, günümüzde özellikle, içten yanmalı motorların sebep olduğu sera gazlarının ve hava kirliliğinin artmasıyla popüler hale gelmiştir. Farklı elektrikli araç türleri üzerine yapılan çalışmalar da her geçen gün hızla artmaktadır. Dünya çapında elektrikli araç teknolojisinde gelişmeler yaşandıkça elektrikli araçlara olan talebin artacağı düşünülmektedir. Elektrikli araçların yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanması doğaya salınan zararlı gaz miktarlarını düşürürken, çevre kalitesinde de olumlu gelişmeler yaşatacak aynı zamanda petrol gibi tükenmekte ve pahalı olan enerji kaynaklarına olan bağımlılığı azaltacaktır.
Yapılan çalışmalar incelendiğinde taşımacılık sektörü, CO2 salınımının dünya genelinde %23’ünden, Türkiye’de ise %22’sinden sorumludur. Taşımacılık sektöründe lider olan işletmeler sektöre öncülük etmeye ve dünyaya karşı sorumluluk kapsamında iyileştirmeler yapmaya çalışmaktadırlar. Bu iyileştirme çalışmalarından biri karayolu taşımacılığında, fosil yakıtlara kıyasla çevreye daha az zarar verecek şekilde tasarlanmış alternatif yakıtlı araç kullanımını artırmaktır. Bunlardan biri de elektrikli arabalardır.
Günümüzde elektrikli araç kullanan firma sayıları gün geçtikçe artmakla birlikte henüz yeterli seviyelere ulaşamamıştır. Elektrikli araçların kullanım sayısının artmasının önünde ki başlıca sorunlar ise altyapı, planlama, araçların yapıları ve menzilden kaynaklanan durumlar olarak özetlenebilir.
Egzoz borusu olmayan saf elektrikli arabalar, sürüş sırasında CO2 emisyonu üretmez. Ancak elektrikli araçları şarj etmek için kullanılan elektriğin üretilmesi karbon kirliliği yaratabilir. Bu miktar, yerel elektriğin nasıl üretildiğine (ör: kömür veya doğalgaz kullanılarak ya da yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı) göre büyük oranda değişiklik gösterebilir. Yine de fosil yakıt kullanan araçlara oranla bu oran oldukça düşüktür. Bununla birlikte yapılan araştırmalar sonucunda bir yıl boyunca yollardaki tek bir elektrikli arabanın ortalama 1,5 ppm CO2 tasarrufu sağlayabildiği tespit edilmiştir. Bu değer yaklaşık olarak 1200 km’lik bir yolun dört dönüş uçuşuna eşdeğerdir.
Türkiye’de de hizmet veren danışmanlık firması PricewaterhouseCoopers’ ın hazırlamış olduğu rapora göre; elektrikle çalışan kamyonların, önümüzdeki 15 yıl içinde dünyanın büyük bir kısmında geleneksel kamyonların yerini büyük ölçüde alacağından bahsetmektedir. 2030 gibi yakın bir tarihte, piller veya yakıt hücreleriyle çalışan sıfır emisyonlu araçlar, Avrupa, Kuzey Amerika ve Çin’deki tüm kamyonların üçte birini oluşturacağını ve 2035 yılına gelindiğinde bu pazarlardaki payları %70 civarına çıkacağını öngörmektedir. Yine PwC’ nin strateji danışmanlığı grubu Strategy&’ nin, küresel ölçekte hazırladığı Elektrikli Araç Satışları İncelemesi’nin 2022 yılı ikinci çeyrek sonuçlarını yayınladı. Bu çalışmaya göre; yılın ilk yarısında küresel bataryalı elektrikli araç satışları, 2021’in aynı dönemine göre %81 arttı. Türkiye’de ise 2022’nin ilk yarısında elektrikli araç satışları, bir önceki yıla göre %154 artış gösterdi. Bu araçların ülkemizdeki toplam pazar payı ise %8’e ulaştı.
Lojistik sektörünü daha sürdürülebilir bir hale getirmeye yardımcı olan elektrikli araçlar, sektördeki maliyetleri azaltması sebebiyle de büyük ilgi görmektedir. Fosil yakıt tüm dünyada gittikçe daha da pahalanırken elektrikli araçlar bu konuda önemli bir kaynak olarak görülmektedir. Elektrikli araçlar yakıt ve bakım masrafları bakımından incelendiğinde geleneksel araçlara göre daha avantajlı bir seçim gibi dursa da, bu araçların satış fiyatlarının çok yüksek olması sebebi ile henüz her işletmenin kullanabileceği düzeyde değildir. Buna rağmen elektrikli araçlar, sürdürülebilir lojistik için gelecek vadetmeye devam ediyor.
Kaynaklar:
-
https://temizenerji.org/2021/01/07
-
https://www.wwf.org.tr/?1860/atmosferdekikarbondioksitmiktarikritikseviyeyeulasti
-
https://dergipark.org.tr/en/
-
https://www.researchgate.net/publication/349216906_Elektrikli_araclar_
-
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3318904
-
https://dergipark.org.tr/en/download
-
https://acikders.ankara.edu.tr/mod/resource/view.php?id=69634
-
https://www.edfenergy.com/energywise
-
https://www.epa.gov/greenvehicles/electric-vehicle-myths
-
https://www.strategyand.pwc.com/de/en/industries
-
https://ev.hedeffilo.com/ev-gundem/blog/elektrikli-tirlar-ve-lojistik-sektorundeki-yeri
-
https://www.pwc.com.tr/elektrikli-arac-satislari








