728 x 90

Çalışanlarda Vitamin D Eksikliği ve Yetersizliği

Çalışanlarda  Vitamin D Eksikliği ve Yetersizliği

Vitamin D, yağda eriyen bir grup steroid yapının genel adıdır. İki esas formu bulunur; Vitamin D3 (Kolekalsiferol) ve Vitamin D2 ( Ergokalsiferol).

Dr. Yusuf Şeref
İş Yeri Hekimi / İş Sağlığı MSc.

Vitamin D, yağda eriyen bir grup steroid yapının genel adıdır. İki esas formu bulunur; Vitamin D3 (Kolekalsiferol) ve Vitamin D2 ( Ergokalsiferol). D3, güneş ışığındaki UV ışınları sayesinde oluşur ve total D vitamininin yüzde 90’ı kadarını sağlar. Fazla gelen UV ışınları D3’ün inaktif formlarına dönüşür ve toksik düzey oluşumu önlenir. Cam UV ışınlarını önlediği için camdan gelen güneş ışığıyla D3 oluşmaz ve güneş kremleri de aynı şekilde oluşumu azaltır. Öte yandan güneş ışınları kanserojen, özellikle cilt kanserlerine yol açtığından gün içerisinde güneş ışınlarının eğik geldiği saatlerde güneşlenmek tavsiye edilir.

D3 üretimi, özellikle koyun yünü sayesinde ucuz olduğundan bazı ülkelerde ekmek ve bazı yiyeceklere katılmaktadır. Haftada 2-3 defa 15 dk. lık güneş ışığına sunuk kalmakla yeteri kadar D3 vitamini üretilebilir.

D3 vitamini, böbreklerde hidroksillenerek aktif formuna dönüşür.

D2 bitki ve mantar/maya kökenlidir. Böbrek ve bazı organlarda aktif 1,25 D vitamini formuna dönüşürler. Bu dönüşüm böbrek yanı sıra prostat, kolon, meme, akciğer, mide, pankreas, beyin ve makrofajlarda da meydana gelir. Sağlıklı insanlarda total vitamin D’nin %90’ının endojen yapıma bağlı olduğu tahmin edilmektedir.

Bu vitaminler D vitamini bağlayıcı protein ile taşınır ve vitamin D reseptörlerine (VDR) bağlanırlar. VDR’ler gastrointestinal sistem ve karaciğerde, kardiyovasküler sistemde, böbrekte, paratroid, troid ve pankreasta, üreme organlarında, immün sistem hücrelerinde, akciğer hücrelerinde, iskelet sisteminde, kas ve bağ dokusunda, deride ve sinir hücrelerinde bulunur.

1-70 yaş arası herkesin günlük 600 IU ,  71 yaş ve üstündeki kişilerin ise günlük 800 IU D vitamini ihtiyacı olduğu belirtilmektedir. Fazlaca D vitamin alımı zararlıdır. Fazla D vitamini hiperkalsemiye yol açar ve böbrek, kalp ve akciğerlerde kalsiyum plaklarının oluşuma ve kanda fazlalığa yol açar. 8 Yaş üstü çocuklar dahil günlük güvenli alım aralığı 4.000 IU (ortalama 2.000 IU)  olarak değerlendirilmiştir. D vitamini düzeyini en iyi gösteren parametre 2-3 haftalık yarı ömrü nedeniyle serum 25(OH)D düzeyidir. Optimal düzeyi ile ilgili tam bir görüş birliği olmamakla beraber genellikle 25(OH)D’nin;


30 ng/ml’nin (75 nmol/L) üzerindeki düzeyi yeterli,
20-30 ng/ml (50-75 nmol/L) arası yetersizlik
20 ng/ml’nin (50 nmol/L) altındaki düzeyi eksiklik olarak tanımlanmaktadır.

Ayrıca 25(OH)D düzeyinin <10 ng/ml olması ciddi eksiklik olarak kabul edilmekte olup, 150 ng/ml’nin üzerinde olduğu durumlarda ise D vitamini intoksikasyonundan bahsedilmektedir. D vitamini en çok doğrudan güneş ışığı almakla oluşur. Öte yandan koyu tenliler ve dövme yaptıranların açık tenli olanlara göre daha fazla güneş ışığı almaları gerekir. Aşırı kilolu ve obez kişilerde ise yağ dokusu D vitaminini tutar ve etkisi az olur.

BULUNDUĞU KAYNAKLAR

Güneş ışığı dışında, yağlı balıklar (Somon, Tuna balığı ve uskumru gibi.), balık yağı, ciğer, biftek, mantar, yumurta sarısı, süt, tereyağı, portakal suyu, tam buğday unlu gıdalarda bulunur.

EKSİKLİĞİNDE

Çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde kemik yapımında azalma ve kemik erimesi denen tabloya yol açar. Öte yandan kemik yapısında bozulmalar ağrılı bir durum (oeteomalazi) oluşturur ve bu durum bazen kas ağrısı tanısıyla karışabilir. D vitamini eksikliği osteoporoz, düşme ve kırıklar için tanımlanmış bir risk faktörüdür.

D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİNE YOL AÇAN NEDENLER ŞÖYLE SIRALANABİLİR

  • Yetersiz alım veya emilim:
  • Diyetle yetersiz alım
  • Yetersiz güneş ışığı maruziyeti
  • Yağ malabsorbsiyonu
  • Gastrektomi
  • İnce bağırsak hastalıkları (Çölyak hastalığı, inflamatuvar bağırsak hastalıkları vb.)
  • Pankreas yetersizliği
  • 25-hidroksilasyon defekti
  • Kronik karaciğer hastalıkları (siroz vb.)
  • 1-alfa-25-hidroksilasyon defekti:
  • Hipoparatroidi
  • Renal yetmezlik
  • Vitamin D bağımlı rikets tip 1
  • Kalsitriole hedef organ cevapsızlığı (D vitamini rezistansı)
  • Herediter vitamin D bağımlı rikets (Vitamin D bağımlı rikets tip 2)
  • D vitamininin inaktif metabolitlerine artmış yıkımı
  • Antikonvülzanlar (fenitoin, fenobarbital)
  • Antifungal ilaçlar (ketokonazol)
  • Antitüberküloz ilaçlar (rifampisin, izoniazid)
  • Anti-retroviral ilaçlar
  • Glukokortikoidler
  • D vitamini bağlayan protein kaybı
  • Nefrotik sendrom

Yapılan birçok araştırmada içeride çalışanlarda dışarıda çalışanlara göre daha düşük vitamin D3 seviyeleri bulunmuştur.

Türkiye’de D vitamini eksikliği konusunda az sayıda araştırma yapılmış olsa da mevcut verilere göre ülkemizde de D vitamini eksikliği yaygın olarak görülmektedir.(15-18) 14-44 yaş arası 48 kadında yapılan bir araştırmada giyim şekillerine göre %40 ile %60 oranında D vitamini eksikliği saptanmıştır.(15) Ege bölgesinde 20 yaş üzeri 391 erişkinde yapılan bir araştırmada D vitamini eksikliği %74,9 oranında saptanmıştır.

Güneşe maruziyetin yetersiz olduğu ortamlarda çalışmak D vitamini eksikliğine neden olabilir. Yetersiz güneş alan binalarda ve gece nöbetlerinde çalışmaları nedeniyle sağlık çalışanları önemli risk grubunu oluşturur. Sağlık çalışanları arasında yapılan bir çalışmadaki bulgular: Tüm katılımcıların 25-OH D düzeyi ortalaması 12,5±0,6 ng/mL iken, katılımcıların 85’inde (%88,5) eksiklik, 10’unda (%10,5) yetersizlik ve 1’inde (%1) yeterlilik izlenmiş.

Vardiyalı çalışanlar arasında yapılan başka bir çalışmada, (D vitamini eksikliği yorgunluk ve gündüz uykululuk hali ile ilişkilidir. Bu durum, hastaların fiziksel aktivite düzeylerinin azalmasına yol açmaktadır.) Meta-analize toplam 13 kesitsel çalışma dahil edilmiştir. Vardiyalı çalışanlarla karşılaştırıldığında vardiyalı olmayan çalışanlar arasında önemli ölçüde daha düşük serum 25-OH-D seviyeler bulunmuştur.

Ülkemizde 21-52 yaş arası 118 ofis çalışanıyla yapılan bir araştırmada, yaz aylarında yapılan ölçümlerdeki ortalama serum D vitamini düzeyleri kış aylarında yapılan ölçümlere göre anlamlı olarak yüksek saptanmıştır (28,4±10,4 vs 13,8±6,6). Yaz ve kış aylarında yapılan ölçümlerde D vitamini 30 ng/dl’nin altında olanların oranı sırasıyla %60,2 ve %96,6 olarak bulunmuştur.

Düşük 25(OH)D vitamin düzeyleri sekonder hiperparatiroidizme yol açarak osteoklastlar üzerinden kemik rezorbsiyonuna neden olduğundan yetişkinlerdeki osteopeni ve osteoporozu hızlandırıp kötüleştirebilirler (13). D vitamini; PTH seviyelerini fizyolojik sağlıklı düzeylerde tutarak osteoblastik aktiviteyi artırıp kemik mineralizasyonunu destekler ve bunun sonucunda da düşme ve kırık oluşma riskini belirgin olarak azaltırlar. Yeterli D vitamini sadece kemiklerde fayda sağlamaz aynı zamanda kanser oluşumunu geciktirir ya da ölümcül hale gelmesini engeller. (Prostat kanserini normal populasyona göre 3-5 yıl geciktirdiği, bazı kanser türlerinin yayılımını azalttığı bulunmuştur.)

Ayrıca D vitamini, astım, otoimmün hastalıklar, enfeksiyonlar, Tip 1 diyabet, kas zayıflığı, böbrek yetmezliği, kardiyovasküler hastalıklar ve mental hastalıklara karşı da koruyucu ve azaltıcı etkilere sahiptir.

D Vitamininin Değişik dokulardaki etkileri şöyledir; barsak kalsiyum ve fosfor emilimi, böbrek kalsiyum reabsorbsiyonu, Paratiroid Parathormon baskılanması, lenfoid doku İmmun sistem uyarılması, kemik osteoblastların uyarılması (kemik oluşumu), hücresel proliferasyon baskılanması, anjiyogenezisin baskılanması, insülin üretiminin uyarılması, renin üretiminin baskılanması.

2020 yılında JAMA tıp dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre 5.3 yıl boyunca günde 2000 IU vitamin D alan ve plesebo alan 25.000 kişi üzerinde yapılan gözlemlere göre D vitamini alanlarda diğerlerine göre yayılım yapan ve ölümcül olan kanser gelişimi %20 daha az görülmüş. Bu etki aşırı kilolu ya da obez olanlarda görülmemiş.

D vitamini eksikliğini önlemek için, infantlarda ilk bir yıl için günlük 400-1000 IU (2000 IU’ye kadar güvenli), 1-18 yaş arasındaki çocuk ve adölesanlar için günlük 600-1000 IU (4000 IU’ye kadar güvenli), 18 yaş üzeri erişkinler için ise günlük 1500-2000 IU (10,000 IU’ye kadar güvenli) D vitamini desteği önerilmektedir. Bununla birlikte obez kişilerde, Malabsorbsiyon sendromu olan hastalarda, glikokortikoid ve antiepileptik ilaç kullanan kişilerde daha yüksek dozlar gerekebilir.

D vitamini eksikliği olan bütün erişkinlerde; 6000 IU/gün ya da 50,000 IU/hafta vitamin D2 veya vitamin D3 sekiz hafta süreyle, bunu takiben kan 25(OH)D seviyesini 30 ng/mL’nin üzerinde tutabilmek için 1500-2000 IU/gün idame tedavisi, obez hastalarda, malabsorbsiyon sendromu olan hastalarda ve D vitamini metabolizmasını etkileyen ilaç kullanan hastalarda yüksek doz, en azından 6000-10,000 IU/gün D vitamini ile tedavi ve 3000-6000 IU/gün dozda idame tedavisi önerilmektedir.

Çalışanlar için; her gün günde iki defa güneş ışınlarının çok eğik ve çok dik olmadığı zamanlarda 15-20 dk. güneş görmeleri ve D vitamininden zengin besinlere önem vermeleri önerilmelidir.

Admin

Admin
ADMINISTRATOR
PROFILE

Son Yazılar