728 x 90

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi

Havaların ısınması ile yabancı basında da yer alan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarının bildirilmesi hastalığın tekrar gündeme gelmesine…

Havaların ısınması ile yabancı basında da yer alan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarının bildirilmesi hastalığın tekrar gündeme gelmesine neden oldu. En son geçtiğimiz mayıs ayında Gürcistan hükümeti 8 vaka bildirimde bulundu.

Hastalığa ilk kez 1944 yılında Batı Kırım’da rastlandı. Ardından 1956’da virüs, Kongo’da benzer semptomlara sahip bir çocuktan izole edildi ve aynı virüs burada da Kongo virüsü olarak adlandırıldı. 1969’da iki etkenin aynı olduğu tespit edildi ve Kırım Kongo olarak adlandırıldı.

Hastalık, Afrika dışında Türkiye dahil birçok Asya ve Doğu Avrupa ülkesinde de görüldü. Sendrom Türkiye’de ilk kez 2002 yılında Tokat ilinde ortaya çıkan epidemi sırasında tanımlandı.

Kırım-Kongo kanamalı ateşi keneler (özellikle Hyalomma cinsi) yoluyla bulaşan, viral bir hastalıktır. Sendromun insanlardaki enfeksiyonu genelde Hyalomma kenesinin ısırığı nedeniyle olur. Yine de hastalığı bulaştırabildiği bilinen 30 kene türü mevcuttur.

Her yıl Güneydoğu Avrupa ve Batı Asya’dan 1000’den fazla insan vakası bildirilmektedir. Afrika, Orta Doğu, Asya ve Güneydoğu Avrupa’nın bazı bölgelerinde endemiktir. Ülkemizde İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğun bir şekilde görülmektedir. Ülkemizde 2002-2018 yılları arasın da sağlık bakanlığı verilerine göre 11041 olgu bildirilmiştir.  Bu hastaların 528 tanesinde ölüm bildirilmiştir ve ölüm oranı %4,78 olarak hesaplanmıştır.

Kuzey Yarım Küre’de, KKKA’nın bulaşması mayıs- eylül ayları arasında yaygındır. En yüksek insidans haziran ve temmuz aylarındadır. Türkiye’de, yaz aylarının başlarında en yüksek bulaşma vardır. Yapılan çalışmalarda orta rakımlarda, tipik olarak yaklaşık 1000 m’de mevsimsel bulaşma bildirilmiştir, bu muhtemelen kene popülasyonları için optimum koşulları yansıtmaktadır.

KKKA virüsü dış ortama nispeten dayanıksızdır. Konak dışında uzun süre yaşayamaz. Ultraviyole ile hızla ölür ayrıca 56°C’de 30 dakikada inaktive olur. Dezenfektanlara, çamaşır suyuna ve %2 glutaraldehite duyarlıdır.

İlk kene ısırığından itibaren yaklaşık 2 ile 12 gün arasında değişen bir kuluçka süresi vardır. Enkübasyon süresinin ardından grip benzeri bulgular görülmeye başlar. Bunlar yaklaşık bir hafta sonra geçebilir. Bununla birlikte kanama belirtileri rahatsızlığın ilk 3-5 gününde görülmeye başlar. Öncelikle duygu durumda dalgalanma, ajitasyon, zihinsel karmaşa ve boğazda kırmızı döküntüler olabilir. Daha sonra burun kanaması, kanlı idrar ve kusma görülür. Semptomların ilk ortaya çıkışından 9-10 gün sonra hastalar iyileşme belirtileri gösterir fakat %30’u rahatsızlığın 2. haftasında ölür.

Tanı sendroma yol açan virüsün veya virüsün RNA’sının kan ve doku örneklerinden izolasyonunu, virüse karşı vücutta oluşmuş antikorların ve virüs antijeninin varlığının saptanmasını içerir. Ayrıca teşhisin konması için kullanılacak laboratuvarların biyogüvenlik açısından tam güvenli olması çok önemlidir.

Spesifik bir tedavisi olmadığı için tedavi çoğunlukla semptomatik ve destek tedavisini içerir.

Hastaların kan ve vücut sıvıları ile temastan kaçınılmalıdır. Eğer bir temas olmuşsa, temas etmiş kişi dikkatlice gözlenmeli ve belirtiler görülürse mutlaka gerekli müdahalenin yapılmasını sağlamak önemlidir.

KKKA salgınlarının olası nedenleri; değişen tarımsal uygulamalar, iklim değişikliği, evcil hayvanların hareketi, göçmen kuşlar, artan sayıda hassas hayvan ve artan kene popülasyonları, ormansızlaştırma ve sulama projeleri gibi değişen tarım uygulamaları, vektörlerle artan temas ve tanısal farkındalığın artması sayılabilir.

Bulaşıcı hastalık olduğu için Kırım-Kongo Hemorajik Ateşine karşı toplumu bilinçlendirmek ve kamu sağlığı açısından önlemler almak çok önemlidir.

Risk grupları; tarım işçileri, kırsal kesimde hayvancılıkla uğraşan kişiler, mezbaha çalışanları, veterinerler, kene yoğunluğunun yüksek olduğu bölgelerdeki deri fabrikası çalışanları, kampçılar ve yürüyüşçüler, avcılar, askerler, sağlık çalışanları ve endemik bölgelere seyahat edenler olarak sıralanabilir.

Kırım Kongo Kanamalı Ateşinden korunmak için; Nisan ve ekim aylarında, kenelerin bulunduğu ortamdan halkın kaçınması; kenelerin büyük sayılarda bulunabileceği ortamlarda (örneğin ahırlarda vs.) çalışan kişilerin muayene edilmesi faydalı önlemlerdendir. Açık alanlarda özellikle kenelerin çok yoğun oldukları noktalara insektisit uygulanması da olası önlemler arasında sayılmaktadır.

Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken, mümkün olduğu kadar vücudu örten giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalı ve ayrıca kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir.

Kene yönünden riskli alanlardan dönüldüğünde kişi kendisinin ve çocuklarının vücudunda kene olup olmadığını kontrol etmeli, kene tutunmuş ise hiç vakit kaybetmeden, çıplak el ile dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile (bez, naylon poşet, eldiven vb.) çıkarmalıdır.

Kişi keneyi kendisi çıkaramadığı durumlarda en kısa sürede en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.

 

Kaynaklar:

  • Whitehouse CA. Crimean-Congo hemorrhagic fever. Antiviral Res 2004; 64: 145.
  • Hoogstraal H. The epidemiology of tick-borne Crimean-Congo hemorrhagic fever in Asia, Europe, and Africa. J Med Entomol 1979; 15:307.
  • Leblebicioglu H, Ozaras R, Sunbul M. Crimean-Congo hemorrhagic fever: A neglected infectious disease with potential nosocomial infection threat. Am J Infect Control 2017.
  • Sheikh AS, Sheikh AA, Sheikh NS, et al. Bi-annual surge of Crimean-Congo haemorrhagic fever (CCHF): a five-year experience. Int J Infect Dis 2005; 9:37.
  • Gunaydin NS, Aydin K, Yilmaz G, et al. Crimean-Congo hemorrhagic fever cases in the eastern Black Sea region of Turkey: Demographic, geographic, climatic, and clinical characteristics. Turk J Med Sci 2010; 40:829.
  • Sisman A. Epidemiologic features and risk factors of Crimean-Congo hemorrhagic fever in Samsun province, Turkey. J Epidemiol 2013; 23:95
Uz.Dr. Rezan Harman Günerkan

Rezan Harman 1977 Malatya doğumludur.  Evli ve 1 çocuk annesidir. İlk, Orta ve Lise eğitimini Mersin’de tamamladı. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Harman, uzmanlık eğitimini, Akdeniz Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji bölümünde tamamladı. Şanlıurfa ve Gaziantep’te çalıştıktan sonra 2018 yılından itibaren Mersin’de Toros Devlet Hastanesinde uzman doktor olarak çalışmaktadır. Sanko Holding’ te 2014-2018 yılları arasında iş yeri hekimliği yaptı. 2020 yılından itibaren Tez Medikal’ e bağlı olarak işyeri hekimi olarak hizmet vermektedir.

Son Yazılar