Orf hastalığı kurban bayramı ve hayvan kesiminin yoğun olduğu bahar ve yaz aylarında yoğun olarak görülebilmektedir.
Orf hastalığı kurban bayramı ve hayvan kesiminin yoğun olduğu bahar ve yaz aylarında yoğun olarak görülebilmektedir. Parapoxvirus’un etken olduğu bir zoonotik enfeksiyondur.
İlk defa 1942 yılında Batı Afrika’da bildirilmiştir. Türkiye’de hastalığın varlığı Alçığır ve arkadaşları tarafından, 1993 yılında kuzularda tanımlanmıştır. Günümüzde hastalık, Afrika ülkeleri, Arap yarımadası, Türkiye dahil hemen tüm Orta Doğu ülkeleri, Hindistan ve Güney-Doğu Asya’da görülmektedir.
Orf virüsü koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanlarda, özellikle de kuzu ve oğlaklarda, derinin kılsız bölgelerinde (dudak, ağız, burun, meme ve ayaklarında) yaralar yapan bir hastalıktır. Hayvanlardaki hastalık genelde ortalama bir ayda iyileşir. Ancak salgınlar yapabilir ve hayvanların kaybına yol açabilir. Bazı hayvanların yaraları olmasa da taşıyıcı olabileceği, virüsün ahırlarda, çitlerde, bıçakların yüzeyinde aylarca canlı kalabileceği bildirilmiştir. Sıcaklık değişikliklerine son derece dayanıklıdır. Çiftçiler, kasaplar, veterinerler, kurban bayramında kesimle ilgilenenler, etleri işleyen ev kadınları ve et dağıtımı yapan kimseler riskli grubu oluştururlar. İnsandan insana bulaş bildirilmemiştir.
İnsanlara virüsü taşıyan hayvanların, et ya da yün gibi ürünleri ya da hayvana temas etmiş bıçak gibi malzemeler aracılığıyla bütünlüğü bozulmuş deriden (sıyrık, kesik, ısırılma, vb) bulaşır. Orf hastalığı, hastalıklı eti yemekle bulaşmaz.
Virüs insana bulaştıktan en erken 3 gün, en geç 2 hafta sonra lezyon ortaya çıkar. Lezyon küçük, sert, kırmızı, mavi papül şeklinde başlar; hemorajik püstül veya büle dönüşür. En sık ellerde ve parmaklarda, nadiren diğer vücut bölgelerinde görülür. Elinde yarası olan ve yakın zamanda koyun, keçi gibi küçükbaş hayvanlarla temas öyküsü olan hastalarda Orf hastalığı akla gelmelidir.
Tanı sıklıkla temas öyküsü, karakteristik ağrılı lezyonların saptanması ile konur. Serolojik tanının yaygın kullanımı yoktur. Viral kültür ise zaman alıcı ve maliyetli olduğundan önerilmez. Lezyonlar çoğunlukla 4-6 haftada kendiliğinden iyileşir. Ancak bölgesel lenf bezlerinde şişme, lezyonun enfekte olması, nadiren ateş ve halsizlik görülebilir. Otoimmün hastalığı olanlar, transplant hastaları, kemoterapi alanlar, kortikosteroid alanlar ve yanık hastalarında şiddetli klinik durumlar olabilir bu nedenle bu hasta grubunda dikkatli olmak gerekir. Deri şarbonu ile karışabilmektedir. Hastalığı geçirmekle koruyucu bağışıklık oluşmaz, yani insanlar tekrar tekrar virüsü alıp hasta olabilir. Hayvanların aşılanması, hastalık kaynağı olabilecek hayvanların tanınması ve sürüden ayrılması hastalığın yayılmasını önlemede önemlidir.
Tedavisi semptomatiktir, ağrı için nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar, lezyonun enfekte olduğu durumlarda sistemik veya topikal antibiyotikler kullanılabilir. Lokal povidon iyot kullanımının yararlı olduğu bildirilmiştir. Lezyonlar kesinlikle sıkılmamalıdır.
Orf hastalığından korunmada; riskli meslek gruplarının bilgilendirilmesi, hasta hayvanların tespiti, eldiven gibi kişisel koruyucu ekipmanların kullanılması, el hijyenine dikkat edilmesi önemlidir.
KAYNAKLAR
-
Şahin A, Namıduru M, Karaoğlan İ. Üç komplike orf olgusu. Klimik Dergisi 2017; 30: 90-2.
-
Erduran M, Aydın M, Can İ, Başdelioğlu K. Bir orf olgusu. Balikesir Saglik Bil Derg 2012; 1: 16-18.
-
Sağlık İ, Kocaefe S. Bir orf olgusu ve ülkemiz literatürüne bakış. Genel Tıp Derg 2015; 25: 132-135








