728 x 90

Biyolojik Maruz Kalım İndeksleri (BEIs)

Biyolojik Maruz Kalım İndeksleri (BEIs)

İş Sağlığı’nda “biyolojik izlem” kavramı, işyerindeki risklere karşı oluşabilecek sağlık etkilenmelerini erken saptamak amacıyla biyolojik materyalde…

İş Sağlığı’nda “biyolojik izlem” kavramı, işyerindeki risklere karşı oluşabilecek sağlık etkilenmelerini erken saptamak amacıyla biyolojik materyalde kimyasal bileşiklerin, elementlerin ya da bunların metabolitlerinin vücut yükünün ölçülmesidir. Buradaki temel hedef, çalışanların kullandıkları kimyasallara maruz kalma düzeylerini değerlendirmek ve çalışma ortamında riskleri erken belirleyip ortadan kaldırmaktır. Bu bağlamda biyolojik izlem, hava ve yüzey örnekleme / izleme gibi bir maruz kalım değerlendirme yöntemidir. Biyoizleme odaklı geniş popülasyon çalışmaları, çevrede (mesleki ortam dahil) bulunan kimyasalları belirleyebilir ve genel popülasyondaki maruziyetlerin eğilimlerini ve dağılımını izleyebilir.

Biyolojik Maruz Kalım İndeksleri (Biological Exposure Indices) (BEIs), endüstriyel hijyen uygulamalarında potansiyel sağlık tehlikelerinin ortaya konması ve değerlendirilebilmesi için kılavuz olması amaçlanan “referans” niteliğinde değerlerdir. Bu değerlerin kullanımında temel hedef gerçek vücut yükünü öğrenmek, cilt dahil tüm vücut maruz kalma yollarını ortaya koymak, beklenmeyen maruz kalımları ya da maruz kalma yollarını belirlemek, kişisel koruyucu ekipman dahil olmak üzere kontrol önlemlerinin etkinliğini değerlendirmektir. Bu şekliyle endüstriyel hijyenin ana prensibi olan maruz kalmanın öngörülmesi, tanınması, değerlendirilmesi ve kontrol edilmesi hedefleriyle uyum içerisindedir.

İşyerlerinde biyolojik izleme için başta Amerika olmak üzere dünyada en yaygın kullanılan maruz kalım indeksleri ACGIH (American Conference of Governmental Industrial Hygienists) tarafından oluşturulmuş olan değerlerdir. Bu gibi kuruluşlar bilim ve politika arasında köprü rolü oynarlar ve misyonları işle ilgili ekonomik faaliyetin topluma faydasını en üst düzeye çıkarırken, çalışana yönelik sağlık risklerini de en aza indirecek olan yasal sınırları belirlemek ve güncellemektir.

Biyolojik maruz kalım indekslerinin belirlenmesinde değişik kriterler seçim için belirleyici olabilir. Bu kriterlerden biri maddenin sistemik emilim ve atılım kapasitesidir. Hedef kimyasal, klasik giriş yerlerinden uzaktaki hedef dokuları etkileyebilmeli ve dokularda birikim oluşturabilmelidir. Etkisini yalnızca topikal olarak ya da yalnızca absorbsiyon bölgesinde gösteren güçlü bir toksik kimyasal bir BEI belirlemek için ideal bir kimyasal değildir, çünkü böyle bir senaryoda biyolojik izlemin maruz kalımı önlemek ya da en aza indirgemek için yararlı bilgiler üretmesi pek olası değildir. İkinci konu, BEIs’nin sunduğu verinin bir çalışan popülasyonu içerisinde istatistiksel olarak anlamlı bir düzeye ulaşmasıdır, dolayısıyla temsil gücünün olmasıdır. Bireysel farklılıklara çok açık olan bir kimyasal için BEI üretmek ideal bir yaklaşım değildir. BEIs’in diğer bir özelliği doğrudan eşik değerlerle ilişkili olmalarıdır, eşik değerlerde inhalasyona karşılık gelen dahili dozu temsil ederler. Bileşiğin ya da metabolitlerinin emilimini, sistemik dağılımını, metabolizmasını, depolanmasını ve atılımını tanımlayan yüksek kalitede toksikokinetik veri bulunması da BEIs belirleyebilmek için önemli bir zorunluluktur.

Unutulmaması gereken en önemli nokta BEİs’lerin iş hijyeni uygulamasında potansiyel sağlık tehditlerinin değerlendirilmesinde kullanılacak kılavuzlar olmakla birlikte tehlikeli ve tehlikesiz maruz kalımlar arasında kesin bir ayrımı işaret etmedikleri, yani kesin bir güvenlik sınırı olmadıklarıdır.

Endüstriyel hijyen ve toksikoloji yaklaşımı işyerinde çalışanı toksik etkilenmelerden koruyacak tek yoldur. Toksikolojik maruz kalımlar ve özellikle kronik hastalıklar arasındaki ilişki bilimin özellikle son yıllarda üzerinde çok yoğun çalıştığı bir konudur ve çok hızlı bir bilgi akışı bulunmaktadır. Bu bilgi akışının güncel bir şekilde izlenmesi ve yeni gelişmelerin sahaya aktarılması toplum ve çalışan sağlığı açısından yaşamsal önem taşımaktadır. Bu nedenle çok önemli olan bu alanda eğitimler yaygınlaştırılmalı, sahaya yeterli olacak sayıda uzmanın yetişmesi sağlanmalı ve hem çalışanda, hem de ISG alanında çalışan profesyonellerde bu konuda farkındalık en üst düzeye çıkarılmalıdır.

Prof. Dr. Engin TUTKUN, M.D., Ph.D
HLC-LAB Medikal Direktörü
Endüstriyel Toksikoloji ve Hijyen Derneği Başkanı
İş Sağlığı Profesörü, Toksikoloji Bilim Uzmanı

Prof. Dr. Engin Tutkun

<p class="p1"><span class="s1">HLC-LAB Medikal Direktörü </span></p> <p class="p1"><span class="s1">Endüstriyel Toksikoloji ve Hijyen Derneği Başkanı</span></p> <p class="p1"><span class="s1">İş Sağlığı Profesörü, Toksikoloji Bilim Uzmanı</span></p>

Son Yazılar