İnfodemi kavramı ile ilk kez 2003 yılında Washington Post’ta David J. Rothkopf tarafından yayınlanan SARS virüsü hakkındaki bir makalede karşılaştık.
“Sadece bir salgınla mücadele etmiyoruz; bir infodemi ile savaşıyoruz.”[1]
Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü T.A. Ghebreyesus, Münih Güvenlik Konferansı, 15 Şubat 2020
İnfodemi kavramı ile ilk kez 2003 yılında Washington Post’ta David J. Rothkopf tarafından yayınlanan SARS virüsü hakkındaki bir makalede karşılaştık. İngilizce olarak “information” ve “pandemic” sözcüklerinden türetilmiş bir ifadedir. Rothkopf makalesinde infodemi’yi “bilgi salgını” olarak yorumluyor ve dünya çapında modern bilgi teknolojileri tarafından hızla yayılan ve iletilen korku, spekülasyon ve söylentilerle ortaya çıktığını ifade ediyordu[2]. Sosyal medya toplumsal iletişimi demokratikleştirirken, maalesef insanların hayatlarını ve halk sağlığı müdahalelerini tehlikeye atan potansiyel olarak doğrulanmamış veya yanıltıcı bilgileri yayılmasına da izin veriyor[3].
Covid-19 pandemisi ile birlikte bireyler küresel ölçekte sağlık haberleriyle yakından bağlantılı hale gelerek sağlık konularında bilgi bombardımanına maruz kalmıştır. TTB’nin 30 Ağustos 2022 tarihinde düzenlemiş olduğu panelde belirtildiği gibi, salgının başlangıcından itibaren gündelik hayat pratikleri içinde yurttaşların birbirine aktardığı veya geleneksel, sosyal medyadan üzerimize yağan bulaşma riski, bağışıklık sistemi ve bağışıklama yöntemleri hakkında bilimsel temellendirmeden yoksun veriler doğru bilgiye ulaşmamız konusunda yarattığı güçlük nedeniyle salgınla mücadele etmemize engel olurken, gerçekte tartışmaya gereksinim duyduğumuz konuları görünmez kılmıştır[4]. Bu panelde, infodeminin yönetilmemesi durumunda ortaya çıkarabileceği sorunlar aşağıdaki başlıklarda toplanmıştır:
- Yurttaşlarda salgın hakkında kafa karışıklığı
- Sağlık bilgilerini yanlış yorumlamak
- Salgın konusunda risk almak (aşı olmama vb.)
- Ruhsal sorunlar
- Eşitsizlik
- Sosyal kaos
- Güvensizlik
- Damgalama
- Nefret söylemi
- Ötekileştirme
- Toplumda kolektivite yoksunluğu
Avrupa’da yapılan bir araştırmada, toplumun %77’sinin dünyada halkın hiç haberdar olmadığı önemli şeyler olduğuna, %63’ünün siyasetçilerin kararlarının ardındaki gerçek niyetlerini vatandaşlara söylemediğine, %51’inin siyasi kararları etkileyen gizli örgütler olduğuna ve %45’inin hükümetin bütün vatandaşları gözetlediğine inandığı saptanmıştır.
Aynı araştırmada pandemiye ilişkin olarak yanıt verenlerin %56’sı koronavirüsün abd ya da Çin gibi büyük güçler tarafından üretildiğini, %52’si hükümetlerin verdiği istatistiklere güvenmediğini, %50’si virüsün Çin’deki bir laboratuvarda üretilip bir kaza sonucu dünyaya yayıldığını, %44’ü hükümetlerin yaşlı nüfustan kurtulmak için bu virüsü ürettiğini, %40’ı ucuz bir tedavi olmasına karşılık gizlendiğini düşündüğü görülmüştür[5].
İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nün yürütücülüğünde gerçekleştirilen “İnfodemi ile Etkin Mücadele İçin Bireylerin Yanlış Bilgi Karşısındaki Tutumlarının ve Bu Tutumların Belirleyicilerinin Araştırılması: COVID-19 Örneği” başlıklı araştırmasında rastlayabileceğimiz örneklere göre; işkembe, kelle paça çorbası gibi besinlerin yiyenleri Koronavirüs’ten koruyacağı görüşüne katılanların oranı yüzde 50. %27’lik bir kesim koronavirüs yayılmadan önce ABD’de aşısının geliştirildiği görüşüne katılıyor. % 15’lik bir kesim de Türkiye’de yaşayanların genetik yapısının koronavirüs’e karşı dirençli olduğunu düşünüyor. Araştırmanın yürütücüsü Prof. Dr. Emre Erdoğan yanlış bilgi konusunda yürütülen araştırmaların ortaya koyduğu bir gerçeği özetlemiş ve yanlış bilgilere inanmanın genel olarak kurumlara güven derecesiyle ve komplo teorilerine olan inançla ilişkili olduğunu, siyasal kurumlara daha az güvenen insanların, yanlış bilgi yaymaya daha fazla eğilimli olduklarını belirtmiştir[6].
Yanıltıcı sağlık bilgileri, teknolojideki ilerleme nedeniyle modern yaşamımızda kritik bir olgudur. Çevrimiçi sosyal medya, düşük maliyeti, kolay erişilebilirliği, hızlı yayılım sağlaması ile düşük kaliteli sahte haberlerin yayılması da dahil olmak üzere bilginin kolay iletilmesini sağlayan bir konumdadır. Sahte haberler toplumdaki her sektör için büyük bir tehdit haline gelmiştir ve medyaya olan güveni azaltırken ve izleyiciyi kafa karışıklığına sürüklemiştir[7]. Bu tür haberler, bir varlığa veya kişiye zarar vermek amacıyla yazılan ve yayınlanan kasıtlı olarak yanıltıcı ve aldatıcı haberlerdir. Yanlış, yanıltıcı, sahte, manipüle edilmiş veya uydurma içerik içerebilirler. Sahte haberlerle ilgili söylemlerin çoğu, “bilgi bozuklukları” başlığı altında birleşir[8]:
(a) Yanlış bilgi (Misinformation): Birinin doğru olmadığını bilmeden paylaştığı yanlış bilgi,
(b) Dezenformasyon (Disinformation): Zarar verme veya yanıltma niyetiyle paylaşılan yanlış bilgiler,
(c) Kötü bilgi (Malinformation): Başkalarına zarar vermek için kullanılan gerçek bilgiler.
Sahte sağlık bilgileri, insan davranışları ve tutumları üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir[9]. Özellikle sosyal medya kanallarında dolaşan bilgi kirliliği olarak da ifade edilen infodeminin, en az bir virüs kadar etkili olduğu ve geniş kitleleri manipüle ederek toplum sağlığını tehdit ettiği bildirilmektedir. İnfodemi sadece pandemi döneminde değil, seçim, kriz, savaş, doğa olayları gibi durumlarda da önemli bir konudur. Bu gibi durumlarda infodemi sosyal medya platformlarının da etkisiyle ortaya çıkmakta ve hızla yayılmaktadır1.
Yanlış bilginin yayılması, sağlık ve toplum altyapısı üzerinde zararlı etkilere yol açabilir. Yanlış bilgiler genellikle Twitter, YouTube, Facebook, mesajlaşma uygulamaları ve kişisel web siteleri gibi sosyal medya platformlarında paylaşılmaktadır. Bu uygulama potansiyel olarak pandeminin ciddiyetini şiddetlendirebilir, halk sağlığı uzmanlarına güvensizlik yaratabilir ve fiziksel ve zihinsel sağlığı etkileyebilir. Kanıta dayalı bilginin yayılması için sosyal medyanın kullanılmasının yanlış bilgilendirme ile mücadelede faydalı olduğu gösterilmiştir. Yanlış bilgilendirmeyi sınırlama ve önleme çabaları, hükümet ve halk sağlığı kurumlarını, sosyal medya şirketlerini ve sosyal etkileyicileri içeren disiplinler arası, çok katmanlı yaklaşımlar gerektirir[10].
Dünya Sağlık Örgütü önerdiği infodemi yönetimi koordinasyon ve yönetim haricinde dört temel adıma dayanmaktadır[11]:
- Kanıtı tanımlamak,
- Bilimi ve bilgiyi kullanılabilir hale getirmek,
- Eylemi güçlendirmek,
- Etkiyi ölçmek.
Özellikle ilk iki basamağın etkili bir şekilde aşılması bilimsel okuryazarlık oranının artırılmasıyla mümkün olabilir.
Bir sonraki yazımızda Bilimsel Okur Yazarlık konusunu paylaşacağız.
Kaynaklar:








