İş Sağlığı ve Güvenliği anlayışı, avcı ve toplayıcı toplumlardan bu yana; yerleşik hayata geçilmesi, teknolojinin ilerlemesi ve medeniyetin gelişmesi
Yapılan araştırmalara göre; iş sağlığı ve güvenliği alanında en eski yaklaşımlar; M.Ö. 2600’lü yıllarda, Antik Mısır’da yaşamış, mimar, mühendis, hekim ve rahip olan İmhotep’e aittir. İmhotep, özellikle Mısır piramitlerinin yapımı sırasında meydana gelen iş kazaları ve çalışanlarda gözlenen bel rahatsızlıklarına yönelik tespitlerde bulunmuştur.
M.Ö. 1760’larda ise, Mezopotamya’nın Babil ülkesinde ortaya çıkan, tarihin en eski ve en iyi korunmuş yazılı yasalarından biri olan Hammurabi Kanunlarında yer alan bazı düzenlemeler ile yapılan işten doğan sorumluluklara ve yaptırımlara dair maddeler bulunmaktadır.
Örneğin
• Yapılan evin yıkılması durumunda bina sahibinin hayatını kaybetmesi karşılığında, binayı inşa eden kişi ölüm cezasına çarptırılır
• Yapılan evin yıkılması durumunda bina sahibinin oğlunun hayatını kaybetmesi karşılığında, binayı inşa eden kişinin oğlu ölüm cezasına çarptırılır.
• Bina sahibinin mallarının hasara uğraması karşılığında, binayı inşa eden kişi yeniden inşaat sürecinde bulunmakla birlikte bina sahibinin tüm zararlarını karşılamakla mükelleftir.
M.Ö. 484 yılında dünyaya gelen ve “Tarihin Babası” olarak anılan Antik Yunanlı düşünür Heredot, ilk kez çalışanların verimli olabilmesi için yüksek enerjili besinlerle beslenmeleri gerektiğine değinmiştir.
Yine M.Ö. 400’lü yıllarda ise “ Tıbbın Babası” olarak kabul gören, Yunanlı Hekim Hipokrat; kurşunun zehirleyici etkisinden bahsetmiş; M.Ö. 2. Yüzyılda yaşamış olan Nicander ise Hipokrat’ın çalışmalarını geliştirerek kurşunun zararlı etkilerinden korunmaya yönelik alınması gereken tedbirlere dair çalışmalar yapmıştır.
Bunların yanı sıra, Romalı Plinty da tozlu ortamlarda; çalışanların maske benzeri bir malzeme kullanmalarını tavsiye etmiş, Roma döneminin ünlü düşünürlerinden biri olan Juvenal ise, çalışanların ayaklarında oluşan varis oluşumuna ve demircilerde görülen göz hastalıklarına yönelik olarak tespitlerde bulunmuştur.
Pergamonlu Dr. Galen; Roma dönemindeki gladyatörlerin başhekimliğini yaptığı süre boyunca, gladyatörlerle seyircilerin vücut yapılarını karşılaştırmış ve sürekli beden hareketlerinin sağlıklı yaşam için oldukça önemli olduğuna dair tespitlerde bulunmuştur. Dr. Galen, bu açıdan bilinen beden hareketleri ile fizyoloji ve tedavi ilişkisini kuran ilk tıp doktoru olarak, bugünkü spor hekimliği kavramının da kurucusu olarak kabul edilmiştir.
İlerleyen süreç içerisinde teknolojinin gelişmesi, Rönesans ve Reform dönemlerinin yaşanması gibi durumlar iş sağlığı ve güvenliği disiplinine dair de geliştirici çalışmaların yaşanmasını sağlamıştır. İkinci bin yılın ortalarına gelindiğinde İsviçreli bir doktor ve kimyager olan Paracelsus (1493-1541) altın- gümüş benzeri kıymetli madenlerin elde etmenin sağlığa olan maliyetleri üzerinde durmuş, dünyada bilinen ilk mineroloji bilgini olarak görülen Agricola ise (1494-1555) maden ocaklarında tozu önleyebilmek adına havalandırılması gerekliliği ile kişisel koruyucu ekipman bağlamında bazı işlerde çalışanların ağız ve buruna mendil koyması gerektiğine vurgu yapmıştır.
- yüzyılda yaşamış olan İtalyan Hekim Bernardino Ramazzini (1633 – 1713) iş sağlığı ve güvenliğini bilimsel esaslar çerçevesinde ele alarak ve iş sağlığı kavramının kurucusu olmuş ve öncü çalışmalara imza atmıştır. Kimyasal maddeler, tozlu ortamlar, ağır metaller, tekrarlanan ve şiddetli hareketler, hatalı duruşlar ve hastalık yapıcı diğer ortam etkenler gibi birçok konuya değinen Ramazzini; iş-hastalık ilişkisine vurgu yaparak hastalara mesleğini sorduktan sonra ayrıntılı çalışma öyküsünün dinlenmesini tavsiye etmiştir. Bunun yanı sıra, ergonomik faktörlerin çalışan verimi üzerine etkilerine dair çalışmalarda bulunmuştur.
SANAYİ DEVRİMİ İLE İSG’NİN GELİŞMESİ
İnsan ve hayvan gücüne dayalı üretim tarzından, makine gücünün dayalı olduğu üretim tarzına geçiş olarak tanımlanmış olan Sanayi Devrimi, tarihteki önemli kırılma noktalarından biridir. 18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa’da gerçekleşen sanayi devrimi ile kömür madenlerinin daha verimli çalışması için buhar makinesinin icadı ve kömürle çalışan ilk makinelerin yapılmasıyla beraber çırçır atölyelerinde kullanılması fabrikalaşma sürecinin temellerini atmıştır.
Tüm bu gelişmelerle birlikte, öncesinde çoğunlukla kırsal kesimde yaşayan ve daha doğal bir hayat süren birçok insan, büyük şehirlerde zorlu fabrika koşullarında çalışmaya başlamıştır. Sanayi devrimi öncesinde esnek zaman dilimlerinde çalışan insanların, artık belirli sürelerde çalışma ve mola saatlerine tabi olarak çalışmaları ile süreç içerisinde artan işgücü ihtiyacı; işçilerin çalışma koşullarının kötüleşmesine ve çalışma yaşını düşmesine sebep olmuştur.
İşçilere yönelik birçok sıkıntıyı beraberinde getiren Sanayi Devrimi, süreç içerisinde iş sağlığı ve güvenliği kavramının genel hatlarının çizilmesini sağlamıştır.
Sanayi devriminin ortaya çıktığı ve fabrikalaşmanın en yoğun yaşandığı ülke olan İngiltere’de, Parlamento üyesi Anthony Ashley Cooper’ın, maden ocaklarında çalışan kadın ve çocuk işçilere yönelik olarak koruyucu hükümler konusundaki çabaları; Hekim Thomas Percival’ın genç işçilerle ilintili çalışma süreleri ve koşullarına yönelik hazırladığı raporlar, parlamenter Sir Robert Peel’i etkilemiş ve İngiliz Parlamentosu’nda girişimlerde bulunmasına yol açmıştır.
İngiltere’de Percival Pott’un baca temizleme işlerinde çalışan işçilerin kanser hastalığına yakalanmalarına yönelik bir dizi çalışması ve fabrikalarda baca temizleme işlerinde çocuk emeğinin kullanımı dolayısıyla 1788 tarihli Baca Temizleyicileri Kanunu çıkarılmıştır. Özellikle Robert Owen gibi fabrikatörler, vicdani refleksler göstererek kendi fabrikalarında çalışma sürelerini kısaltmış, belirli yaşın altındaki çocukları çalıştırmamış ve kendi fabrikasındaki işçilerin çalışma koşullarının düzeltilmesi yönünde çabalarda bulunmuştur.
1802 yılında ise, Çırakların Sağlığı ve Manevi Durumları Yasası olarak da bilinen Fabrikalar Kanunu yürürlüğe girmiştir. Kanun uyarınca günlük çalışma saatlerine sınır konulmuş ve özellikle havalandırma – termal konfor olmak üzere bazı iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları geliştirilmiş, fakat kanun ancak 1833 yılında uygulanmaya başlanmıştır. Kanun kapsamında, 9 yaşın altındaki çocukların çalıştırılması, 18 yaşından küçüklerin gece çalıştırılması, 18 yaşından küçüklerin gündelik 12 saatten daha fazla çalıştırılmalarına yasak getirilmiş ve fabrikaların denetlenmesi için iş müfettişlerinin görevlendirilmesi gibi uygulamalar yürürlüğe konulmuştur.
19.Yüzyılın ikinci yarısından sonra Avrupa’nın diğer ülkeleri ve ABD’de benzeri çalışmalar yapılmaya başlanmıştır.
Kaynaklar
-
Günlük Hayatımız ve İş Sağlığı Güvenliği Rehberi, 2016, İstanbul Büyükşehir Belediyesi
-
Dünyada ve Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliğinin Tarihsel Gelişimi; Ö. ÇİÇEK, M. ÖÇA; HAK-İŞ Uluslararası Emek ve Toplum Dergisi Cilt: 5, Yıl: 5, Sayı: 11 (2016/1) ISSN: 2147-3668
-
Sanayi Devrimi ile Gelen Değişim: İş Bölümü ve Yabancılaşma; S. BERKTAŞ, R.D. ORAKLIBEL, Atlas Ulusal Sosyal Bilimler Dergisi ISSN 2602 – 4128, 2021
-
Endüstri Devrimi ve Ekonomik Sonuçlarının Analizi, M. KÜÇÜKKALAY, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Y.1997, S. 2 (Güz) s. 51-68
-
Çetindağ, Ş. (2010). İş Sağlığı ve Güvenliğinin Tarihsel Gelişimi ve Mevzuattaki Güncel Durum, Toprak İşveren Dergisi, Haziran 2010, Sayı 86.
-
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/101761/mod_resource/content/2/ISG_1.%C3%BCnite_2022.pdf
-
Yiğit, A. (2011). İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı (2. Basım), Bursa: Alfa Aktüel Yayınları
-
https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0mhotep
-
https://www.arkeotekno.com/pg_284_hammurabi-kanunlari
-
https://tr.wikipedia.org/wiki/Herodot
-
https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-10391/hipokrat/
-
http://www.antiktarih.com/2019/07/24/tarihin-babasi-herodot-kimdir/








