728 x 90

Mesleki Kanserler

Mesleki Kanserler

Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC), 185 ülkeden verilere dayanan altı aylık küresel kanser raporunda dünya çapındaki kanser vakalarının 2050 yılına dek yüzde 77 oranında yükselmesinin…

Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC), 185 ülkeden verilere dayanan altı aylık küresel kanser raporunda dünya çapındaki kanser vakalarının 2050 yılına dek yüzde 77 oranında yükselmesinin beklendiğini duyurdu. IARC, kanser tedavisinde zengin ve yoksul ülkeler arasındaki eşitsizliğe de dikkat çekti.

Raporda, 2012 yılında dünya çapında 14.1 milyon yeni kanser vakası tespit edildiği ve 8.2 milyon kişinin kanserden öldüğü, bundan 10 yıl sonra ise 2022’de dünya çapında 20 milyon yeni vaka ve 9.7 milyon ölüm kaydedildiği belirtildi. Raporda 2050 yılına dek 35 milyon yeni kanser vakası teşhis edileceği, ölümlerin de 2012’ye oranla iki katına çıkarak 18 milyonu geçeceği öngörüsü belirtiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü – Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) 2020 dünya kanser istatistikleri dünya çapında tahmini 19,3 milyon yeni kanser vakası (melanom dışı cilt kanseri hariç 18,1 milyon) ve yaklaşık 10,0 milyon kanser ölümünün (melanom dışı cilt kanseri hariç 9,9 milyon) meydana geldiğini göstermektedir. 2020’de 19,3 milyon yeni vaka ve 10,0 milyon ölüm şeklinde bildirilen oranlar, 2018 yılındaki 18,1 milyon vaka ve 9,6 milyon ölüm oranlarıyla kıyaslanınca dünyadaki kanser yükünün arttığı tahmin edilmektedir. 2020 istatistiklerine göre Kadın meme kanseri, en sık teşhis edilen kanser olarak akciğer kanserini geride bırakmıştır. Tahminen 2,3 milyon yeni vaka (%11,7), bunu akciğer (%11,4), kolorektal (%10,0), prostat (%7,3) ve mide (%5,6) kanserleri izlemiştir. Akciğer kanseri, tahmini 1,8 milyon ölümle (%18) kanser ölümlerinin önde gelen nedeni olmaya devam ederken, bunu kolorektal (%9,4), karaciğer (%8,3), mide (%7,7) ve kadın meme (%6,9) kanserleri izlemiştir.)

Kanser; farklı nedenlerle kontrolsüz olarak çoğalan hücrelerin oluşturduğu komşu ya da uzak organlara erişen farklı belirti, klinik bulgular, yayılım ve tedavi özelliklerine sahip hastalıkların genel adıdır. Dünya’da kardiyovasküler hastalıklardan sonra ikinci en sık ölüm nedenidir. Kansere neden olan hücresel değişikliklerin yalnızca %5-10 kadarının genetik temele dayandığı, geri kalanın ise karsinojen faktörlerle temasa bağlı olarak ortaya çıktığı belirtilmektedir. Karsinojen; kansere neden olan ya da olma olasılığını arttıran madde, karışım ya da etken olarak tanımlanmaktadır. Bilinen karsinojenler arasında virüsler (örn. Hepatitis B, Kaposi sarcoma-ile ilişkili herpes virus vb.) hormonlar (örn.östrojenler), kimyasallar (örn.alkol, benzen vb.), doğal mineraller (örn.asbest vb.) bakteriler (örn. Helicobacter pylori vb.) iyonizan radyasyon ( örn. X-ışınları vb.), solar radyasyon (örn. Ultraviyole radyasyonu vb.) ve vardiyalı çalışma, nöbetler gibi çalışma organizasyonu faktörleri de yer almaktadır.

Mesleki kanser terimi tamamen veya kısmen bir karsinojene ya da işteki bir duruma maruz kalmanın neden olduğu kanserler için kullanılmaktadır.

Karsinojenle temas sonrası kanser oluşumu;

  • temas yolu
  • karsinojen konsantrasyonu,
  • karsinojen dozu (toksisitesi)
  • temas sıklığı,
  • diğer etmenlerle temas (sigara, ilaçlar vb.),
  • bireysel özellikler (yaş, cinsiyet, genetik özellikler)

gibi bir çok faktöre bağlıdır. Ancak, maruziyet ne kadar yüksekse (süre veya miktar) kanser de dahil olmak üzere herhangi bir sağlık etkisi geliştirme riski de o kadar yüksektir. Genel olarak bu maruziyet uzun bir zaman diliminde (örn. 10 yıldan fazla)    meydana gelse de, mezotelyoma adı verilen asbest ile ilişkili kanserlerde yaklaşık 40 yıl sürebilmekte ve işçi emekli olduktan sonra kanser açığa çıkabilmektedir.

Bütün kanserlerin yaklaşık %2-8’inin mesleksel etkilenme sonucunda meydana gelmesine karşılık en sık görülen mesleki kanser olan akciğer kanserlerinin %15 kadarının bu etkilenme sonucu ortaya çıktığı hesaplanmaktadır.

Tarihçe

Yürütülen meslek ile hastalıkların ve kanserlerin ilişkileri konusunda ilk önemli saptamayı iş sağlığının kurucusu Ramazzini 1713te bir manastırdaki rahibelerde meme kanserlerinin daha sık görüldüğü gözlemini yapmıştır. 1775te Sir Percival Pott, çocukluklarında baca temizleyiciliği yapmış olanlarda geç ergenlik ve erken erişkinlik dönemimde skrotal deri kanserinin daha sık görüldüğünü saptamıştır. Sanayi devrimini izleyen yıllarda çalışma hayatında iş türlerinin artması sonucu çalışma ortamında karşılaşılan etkenler de hem sayı hem de doz olarak artmıştır. Bunun sonucunda çalışma ortamındaki etkilenmelerden kaynaklanan çeşitli sağlık sorunları, bu arada kanserler de gözlenmeye başlamıştır. Örneğin 1895 yılında Rehn, boya endüstrisinde çalışanlar arasında mesane kanserinin fazla olduğuna işaret etmiştir. Sonraları bu kanserin aromatik aminlerin etkisi ile meydana geldiği ortaya konmuştur. Akciğer kanserinin asbest ile olan ilişkisi 1935te, mezotelyoma ile ilişkisi 1940ta gösterilmiştir. Benzen maruziyeti ile lösemi arasındaki ilişki 1974 yılında Prof. Dr. Muzaffer Aksoy tarafından benzen maruziyeti olan ayakkabı ve terlik imalatçılarında lösemi gelişiminin ortaya konması ile başka bilim adamları tarafından benzer çalışmalarda gösterilmesiyle ispatlanmıştır. Prof. Aksoy benzen kullanan ayakkabı üreticilerinde kansere yakalanma sıklığı üzerine yazarak yayımladığı makale üzerine ABD hükümetinin açtığı davaya birinci derece tanık olarak çağrılmıştır. Bu dava sonucunda ABD’de sekiz saatlik çalışma süresince maruz kalınacak benzen oranı 10’dan 1 ppm’e düşürülmüştür. 1975 yılında polivinil klorit üretiminde kullanılan vinil klorit ile karaciğer anjiyosarkomu arasındaki ilişki gösterilmiştir.

Karsinogenez-Karsinojenler ve kanser ilişkisi

Kanserin çevresel risk faktörlerinden en iyi tanımlanmış olanları arasında enfeksiyöz etkenler, sigara içiciliği, alkol tüketimi, beslenme, obezite, üreme öyküsü ve çevresel karsinojenlere maruziyet (çevresel ve mesleki maruziyetler vb) bulunmaktadır. Çeşitli etkenlerin karsinojenitesi ilgili kanıtlar 2 grupta incelenebilir; epidemiyolojik araştırmalar ve hayvan deneyleri. Bunlardan, karsinojenlerle ilgili en güçlü düzeyde kanıtı, insanla ilgili verilere dayalı olması sebebiyle epidemiyolojik araştırmalar sunmaktadır. Hayvan deneyleri, risk faktörüne bağlı olarak kanser gelişimini doğrudan gösterebilir, ancak bu araştırmalarda deney hayvanlarının maruziyet şekli, karsinojenin dozu gibi faktörler insan maruziyetinden farklı olabileceğinden sonuçlar dikkatle değerlendirilmelidir. Karsinojenite ile ilgili genetik araştırmalar, hücre kültürü vb. araştırmalar genel olarak mekanistik araştırmalar olarak adlandırılmaktadır. Bu araştırmaların karsinojenite değerlendirmesindeki rolü temel olarak epidemiyolojik araştırmalar ve hayvan deneyleri ile elde edilen verilerin desteklenmesi şeklindedir. Epidemiyolojik çalışmalar ve hayvan deneyleri sonucunda kanıtlar kesin olduğunda, maruziyet ya da madde karsinojen olarak etiketlenir. Mevcut kanıtlar ikna edici ancak kesin olmadığında maruziyet ya da madde muhtemel karsinojen olarak etiketlenir.

İnsanda kanser gelişimine yol açan karsinojenler, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) içerisinde bağımsız bir bilimsel kuruluş olan Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (International Agency for Research in Cancer, IARC) tarafından sınıflandırılmaktadır. IARC, 1971 yılından başlayarak yayınladığı monograf serisi ile karsinojenlerle ilgili bilimsel verileri değerlendirerek karsinojenleri gruplandırmıştır (Tablo-1)  Bu sınıflandırmaya göre kesin olarak insanda kansere yol açtığı belirlenen etkenler Grup 1 içerisinde sınıflandırılmaktadır.    

Mesleki Kanser Türleri

Mezotelyoma

Mezotelyoma; plevra, perikard ve periton gibi seröz zarların malign tümörü olan mezotelyoma nadir görülen ancak kötü seyirli bir kanserdir. Etiyolojisinde büyük oranda mesleki ve çevresel maruziyetler rol oynamaktadır. Yapılan bir araştırmada  Birleşik Krallık’taki mezotelyomaların  %97’sinin, Finlandiya’dakilerin ise %90 kadarının asbeste mesleki maruziyetten kaynaklandığı bildirilmiştir. Mezotelyomaya sebep olduğu gösterilen etkenler asbestin tüm tipleri, eriyonit, floro-edenittir. Bu etkenler arasında mesleki kanserler açısından asbest önemli yer tutmaktadır. Asbest, termal ve kimyasal dayanıklılık, esneklik ve yüksek gerim gücü özellikleri gibi ortak özellikleri olan bir mineral lif grubunun ortak adıdır. Farklı tipte asbest lifleri olsa da, mezotelyoma açısından hiçbir asbest lifi tipi için güvenli sınır değer bulunmamaktadır. Asbestin mesleki maruziyet sonucu mezotelyomaya yol açtığı ABD’de 1950 yılında saptanmış ve mesleki hastalık olarak tanımlanmıştır. Ülkemizde krokidolit grubu asbest ithalatı 1996’dan itibaren, amfibol grubu tüm asbest liflerinin çıkarılması ve kullanımı 2001 yılında ve krizotil asbest çıkarılması ve kullanımı 2010 yılında yasaklanmıştır.

Akciğer Kanseri

Akciğer kanseri, dünyada ve ülkemizde kanser ilişkili ölümlerin en sık sebebidir. Akciğer kanseri için en yaygın risk faktörü sigara içiciliği olsa da, mesleki maruziyetlerin en fazla risk artışına neden olduğu kanser akciğer kanseridir. Kanser gelişiminde mesleki karsinojenlerin, sigara içiciliği ile sinerjistik etkisi de bu durumda rol oynamaktadır. Mesleki akciğer kanseri olgularında en sık etiyolojik sebep olan asbest, aynı zamanda sigara içiciliği ile sinerjistik etkisi uzun yıllardır bilinen etkendir. Asbest dışında ön plana çıkan mesleki akciğer karsinojenleriarasında, uranyum madenlerinde çalışanlar ve ışıma ürünlerine maruz kalan çalışanlar için önemli bir karsinojenolan radon, solvent ve pestisit ilaç üretiminde kullanılan klorometileterler, kömür gazlanması, asfalt üretimi gibi işlerde çalışanlar için risk faktörü olan polisiklikaromatik hidrokarbonlar ile arsenik, kadmiyum, beriltum, krom, nikel, silika bulunmaktadır.

Lösemi ve diğer hematolojik malign hastalıklar Bu hastalıkların oluşumunda rolü olan mesleki faktörler arasında iyonizan radyasyon ve benzen en önemli olanlardır. Bunlar dışında asbest maruziyeti, tarım işleri, lastik endüstrisi, kauçuk endüstrisi ve triklor etilen maruziyeti de hematolojik malign hastalıkların meydana gelmesi bakımından önemlidir.

Meme Kanseri

Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanserdir. Her sekiz kadından birinde yaşamı boyunca meme kanseri gelişmesi beklenmektedir. Meme kanseri ile ilişkisi gösterilmiş mesleki etkenler etilen oksit maruziyeti ve vardiyalı çalışmadır. Vardiyalı çalışma ile meme kanseri arasındaki ilişki için öne sürülen hipotez, sirkadyan ritmin bozulması ile hipotalamustaki suprakiazmatik nükleusun sirkadyan gen fonksiyonunun bozulması ile melatoninin sentezinin bozulmasıyla melatonin kanserden koruyucu etkilerinin ortadan kalkması şeklindedir.

Cilt Kanseri

Mesleki kanserler açısından tarihsel önemi de bulunmakla birlikte cilt kanserlerinin tüm tipleri için en önemli risk faktörü güneşten gelen ultraviyole ışınlarıdır. Cilt kanserine yol açan mesleki risk faktörleri fiziksel ve kimyasal olarak iki gruba ayrılabilir. UV ışınları mesleki açıdan da önemli bir fiziksel risk faktörüdür. Kimyasal risk faktörleri arasında ise arsenik, metal yıkama sıvıları ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar sayılabilir.

Oral Kavite, Sinonazal, Farinks, Nazofarinks Kanserleri

Nadir görülen kanserlerdendir. Dünya genelinde oral kavite ve farinks kanserleri için en önemli risk faktörleri sigara içiciliği ve kronik alkolizm; nazofarinks kanseri için tuzlanmış balık tüketimi ve Ebstein Barr Virus (EBV) enfeksiyonudur. Mesleki karsinojenlerden nazofarinks kanseri ile ilişkisi gösterilen etkenler, formaldehit, sert odun tozu (IARC Grup 1), klorofenoldür (IARC Grup 2B). Sert odun tozu ve deri tozu ile ilişkili sinonazal adenokarsinom gelişimi nedeniyle mobilya ve dericilik sektörü çalışanları risk altındadır.

Larinks Kanseri

Larinks kanseri, üst solunum yolu kanserleri içerisindeki kanserlerin en sık görülenidir. Erkeklerde daha sık görülmektedir. Gelişmiş ülkelerde larinks kanserlerinin büyük bir çoğunluğu sigara içiciliği, alkol tüketimi veya iki faktörün de birlikte bulunması ile ilişkilidir. Mesleki etkenlerden larinks kanseri ile ilişkisi gösterilenler, asbest ve inorganik asit buharı (sülfürik asit gibi) maruziyetidir.

Üreme Sistemi Kanserleri

Erkeklerde üreme kanserleri ile ilişkisi saptanan bir mesleki risk faktörü olmamakla birlikte itfaiyecilik prostat ve testis kanserleri için Grup 2B karsinojen olarak saptanmıştır. Kadınlarda asbest maruziyetinin over kanseri ile tetrakoloretilen maruziyetinin serviks kanseri ile ilişkisi saptanmıştır. İnsanda serviks, vulga, vajina, penis, anüs kanserleri ile yeterli düzeyde kanıtla ilişkisi gösterilen Human Papilloma Virus (HPV) ile Kaposi’s sarkomu, serviks ve anüs kanserleri ile yeterli düzeyde kanıtla ilişkisi gösterilen Human Immunodeficiency Virus (HIV), seks işçileri için mesleki kanser sebebi olarak sayılabilir.

Bununla birlikte sağlık çalışanları için HIV infeksiyonu açısından mesleki risk bulunmaktadır; perkütan bulaş maruziyetinin %0,3’ünde; müköz membranlardan bulaşta ise maruziyetlerin %0,1’inde HIV enfeksiyonu görüldüğü belirtilmektedir.

Mesane Kanseri

Mesane kanserinin bilinen en önemli risk faktörü tütün ve tütün türevleri olsa da, mesleksel risk faktörleri de etiyolojide önemli rol oynamaktadır. Mesane kanseri açısından aromatik amin maruziyeti, boya ve kauçuk endüstrisi özellikle risk altındadır.

Böbrek Kanserleri

Böbrek kanserlerinden en sık görülen tip renal hücreli karsinomdur. Böbrek tümörleri ile ilişkisi saptanan mesleki etken trikoloroetilendir (IARC Grup 2A). Solvent, pestisit ve metal maruziyetinin olduğu kuru temizleme, tarım ve gıda endüstrisi, petrol endüstrisi, demir/çelik endüstrisi, kağıt/matbaa/ basım endüstrisi, otomotiv endüstrisi gibi alanlar riskli alanlar olarak değerlendirilmektedir.

Karaciğer Kanseri

Karaciğerin en sık tümörleri metastatik tümörler olmakla birlikte en sık primer karaciğer kanseri hepatoselüler karsinomdur. Hepatoselüler karsinom için en önemli risk faktörleri kronik hepatit B ve Hepatit C enfeksiyonları, siroz, aflatoksin, alkol tüketimidir. Karaciğer hemanjiyo sarkomu çok ender bir tümör olan anjiyo sarkom plastik endüstrisinde çalışanlarda görülen bir hastalıktır. Plastik endüstrisinde polivinil klorür (PVC) plastiğin ilkel maddesi olan vinil klorür monomerine (VCM) maruziyetine bağlı olarak gelişen önemli bir mesleki kanserdir.

Diğer kanserler X ışınları ve gama radyasyonla ilişkisi ile ilgili yeterli kanıt olan diğer kanserler arasında santral sinir sistemi, tiroid, mide ve kolorektal sistem kanserleri bulunmaktadır. Ayrıca kauçuk endüstrisinde çalışmanın mide kanseri ile ilişkisi hakkında yeterli kanıt bulunmaktadır. Meslek hastalıkları bütünüyle önlenebilir hastalıklar olduğundan, mesleki kanserler de önlenebilir kanserler olarak değerlendirilmelidir. Kanser vakalarını yüzde 6 -10’unun mesleki nedenlere bağlı kanser olduğu verisinden hareketle yıllık yaklaşık 200 bin kişinin kansere yakalandığı ülkemizde yılda 12 ila 20 bin insanın mesleki kanser tanısı alması beklenmelidir. Türkiye’de meslek hastalıkları tanı sistemi değerlendirildiğinde tıbbi tanı sisteminin olmadığı, meslek hastalıkları rakamlarının maluliyet belirleme süreci tamamlanmış olgular olduğu görülmektedir.  Meslek hastalığı tanısı alınabilmesi için adeta bireysel olarak kararlı bir mücadele gerekmekte,tüm bu zorluklara ek olarak ‘tanı koyucularda’ mesleki kanser gibi bir tanı için kanser nedeni olan sigara, genetik ve çevresel faktörlerin tamamıyla dışlanması gerektiği gibi bir anlayışın hakim olduğu görülmektedir. Oysa ki mesleki faktörler diğer faktörlerle birleştiğinde kanser riskini arttırdığı bilinmektedir.

Ülkemizde meslek hastalıkları tıbbi tanı sisteminin kurulması ve tıp eğitiminden, akademinin ve tüm hekimlerin konuya ilgisi ve bakış açısına kadar birçok etken gelecekte meslek hastalıkları ve mesleki kanserlerin tanı sürecinde yeni bir değerlendirme sistemini oluşturacak önemli başlıklardır. Yeni sistemde ulusal yeni mesleki risk faktörlerinin karsinojenik etkilerinin ortaya konması, belirlenecek tarama testlerinin uygulanması, mesleki kanserlere yönelik tarama stratejilerinin geliştirilmesi ve etkinliklerinin değerlendirilmesine ait yaklaşımların yer alması gerekmektedir.

 

Kaynaklar:

  • DSÖ Kanser Verileri Tablo Çevirisi.pdf
  • Agents Classified by the IARC Monographs, Volumes 1–137 – IARC Monographs on the Identification of Carcinogenic Hazards to Humans
  • CCOHS: Occupations, Occupational Groups, or Industries Associated with Carcinogen Exposures
  • Carcinogens and the cancer connection- Determining if Something Is a Carcinogen | American Cancer Society
  • International Agency for Research on Cancer, 2023. List of Classifications: Agents classified by the IARC Monographs.  As viewed on February 27, 2023
  • Occupational Cancer Research Centre. Burden of occupational cancer in Canada: Major workplace carcinogens and prevention of exposure. Toronto, ON: 2019
  • CCOHS: Occupations, Occupational Groups, or Industries Associated with Carcinogen Exposures
  • Carcinogens and the cancer connection- Determining if Something Is a Carcinogen | American Cancer Society
  • https://monographs.iarc.fr/agents-classified-by-the-iarc/
  • Occupational Cancer | Cancer | CDC
  • CCOHS: Occupational Cancer
  • Fischman ML, Rugo HS. “Occupational Cancer” İçinde: LaDou J, Harrison R, (Der). Current Occupational & Environmental Medicine. Beşinci Edisyon. McGraw-Hill Education LLC, New York, 2014. 
  • Rushton L, Hutchings SJ, Straif K. “Occupational Cancer Burden” İçinde: Anttila S, Boffetta P, (Der). Occupational Cancers. Springer Limited, Londra, 2014
Dr. Nahide Semin Dora

Son Yazılar