Ülkemizde binalarda yangın güvenliğiyle ilgili önlemler ilk defa 2002 yılında yayınlanan, 2007 yılında yenilenen ve 2007’den bu yana küçük değişikliklere uğrayan “ Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik”
Taner Kaboğlu
Türkiye Yangından Korunma ve Eğitim Vakfı Başkan Vekili
Ülkemizde binalarda yangın güvenliğiyle ilgili önlemler ilk defa 2002 yılında yayınlanan, 2007 yılında yenilenen ve 2007’den bu yana küçük değişikliklere uğrayan “ Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre alınmak zorundadır. Yönetmeliğin ana hedefi insanları yangın anında binadan güvenli şekilde tahliye edilmesini sağlamaktadır. Bu ana hedefe göre alınan önlemler, insanların binadan tahliye edilmesini sağlamakla birlikte, itfaiyeye erken haber verilmesini, yangına ilk müdahalenin yapılmasını ve binanın yangından daha az etkilenmesini de sağlayabilmektedir.
Tüm gelişmiş ülkelerde yönetmelikler, esas itibarıyla ilgili tedbirlerin hangi tür binalarda, hangi şartlarda alınması gerektiğini anlatır. Bu tedbirlerin nasıl alınacağını, yani yangın korunum sistemlerinin nasıl tasarlanacağını standartlara bırakır. Bizim yönetmeliğimiz de aynı esasa göre hazırlanmıştır. Ancak yönetmeliğin hazırlandığı dönemlerde yangın güvenlik sistemlerinin tasarımı konusunda Türk standartları çok yetersizdi ve hatta bazı disiplinlerde hiç yoktu. Bu nedenlerle yönetmeliği hazırlayan komite, binalarda kurulacak yangın korunum sistemlerinin tasarımıyla ilgili detayları metnin içine yerleştirmek durumunda kaldı. Fakat yönetmeliğin yayınlanmasından sonra ilgili sistemlere ait Türk standartlarının yayınlanması ve mevcut olan bazı standartların da yenilenmesiyle, yönetmelikte tarif edilen tedbirlerle, standartlarda yer alan tedbirler arasında çelişkiler ortaya çıktı. Her ne kadar yönetmelikte zaman içerisinde bazı değişiklikler yapıldıysa da güncel standartlarla uyum tam olarak sağlanamadı. Bunun dışında yönetmeliğin yeni olması nedeniyle, yönetmeliği kullanan tüm tarafların, yani tasarımcıların, uygulayıcıların, kullanıcıların, denetleyicilerin ve onay kurumlarının hatalı yorumlar yapmalarına neden olmuştur. 2007 yılından bu yana geçen zamanda bu hatalar göreceli olarak azalsa da tam olarak ortadan kalkmamıştır. Tüm bu nedenlerle günümüzde yönetmelik hükümlerinin uygulanmasında bazı zorluklar yaşanmaya devam etmektedir. Bu sıkıntıların azalması için 2024 yılında hem Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hem de Türkiye Yangından Korunma ve Eğitim Vakfı (TÜYAK) tarafından kılavuz kitaplar yayınlanmıştır. Bu tür yardımcı yayınların artması, yorum farklılıklarını en aza indirecek ve hatları ortadan kaldıracaktır.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte binaların yapımında kullanılan malzemelerin değişmesi ve bunların getirdiği risklere karşı geliştirilen yeni yangınla mücadele sistemleri nedeniyle yönetmelik ve standartların düzenli olarak güncellenmesi gereklidir. Gelişmiş ülkelerde de uygulama bu şekildedir. Ülkemizde yönetmeliğin güncellenmesi konusunda 18 yıl içerisinde yapılan çalışmalar ne yazık ki yetersiz kalmıştır. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı geçtiğimiz yıl -biraz gecikmeli de olsa- yönetmelikte kapsamlı bir revizyon çalışması başlatmıştır. Konuyla ilgili resmî kurumların ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri de alınarak bir çalışma yürütülmektedir. Yenilenen yönetmeliğin 2025 yılı içerisinde yayınlanması beklenmektedir.
Yönetmeliğe içerik olarak baktığımızda, alınacak tedbirlerin binaların kullanım amacına, tehlike sınıfına, büyüklüğüne ve yüksekliğine bağlı olarak değişkenlik gösterdiği görülmektedir.
Tedbirlerin binanın kullanım amacına göre belirlenmesinin sebebi, binada bulunan insanların niteliklerinin ve binada bulunma nedenlerinin, binayı tahliye etme sürelerini etkilemesidir. Örneğin bir ofis binasındaki kaçış mesafesi, yatılan bir tesistekinden daha uzun olabilir. Çünkü ofis binasında bulunan kişiler, binayı tanıyan, algıları ve dikkatleri açık kişilerdir. Yangın alarmlarını duymaları ve buna tepki göstererek binayı tahliye etmeleri daha hızlı olacaktır. Buna karşılık bir otelde bulunanlar, çoğunlukla binayı tanımayan ve dinlenmek amacıyla orada bulunan kişilerdir. Dolayısıyla bu insanları tepki süreleri uzun olacak ve tahliye daha geç başlayacaktır. Bu nedenle daha kısa mesafede güvenli alana ulaşmaları gerekir.
Binaların tehlike sınıfı, olası bir yangında, yangının ne hızla yayılacağını belirler. Tehlike sınıfı ne kadar yüksekse alınacak tedbirler de o derece kuvvetli olmalıdır.
Binanın büyüklüğüne göre tedbirlerin değişmesinin sebebi, bina büyüdükçe yangın kaynağının yerinin tespit edilmesinin, binayı tahliye etmenin ve yangının yayılmasının önlenmesinin güçleşmesidir.
Binanın yüksekliğine göre tedbirlerin değişmesi, itfaiyenin müdahalesiyle ilgilidir. Belli bir yüksekliğin üzerindeki binalara itfaiyenin dışarıdan müdahalesi imkânsız hale gelmektedir. Dolayısıyla itfaiyenin yangına müdahale edebilmesi ve binadaki insanları kurtarabilmesi için bina içinde güvenli alanların oluşturulması gerekir. Bu nedenle belli yüksekliğin üzerindeki binalarda yağmurlama sistemleri, duman kontrol sistemleri, yangın güvenlik holleri ve acil durum asansörleri gibi ilave önlemlerin alınması zorunlu tutulmaktadır.
Yönetmelikte tarif edilen sistemlerin standartlara uygun olarak tasarlanması konusunda proje gruplarına çok önemli bir görev düşmektedir. Tasarımcıların yangın korunum sistemleri konusunda ulusal ve uluslararası standartlara hâkim olması, tasarımlarını binanın ihtiyaçları ve güncel standartlara uygun olarak yapmaları gereklidir. Ne yazık ki günümüzde tasarım grupları bu konularda zafiyet göstermekte, binalarda standartlara uygun olmayan sistemler tasarlanmaktadır. Bu çoğunlukla güncel standartların takip edilmemesinden kaynaklanmaktadır. Bazen de tüm sorumluluğu denetleyen ve onaylayan kurumun (çoğunlukla itfaiyenin) üzerine atma kolaycılığına gidilmektedir. İtfaiyenin onayı varsa, sistem yeterlidir ve bizim sorumluluğumuz kalmamıştır düşüncesi hâkim olmaktadır. Oysa itfaiyenin onayından bağımsız olarak, sistem tasarımlarının standartlara uygun olarak yapılması tasarımcının sorumluluğundandır. Burada yapılacak hatanın cezası tasarımcıya kesilecektir. Zaman zaman da yapı sahibinin maliyeti düşürmek yönünde baskı yapması söz konusu olabilmektedir. Bu tür baskılara karşı tasarımcıların sorumluluklarını hatırlatarak doğru tasarımdan sapmamaları önemlidir.
Binada yangın güvenlik önlemlerinin yeterli olmasındaki en önemli aktörlerden biri de uygulayıcılardır. Uygulama firmalarının da yönetmelik ve standartlara hâkim olması, yapı sahibinin talepleri veya yapılmış olan projeler yönetmelik ve standartlara uygun değilse bunları tespit etmesi ve gerekli uyarıları yapması gerekmektedir. Uygulama firmasının yaptığı uygulamaların yönetmelik ve standartlara uygun olması, her koşulda kendi sorumluluğundadır. Projelerin hatalı olması veya yapı sahibinin talepleri öne sürülerek sorumluluktan kaçılamaz.
Yönetmeliğin görev, yetki ve sorumlulukla ilgili 6.maddesinin 2.fıkrası şu şekildedir: “(2) Yangın söndürme ve algılama, duyuru ve acil aydınlatma gibi aktif yangın güvenlik sistemlerinin yeterli ol¬mamasından; projenin eksik veya hatalı olması veya standartlara uygun olmaması hâlinde proje müellifleri ve yapımın eksik veya hatalı olması veya standartlara uygun olmaması hâlinde ise müteahhit veya yapımcı firma sorumludur. Sistemin uygun çalışmaması işletmeden kaynaklanıyor ise, işletmeci kuruluş doğrudan sorumlu olur. Yangın güvenlik sistemlerinin yaptırılmasının gerekli olduğu yapı sahibine yazılı olarak bildirildiği hâlde, yapı sahibi tarafından yaptırılmamış veya standartlara uygun yaptırılmamış ise, yapı sahibi sorumlu olur. Tasarımcı ve/veya uygulayıcı bu maddede belirtilen şekilde yapı sahibini yazılı olarak uyarmaları doğru olacaktır.”
Yönetmeliğin kusursuz olması ve binalar yapılırken kurulması gereken sistemlerin standartlara uygun ve eksiksiz olarak yapılması yeterli değildir. Bu sistemlerin düzenli olarak bakım ve kontrollerinin yapılması da en az doğru şekilde kurulması kadar önemlidir. Doğru şekilde kontrol ve bakımı yapılmayan sistemlerin yangın anında doğru çalışmasını beklemek anlamlı değildir. Yönetmeliği oluşturanlar, sistemleri tasarlayanlar, kuranlar, denetleyenler ve onaylayanlar kadar, kullananların da bilinçli ve doğru davranması, binaların yangına karşı güvenli olmasında etkilidir.
Tüm dünyada yangınla ilgili tedbirlerin geliştirilmesi yüksek sayıda can kaybıyla sonuçlanan büyük felaketlerin sonrasında hızlanmıştır. Umarız ülkemizde son dönemde yaşanan yangın felaketlerinden sonra doğru dersler çıkartılarak binaların yangına karşı daha güvenli hale gelmesi sağlanabilir. Yazımızı değerli hocamız, duayenimiz, rahmetli Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç’tan alıntı yaparak tamamlayalım:
“Yangın doğal afet değildir, önlenebilir.”








