728 x 90

Kartalkaya Otel Yangını Bağlamında Yangın Güvenliği, İş Güvenliği ve Örgütsel Travmalar

Kartalkaya Otel Yangını Bağlamında Yangın Güvenliği, İş Güvenliği ve Örgütsel Travmalar

Türkiye’nin önemli turistik bölgelerinden biri olan Kartalkaya’da 21 Ocak 2025’te meydana gelen, yarısına yakını çocuk 78 kişinin ölümüne…

Prof. Dr. İdil Işık
Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji Bölümü

Ali Fırat Işık
PRISMA Psikososyal Risk Yönetimi Enstitüsü

Kağan Güney
Demiroğlu Bilim Üniversitesi

Türkiye’nin önemli turistik bölgelerinden biri olan Kartalkaya’da 21 Ocak 2025’te meydana gelen, yarısına yakını çocuk 78 kişinin ölümüne ve 50’den fazla kişinin yaralanmasına neden olan otel yangını, sadece fiziksel bir felaket değil, aynı zamanda kurumsal hafızada derin izler bırakan örgütsel travmatik bir olaydır. Bu olay, yangın güvenliği, iş güvenliği ve sağlığı önlemlerinin yetersizliğini açığa çıkarmanın ötesinde, proaktif güvenlik uygulamalarının ihmal edilmesinin ve kriz yönetimi eksikliklerinin doğurabileceği sonuçlara dair de önemli dersler sunmaktadır.

Kartalkaya Oteli vakası, yangın güvenliğine de bir kültür ve stratejik bir alan olarak yaklaşılması gerektiğini hatırlatmaktadır. Oteldeki yangın söndürme sistemlerinin yetersizliği, acil çıkışların kapalı olması, çalışanların yangın eğitimi almamış olması gibi eksiklikler, can kayıplarını ve yaralanmaları artıran başlıca faktörler arasında yer aldı. Yangın güvenliği açısından risk değerlendirmelerinin düzenli yapılmaması ve periyodik tatbikatların gerçekleştirilmemesi, felaketin büyümesinde önemli tetikleyiciler oldu.

Yaygın şekilde bilindiği gibi iş güvenliği, fiziksel önlemlerin yanı sıra örgüt kültüründe de güvenliği öncelikli bir değer olarak ele alan bütüncül bir anlayışla sürdürülmelidir. Kartalkaya Otel yangınında, otel çalışanlarının güvenlik prosedürlerine dair bilgi eksikliği, kriz anında ne yapacaklarına dair belirsizlik, teknik yetkinlik eksikleri nedeniyle yönetim tarafından gelen yanlış yönlendirmeler karşısında doğru aksiyonları almamak ya da alınmasını sağlayamamak, iş güvenliği kültürünün zayıf olduğunu göstermektedir. İş güvenliğinin, yönetim rolü olan ya da olmayan tüm çalışanların otomatikleşmiş “doğru davranış silsilesi” ile ilişkili olduğu ve bunun da iş güvenliğini gündelik iş akışlarının içine iyice sindirmiş olan işletmelerde mümkün olabileceği de bu olayda açıkça görülmektedir.

Görüldüğü gibi yangın güvenliği de iş güvenliği kültürü ile aynı çerçevede ve bir yönetim sistemi bakışı ile ele alınabilecek bir konudur. Yangın güvenliği kültürel ve psikolojik bir zemin üzerinde inşa edilmelidir. Bu zemin zayıf olduğunda, yaşanan olaylar sadece fiziksel zararlarla sınırlı kalmaz; çalışanlar ve kurum için derin ve uzun süreli travmatik etkiler doğurur.

Bir Örgütsel Travma Türü Olarak Yangın

Bu bağlamda, uzun süredir bu makalenin yazarlarının üzerinde çalışmalar yaptığı örgütsel travma kavramı da olayın analizinde önemli bir çerçeve sunmaktadır. Örgütsel travma, kurumun bütününü etkileyen ve çalışanlarda kısa-orta-uzun vade de psikolojik sonuçları olan olağanüstü durumları tanımlar. Kartalkaya Otel yangını da duygusal hasarlar bırakan kolektif travmatik bir bir olaydır. Bu çalışmada referans alınan ve kaynakçada listelenen akademik yayınlarımız, potansiyel travmatik olayların üç ana tip altında gruplanabileceğini ortaya konmaktadır:

1. Örgütsel süreçlerden kaynaklanan olaylar:

Kartalkaya Otel yangınında olayın kök nedenlerine inildiğinde, derin ve sistematik örgütsel tetikleyiciler göze çarpmaktadır. Özellikle yönetimsel zaaflar, etik sorunlar, insan hataları ve iş yeri güvenliğindeki yapısal eksiklikler, bu olayı açık biçimde “örgütsel süreçlerden kaynaklanan potansiyel travmatik bir olay” olarak konumlandırmaktadır. Çalışmamızda bu kategori altında tanımlanan “yönetim ve etik sorunları” ve “örgütsel/hatalı karar ve davranışlar” Kartalkaya örneğinde gözlemlenmiştir. Örneğin; yangın yönetmeliğine uygun olmayan mimari yapı, güvenlik prosedürlerinin uygulanmaması, yangın tatbikatlarının yapılmaması ve yangın çıkışlarının engellenmiş olması ihmallere ve yönetişim eksikliklerine işaret eder. Ayrıca, niteliksiz iş gücüne dayalı yapılar, psikolojik güvenliğin olmadığı, çalışanın sesini çıkaramadığı ortamlar yaratmakta; bu da potansiyel risklerin üst yönetimle paylaşılmasını engellemektedir. Böylece, bir felaketin tohumları çok daha önceden, yapısal sessizlik ve kültürel bastırma ile atılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, Kartalkaya Otel yangını örgütsel iç yapıya bağlı patlak veren travmatik bir olaydır.

2. Ekonomik/sosyal/çevresel koşulların neden olduğu yıkıcı olaylar:

Bu kategori, örgütlerin doğrudan kontrolünün sınırlı olduğu, dışsal olumsuz koşullara bağlı olayları içermektedir ve örgütlerin ekosistemini etkileyebilecek derinliktedir. Yani, başka kurumların eylemleri bir tehdit kaynağı olabilirken, tek bir travmatik olay birçok kurumu aynı anda etkileyebilir. Bu kategori aşağıdaki temaları içerir:

  • Sel, deprem, tsunami, kasırga gibi doğal afetler
  • Zehirli madde kaçakları, petrol sızıntısı gibi çevresel tehlikeler
  • Yangın, patlama, bina çökmesi, platform kazaları gibi tehlikeli olaylar
  • Ulusal/uluslararası sağlık krizleri
  • Finansal ve ekonomik krizler
  • Siyasal karışıklıklar ve savaş koşulları
  • Terör saldırıları
  • Silahlı şiddet, toplu saldırılar, organize suç ve sivil şiddet olayları
  • Soygun, hırsızlık ve güvenlik kaynaklı olaylar

Kartalkaya Otel yangını, her ne kadar kök nedenleri itibarıyla örgütsel süreçlere dayalı bir kriz olarak değerlendirilse de etkileri bakımından yalnızca tek bir işletmeyle sınırlı kalmamış, daha geniş bir örgütsel ekosistemi etkilemiştir. Bu yönüyle olay, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve çevresel koşullardan kaynaklanan yıkıcı olaylar kategorisiyle de örtüşmektedir. Yangın, hem bölgedeki turizm faaliyetlerini sekteye uğratmış, hem de komşu oteller, hizmet sağlayıcı işletmeler, müşteriler ve yöre halkı üzerinde dolaylı ama derin etkiler yaratmıştır. Olayın ardından güvenlik algısının sarsılması, konaklama sektöründe faaliyet gösteren diğer kurumların itibar ve müşteri ilişkileri açısından zarar görmesine neden olmuştur. Ayrıca, yerel ve ulusal düzeyde yangın güvenliğine dair denetim sistemlerinin yetersizliği, kamuoyunda olayın yaşandığı işletme dışında, ilgili idari otoritelere ve düzenleyici kurumlara karşı da güven kaybı yaratmıştır. Bu yıkıcı olaylar, fiziksel bir tehdit ve aynı zamanda sistemik ve kurumsal bir travma riski taşımaktadır. Dolayısıyla, Kartalkaya Otel yangını içsel örgütsel ihmallerin ve sektörel kırılganlıkların, toplumsal yapıların sınandığı çok katmanlı bir travmatik olay olarak değerlendirilmelidir.

3. Travma eğilimli meslek grupları ve sektörlerdeki olumsuz deneyimler:

Bazı meslek grupları, doğası gereği yangın, doğal afet, suç gibi acil durumlara müdahale etmeyi temel görev edinmiştir. Bu tür mesleklerde çalışanlar, insan hayatını ve mülkünü korumakla yükümlüdür ve bu amaçla eğitimli, yetkin ve akredite çalışanlar olmaları beklenir. Literatür, bu profesyonellerin maruz kaldığı olayların travmatik etkilerine özellikle odaklanmakta; hastaneler, yaşlı ve engelli bireylere bakım sunan kuruluşlar, şiddet mağdurlarına destek veren merkezler ve psikolojik danışmanlık hizmetleri gibi hizmet sektöründeki bazı kurumlar, travmaya en açık iş yerleri olarak öne çıkmaktadır. Bu alanlarda çalışanlar, ikincil veya dolaylı travmalara sürekli maruz kalmakta ve bu durum, örgütsel sağlığı derinden etkilemektedir.

Görüldüğü gibi Kartalkaya Otel yangını, bu üç tipolojiden özellikle birinci ve ikinci kategoriye girmektedir. Olayın oluş biçimi ve etkilediği insan sayısı açısından çevresel bir felaket boyutu da taşımaktadır.

Örgütsel Travma Risk Analizi

Kartalkaya Otel yangını, çok katmanlı bir örgütsel kırılma örneğidir ve travmatik olayların üç temel özelliği açısından da detaylı analize tabi tutulabilir. Yangın güvenliği, iş güvenliği ve davranış temelli güvenliğin bir bütün olarak ele alınmadığı durumlarda, felaketlerin fiziksel, psikolojik ve kurumsal düzeyde de yıkıcı etkilerinin olabileceği görülmektedir. Söz konusu yayınımız, travmatik olayların üç temel özellik üzerinden analiz edilebileceği üzerinde durmaktadır.

  • Olayın özellikleri: Beklenmedik oluşu, yoğunluğu ve tekrarlanabilirliği
  • İnsan davranışlarının etkisi: Olaylara verilen tepkiler, duygusal yük ve davranışsal sonuçlar
  • Travmatik Olayın Bağlamı: İç ve dış örgütsel çevre, kurumsal yapı, liderlik, kriz yönetimi kapasitesi

Kartalkaya Otel yangını, tetikleyicileri açısından insan kaynaklı, başlangıç noktası bakımından ise örgüt içi süreçlerle bağlantılıdır. Olayın temelinde, yönetimsel ihmaller, güvenlik sistemlerindeki eksiklikler ve çalışanların eğitimindeki yetersizlikler yatmaktadır. Bu yönüyle, yangın her ne kadar beklenmedik bir şekilde meydana gelmiş olsa da gereken tedbirler alınsaydı önlenebilirdi, bu sebeple büyük ölçüde kontrol edilebilir bir olaydır. Ortaya çıkışı akut olmakla birlikte, bu ani felaketin arkasında biriken kronik örgütsel sorunlar bulunduğu için çift yönlüdür. Yangına maruz kalma biçimi ise doğrudandır; hem çalışanlar hem de otel misafirleri olaydan birebir etkilenmiştir. Tepki zamanı sınırlı olduğundan hızlı ve organize bir müdahale sağlanamamıştır. Olayın etkisi ise kısa vadeli fiziksel zararın ötesine geçerek uzun süreli psikolojik ve kurumsal travmalar yaratmıştır. İnsan davranışları açısından değerlendirildiğinde, çalışanlar yangının çıkmasına neden olan davranışları ile güvensiz durumların daha da tehlike yaratacak hale gelmesine neden olmuş yani olayda aktif roller üstlenmiş; önceden var olan rutin ihmaller ve acil durum yönetimi eksikleri ile şekillenmiştir. İhmal kaynaklı hata türleri olayın yayılmasında etkili olmuştur. Kurumun kriz anına dair hazırlıkları yetersiz, kültürel yapısı ise travmatik olaylara açık niteliktedir. Reaktif liderlik anlayışı, riskleri önceden görüp önlem alma konusunda başarısız olmuş; zayıf etik iklim, çalışanların potansiyel riskleri üst yönetime bildirme cesaretini kırmıştır. Son olarak, olayın gerçekleştiği çalkantılı dış çevre, bu tür felaketlerin oluşma ve büyüme ihtimalini artıran bir bağlam sunmaktadır. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, Kartalkaya Otel yangını, önlenebilir nitelikte bir örgütsel travma örneğidir.

Kartalkaya Otel yangını, yangının yaşandığı işletmeyle sınırlı kalmayan çok katmanlı bir potansiyel travmatik olaydır. Yangında yaşamını yitiren, yaralanan veya şans eseri kurtulan bireylerin büyük kısmı çeşitli sektörlerdeki çalışanlar ve onların ailelerinden oluşmaktaydı. Dolayısıyla bu olay, hem bir işletmenin fiziksel ve finansal kaybı iken, aynı zamanda insanların mesleki, ailevi ve toplumsal yaşamlarını doğrudan etkileyen bir travmadır. Ayrıca komşu oteller, müşteriler, yerel halk ve bölge ekonomisi de bu yangının etkilerini dolaylı ama derin biçimde hissetmiştir. Olayın yarattığı yankı, turizm sektörü güvenliği, kriz yönetimi kapasitesi ve denetim süreçlerine dair ulusal bir sorgulama dalgasına dönüşmüştür. Bu açıdan değerlendirildiğinde potansiyel travmatik olay kavramı, olay anı ya da fiziksel zararın yanı sıra etki alanı genişledikçe derinleşen bir örgütsel ve toplumsal sarsıntılar zincirini içerir. Yangın sonrasında yerel yönetimlerin, denetim kurumlarının ve ilgili bakanlıkların yönetişim sorumluluğu da tartışma konusu haline gelmiştir. Denetim, izin ve kontrol mekanizmalarının işleyişinde de travmatik olayların iz bıraktığı gözlenmektedir. Dolayısıyla, örgütsel travmalar bir işletmenin iç meselesi olmanın ötesinde, sektörel, bölgesel ve toplumsal düzeyde yayılma kapasitesine sahip bir olgudur.

Örgütsel Travmaların Önüne Geçmeye Dönük Yönetsel Yaklaşımlar

Kartalkaya Otel yangını, olayın doğası, insan davranışlarının etkisi ve örgütsel bağlamı bakımından çok katmanlı bir travmatik olay olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle, yangın güvenliği kültürünü geliştirmek ve benzer felaketlerin önüne geçmek için örgütsel davranışlar ve yönetim anlayışı açısından da köklü dönüşümler gereklidir. Olayın tetikleyicisinin insan kaynaklı olması, insan hatalarının önüne geçecek şekilde davranış temelli güvenlik eğitimlerinin yaygınlaştırılmasını ve acil durum reflekslerinin içselleştirilmesini zorunlu kılmaktadır. İç kaynaklı bir sorun olması ise örgüt içi iletişim, liderlik ve yönetişim süreçlerinin gözden geçirilmesi gerektiğine işaret eder. Yangının önlenebilir olması, kontrol edilebilir risklerin belirlenip izlenmesini, bakım ve güvenlik sistemlerinin düzenli test edilmesini zorunlu hale getirmektedir. Olayın hem akut hem de kronik oluşu, yapısal eksikliklerin uzun süre görmezden gelinmesinin nasıl felaketle sonuçlanabileceğini ortaya koymaktadır; bu nedenle sürekli gözden geçirme ve iç denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi şarttır. Çalışanların ve müşterilerin güvenliğinin, iş güvenliği kültürüne dayalı bir hassasiyetle korunması zorunludur.

Sınırlı tepki süresi, kriz yönetimi senaryolarının önceden planlanmasını ve periyodik tatbikatlarla pekiştirilmesini, uzun soluklu etkiler ise olay sonrası psikolojik destek sistemlerinin kurumsallaştırılmasını gerektirir. Olayda çalışanların aktif rolü hem eğitim eksikliklerini hem de kriz anında karar alma mekanizmalarındaki zayıflığı ortaya koymaktadır; bu nedenle çalışanların yetkinliği ve liderlik kapasitesine yönelik sistematik yatırımlar kaçınılmazdır. Rutinleşmiş ihmaller, güvenlik açıklarının fark edilmediği ya da bildirilemediği ortamların ürünüdür; bu da psikolojik güvenliğin güçlendirilmesi ve çalışanların sesinin duyulabileceği açık sistemlerin kurulması gerektiğini göstermektedir. Hata türlerinin ağırlıklı olarak ihmallerden oluşması, sorumluluk zincirinin netleştirilmesini ve sistemsel önlemler alınmasını gerektirir.

Örgüt içi hazırlık düzeyinin düşüklüğü, yangın güvenliği yönetim sistemlerinin kurulması ve aktif biçimde işletilmesi gerektiğini ortaya koyarken; travmalara açık örgüt kültürü, öğrenen örgüt ilkesinin benimsenmesini zorunlu kılar. Reaktif liderlik yaklaşımının yerini, önleyici ve güvenliği stratejik bir hedef olarak gören proaktif liderliğe bırakması gerekir. Zayıf etik iklim, kriz öncesinde risk bildirimi yapılmasını engelleyen temel bir etmendir; dolayısıyla etik kurulları, iç denetim sistemlerini ve hesap verebilirlik kültürünü inşa etmek şarttır. Ayrıca, olayın ardından doğrudan ya da dolaylı etkilenen kurumların sergilediği tutum da örgütsel travmanın derinleşmesini veya iyileşmesini belirleyen kritik faktörlerden biridir. Yönetimin yangın sonrası süreçlerde çalışanlarla yeterli iletişim kurmaması, psikolojik destek sağlamaması ve güveni yeniden inşa edecek adımları atmaması, travmanın kökleşmesine zemin hazırlamaktadır. Bu durum çalışanların psikolojik sağlıklarını ve organizasyonun sürdürülebilirliğini olumsuz etkileme potansiyeline sahiptir. Son olarak, dış çevrenin çalkantılı oluşu, bu tür olayların bölgesel ve sektörel düzeyde krizlere dönüşebileceğini göstermektedir. Bu nedenle, çözümlerin yapılandırılmasında işletme bazlı yaklaşımların yanında, sektör çapında iş birlikleri gerekmektedir.

Tüm bu bileşenler bir arada değerlendirildiğinde yangın güvenliği kültürünün, teknik, etik, yönetsel, davranışsal ve psikososyal bir bütünlükle ele alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Kartalkaya yangını, bu bütünsel yaklaşımın hayati önemini gösteren trajik bir örnek olarak, gelecekte benzer felaketlerin önüne geçilmesi için güçlü bir uyarıdır.

Kaynaklar:

  • Çetin Özbudak, E. (2018). Are you prepared? Measuring the level of perceived risk for organizational trauma and its relationship with organizational resilience (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). İstanbul Bilgi Üniversitesi, Örgüt Psikolojisi Anabilim Dalı.
  • Çetin Özbudak, E., & Işık, İ. (2020). Örgütsel travmalar: Beyaz yakalı çalışanlarda algılanan travma riski ve örgütsel dayanıklılık ile ilişkisi. Kıbrıs Türk Psikiyatri ve Psikoloji Dergisi, 2(1), 97–102. https://doi.org/10.35365/ctjpp.20.02.14
  • Güney, K. (2020). Perceived organizational trauma risk and its impact on employee well-being (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). İstanbul Bilgi Üniversitesi, Lisansüstü Programlar Enstitüsü.
  • Işık, İ. (2017). Organizations and exposure to trauma at a collective level: The taxonomy of potentially traumatic events. In S. Háša & R. Brunet-Thornton (Eds.), Impact of organizational trauma on workplace behavior and performance (pp. 34–60). IGI Global. https://doi.org/10.4018/978-1-5225-2021-4
  • Işık, İ., & Güney, K. (2020). COVID-19 pandemi sürecinin örgütsel travma olarak algılanışı ve çalışan iyi oluşuna etkisi. In C.Ş. Çukur & Ö. Yalçınkaya Alkar (Eds.), COVID-19: Pandemi Psikolojisi (pp. xx–xx). Türkiye Klinikleri. ISBN: 978-625-401-152-8
Admin

Admin
ADMINISTRATOR
PROFILE

Son Yazılar