728 x 90

Kimyasal Maruziyetler ve Biyolojik İzlem

Kimyasal Maruziyetler ve Biyolojik İzlem

Tarih boyunca çalışanların karşılaştığı hastalık yapıcı etkenlere zamanın hekim, filozof, yazar ve bilim adamları tarafından sık sık dikkat çekilmiştir.

Tarih boyunca çalışanların karşılaştığı hastalık yapıcı etkenlere zamanın hekim, filozof, yazar ve bilim adamları tarafından sık sık dikkat çekilmiştir. Milattan önceden başlamak üzere, kükürt, çinko ve bakır madenlerindeki işçilerin, taş işçilerinin, kurşunla veya civayla çalışanların karşılaştıkları hastalıklar gözlemlenmiş, dokümante edilmiş ve korunmak için çeşitli yöntemler önerilmiştir.

Çağımızda artık bu konularda çok sıkı güvenlik önlemleri alınıyor olsa da bir çok iş alanında gerek işletmelerin farkındalık eksikliği ve mali kısıtlamalar, gerek yeterli İş Sağlığı ve Güvenliği desteği alınamıyor olması, gerekse de çalışanların yeterince bilgilendirilmemiş olması ya da kayıtsızlığı gibi nedenlerle kimyasal maruziyet bir sorun olmaya devam etmektedir. Bilinen klasik kimyasal maruziyet etkenlerine gelişen teknoloji ve ortaya çıkan yeni sanayi dalları eklendikçe yeni risk faktörleri ortaya çıkmaktadır. Paracelsus 1500’lü yıllarda “meslek hastalıkları riskinin artması endüstriyel gelişimin bir sonucudur” diyerek bu gerçeğe dikkat çekmiştir.

Toz, lif, buhar veya havada dağılmış haldeki partikülleri solunum, sindirim ya da deri yoluyla alınarak çeşitli organlarda birikip meslek hastalıklarına neden olabilen kimyasallar toksik maddeler olarak adlandırılır. Bu kimyasalların etkileri, maruz kalma süresine, konsantrasyona ve kimyasalın türüne bağlı olarak akut veya kronik olabilir.

Kimyasallar ve Meslek Hastalıkları

Meslek hastalığına neden olan kimyasal etkenler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Meslek Hastalıkları kitapçığında aşağıdaki gibi sıralanmaktadır:

Metaller ve metalsiler

Gazlar

Çözücüler

Asit ve alkali maddeler

Pestisitler

Kimyasalların sınıflandırılması ve etiketlenmesi için uluslararası olarak uyumlu bir sistem 2003 yılından beri mevcut olup, Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı’nın sunmuş olduğu https://oshwiki.osha.europa.eu/tr/themes/labelling-chemicals web adresinden ayrıntılı olarak görüntülenebilir.

İş yerlerine göre kimyasal maruziyete örnekler vermek gerekirse, tarım işçileri pestisitler ve gübrelere, inşaat işçileri asbest ve silika tozuna, sağlık çalışanları anestezik gazlar ve dezenfektanlara, üretim işçileri ise boyalar ve çözücülere maruz kalmaktadır. Burada bilgiler sorumlu olabilecek tüm kimyasalları kapsamamaktadır. İş yerine özgü maruziyet riskleri için her bir iş yerinde kullanılan kimyasal maddelerin Güvenlik Bilgi Formları (GBF – MSDS) incelenmelidir.

Kimyasal Maruziyetin Olası Sağlık Etkileri

Mesleki Solunum Sistemi Hastalıkları

Havadaki başlıca kirleticilerden biri olan toz, mesleki akciğer hastalıklarının temel nedenlerinden biridir. İnsan sağlığı bakımından önemli olan 0.5 – 100 mikron arasındaki büyüklüklere sahip olan tozlardır. Asbestle çalışan kişilerin sigara kullanmaları halinde akciğer kanserine yakalanma riski çok daha yüksektir. İnorganik tozların neden olduğu hastalıklara asbestosis, silikosis, kömür tozu hastalığı, siderosiz, organik tozların neden olduğu hastalıklara ise bisinozis örnek olarak verilebilir. Sık görülen diğer mesleki akciğer hastalıkları, kanser, mesleki astım, ağır metal hastalıkları, kronik obstrüktif akciğer hastalığı olarak sayılabilir.

Mesleki Cilt Hastalıkları

Meslek hastalıklarının yaklaşık % 30’unu oluşturur. Deri kanserleri dışında başlıca diğer mesleki cilt hastalıkları dermatitler, akneiform hastalıklar, pigmanter hastalıklar, foto-toksik ve foto-alerjik hastalıklardır. Mesleki cilt hastalıklarının % 90’nı kontakt dermatitlerdir. Deformasyonlar en sık “el”’de görülmektedir.

Mesleki Kanserler

Mesleki kanserler ile ilgili ayrıntılı bilgi için Haziran 2023 tarihinde Safe Zone Journal’da yayınlanmış olan “Mesleki Kanserlere Yaklaşım Nasıl Olmalı?” başlıklı yazıyı inceleyebilirsiniz.

Mesleki Merkezi veya Periferik Sinir Sistemi Hastalıkları

Sinir sistemi hastalıklarına neden olan etmenlerin hemen hemen hepsi kimyasal etmenlerdir. Rahatsızlıkları çoğu belli bir eşik değerden sonra görülmektedir. Tek bir toksinden birçok nörolojik sendromun gelişmesi mümkündür. Tanı konma sürecinde maruziyetin süresi ve şiddetinin bilinmesi gerekir. Bilinen nörotoksik sendromlar ensefalopati, periferik nöropati, motor nöron hastalığı, tremorlar, nöropsikiyatrik bozukluklar, Parkinsonizm, Alzheimer Hastalığı, ekstrapiramidal sendromlar sayılabilir. Riskli sektörler olarak polimer üretimi, toprak stabilizasyonu, jel kromatografı, kağıt üretimi, gıda ve su işleme süreci, tarım sektörü, pestisit üretimi, boya sektörü, demir çelik sanayi, petrokimya, tekstil öne çıkmaktadır.

Üreme Sistemi Hastalıkları

Üreme toksisitesi çevresel etkenlere maruz kalma sonucu üreme sistemi üzerindeki olumsuz etkilerdir. Biyo-birikimli kimyasalların yanı sıra kolayca parçalanamayan bazı kalıcı kimyasalların imalatını / veya uygulanmasını içeren meslekler, ısı ve radyasyona yoğun maruz kalmayı içeren meslekler, ağır çalışma koşulları ve sürekli ayakta çalışma, toksik çözücülerin yanı sıra toksik dumanların kullanımını içeren mesleklerin üreme bozukluğu ile ilişkili olduğu bildirilmektedir. Bu tür toksisite belirtileri şunlar olabilir: Cinsel davranış değişiklikleri, kısırlık, olumsuz gebelik sonuçları (düşük kilolu doğum ve erken doğum), üreme sisteminin bütünlüğüne bağlı diğer fonksiyon değişiklikleri. Anne veya babanın üreme sistemini etkileyen etmenlerin sebep olduğu sonuçlar gelecek kuşaklara aktarılmakta ve sağlıksız bireyler doğmaktadır. Dolayısıyla üreme sistemi üzerindeki riskler sağlıklı toplumların meydana gelmesine engel olduğu için ayrıca önemlidir.

Mesleki Karaciğer Hastalıkları

İşyeri maruziyetleri, akut ve kronik karaciğer hastalıklarının neredeyse tüm spektrumu ile ilişkilendirilmiştir. Çok sayıda potansiyel hepatotoksik kimyasalın iyi belgelenmiş varlığına rağmen, Mesleki Karaciğer Hastalığı prevalansı bilinmemektedir. Çeşitli işyerlerindeki (örneğin, tarım, hastaneler, kuru temizleme atölyeleri, polimer sentezi, reçineler, deri ve baskıyı kapsayan kimya fabrikaları) çeşitli çözücüler ile bunların karışımları, pestisitler ve metaller dahil olmak üzere çeşitli kimyasallara olan maruziyetler mesleki karaciğer hastalıklarıyla ilişkilendirilmiştir. Mesleki karaciğer hastalıkları ile ilgili kapsamlı bilgiyi yazının sonunda referans olarak bulabileceğiniz Avrupa Karaciğer Çalışmaları Derneği (EASL) tarafından yayınlanmış olan incelemede bulabilirsiniz (J Hepatol. 2019).

Böbrek Hasarı (Kronik Böbrek Hastalığı)

KBH için mesleki risk faktörleri arasındaki karmaşık etkileşimleri tanımlamak için epidemiyolojik kanıtlar azdır. Mesleki risk faktörlerine ilişkin raporlar, kurşun, cıva, glikol eterler, organik çözücüler, bakır, krom, kalay, cıva, kaynak dumanları, silikon içeren bileşikler ve tahıl tozu dahil olmak üzere nefrotoksinlere maruz kalmaya odaklanmıştır. Risk altındaki bireyler sadece nefrotoksin maruziyetinin en yüksek olduğu mesleklerde olanlar değildir. Düşük sosyoekonomik durum, KBH riskinin artmasıyla bağımsız olarak ilişkili görünmektedir. Ek olarak, yüksek stresli davranışların artmış sempatik aktivite ile ilişkili olduğu ve bunun da başlangıç evre böbrek hastalığı ve ileri evre böbrek yetmezliği için daha yüksek risk ile ilişkili olduğu bulunmuştur.

Biyolojik İzlem

Biyolojik izlem, çalışanların kimyasallara maruz kalıp kalmadığını ve maruziyet düzeyini belirlemek için kullanılan bir yöntemdir.

Kimyasallarla çalışanlarda kimyasal maruziyeti tespit etmek için çeşitli biyolojik izlem yöntemleri mevcuttur. Bunun için öncelikle kullanılan ya da maruziyeti söz konusu olabilecek kimyasal maddenin Güvenlik Bilgi Formu (GBF – MSDS) kontrol edilerek madde içeriği tespit edilir ve bu maddelere göre ölçümler yaptırılarak çalışanın kişisel maruziyeti ortaya konabilir.

Malzeme Güvenlik Bilgi Formları kimyasal madde üreticileri tarafından verilmek zorundadır. Bu bilgiler; Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Çalışma Örgütü ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNDP) ortak etkinliği olan Uluslararası Kimyasal Güvenlik Programı (IPCS) tarafından hazırlanmaktadır.

Malzeme Güvenlik Bilgi Formları kimyasal maddelerin MAK (bir maddenin çalışma ortamında bulunmasına izin verilen azami konsantrasyonu) ve ESD (önerilen eşik sınır değer) hakkında bilgileri içerir. Malzeme Bilgi Formlarının sürekli güncelleştirildiği unutulmamalı, bilginin hazırlandığı tarihe bakılmalıdır. İşletmeye özgü risk haritası hazırlanmalı ve bu çalışmaya özellikle işyeri hekimleri aktif olarak katılmalı, çalışma ortamı koşulları ve çalışma ilişkilerini incelemeli ve bilgi edinmelidir.

Biyolojik İzlem Yöntemleri

Çalışanın maruz kalmakta olduğu kimyasalın GBF kapsamında verilmiş olan kimyasalların veya metabolitlerinin kanda, idrarda, tükürükte, saçta ve tırnaklardaki düzeylerinin ölçülmesidir. NIOSH’un yayınlamış olduğu kapsamlı bir doküman olan “Kimyasal tehlikeler İçin Cep Kılavuzu” https://stacks.cdc.gov/view/cdc/21265 adresinden indirilebilir.

Biyolojik izlemin sayesinde maruziyeti erken tespit etme ve önleme şansı bulunabilir. Maruziyet seviyesinin ve sağlık risklerinin değerlendirilmesi, kişisel korunma ekipmanlarının etkinliğinin değerlendirilmesi ve biyolojik maruz kalma sınır değerlerinin aşılıp aşılmadığının belirlenmesi gibi avantajları olacaktır. 20 yılı aşkın bir süre boyunca toplanan biyolojik izleme verilerinden mesleki maruziyet eğilimlerini değerlendirmek amacıyla yapılmış bir çalışmada 8000 şirketteki 120 000 çalışandan alınmış 950 000 örnek incelenmiştir (Morton , 2022). Veriler, rapor edilen zaman dilimi içinde (1996 – 2019) Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri ve Büyük Britanya’da bazı regülasyonların uygulamaya konduğu kurşun, cıva, benzen ve heksametilen diizosiyanat maruziyetleri ile ilgili tüm biyolojik izleme sonuçları için derlenmiş ve yıllar içinde tüm maruziyetlerde anlamlı azalmalar saptanmıştır. Bu çalışmadan elde edilmiş sonuçlara örnek olarak kurşun ve cıva konusunda elde edilmiş ilerlemeyi Tablo 1’de görebilirsiniz.

Regülasyonların uygulamaya konması ve uygulanmasının toplum sağlığına etkisi bu çalışmada kolayca görülebilir.

Öte yandan biyolojik izlemin sınırlamaları da mevcuttur. Her kimyasal için biyolojik izlem yöntemi bulunmamaktadır. Biyolojik izlem sonuçlarının yorumlanması karmaşık olabilir ve maruziyetin tek kaynağını belirleyemeyebilir.

Biyolojik izlem çalışanların kimyasal maruziyetten korunmasında önemli bir araçtır. İşverenler, biyolojik izlemeyi, çalışanlarının sağlık ve güvenliğini korumak için bir risk değerlendirmesi ve kontrol programının parçası olarak kullanmalıdır.

İşverenlere, çalışanlarını kimyasal maruziyetten korumak amacıyla tehlikeli kimyasalların kullanımı için güvenli çalışma prosedürleri ve talimatları geliştirmeli, uygun kişisel korunma ekipmanı (KKD) sağlamalı, kimyasalların tehlikeleri ve korunma yöntemleri konusunda çalışanları eğitmeli ve iş yerinde kimyasal maruziyeti izlemeli ve kontrol etmelidir. Malzeme Güvenlik Bilgi Formları çalışanlar tarafından anlaşılır hale getirilmeli ve çalışanların her an erişebilecekleri yerlerde bulunmalıdır. Bu maddelerle hastalanma ve zehirlenmelere ait ilk belirtiler ile alınacak tedbirleri gösteren özel afişler ve tabelalar hazırlanmalı ve işyerinde uygun yerlere asılmalıdır.

Mesleki maruziyet sınır değerleri, işyerinde tehlikeli kimyasallara maruz kalan çalışanlarda meslek hastalıklarını veya diğer olumsuz etkileri önlemek amacıyla belirlenmiştir. Mesleki maruziyet sınır değerlerine maruz kalan kişilerin sağlıklı yetişkin çalışanlar olduğu varsayılmakla birlikte bazı durumlarda bu değerler örneğin hamileler veya özel politika gerektiren hassas grupların korunması için de kullanılmalıdır. Bu değerler, işverenlerin, çalışma ortamında kimyasallara maruz kalabilecek çalışanların sağlığını korumalarına yardımcı olan araçlardır. Mesleki maruziyet sınır değerleri genellikle saf maddeler için belirlenir, ancak bazen işyerinde solvent karışımları, yağ buğusu, kaynak dumanı veya dizel egzoz dumanı gibi sıkça rastlanan karışımlar için de belirlenirler.

Sanayileşmeye ve teknolojik ilerlemelere paralel olarak değişen ve gelişen çalışma yöntemleri ve çalışma ortamları, çalışanlar açısından birçok sağlık ve güvenlik tehdidini beraberinde getirmiştir. Hayatının sağlıklı bir şekilde devamlılığını sağlamak için çalışan insan, çalışırken sağlığını kaybetmeye başlamıştır.

Ancak bilinmesi gereken hastalığın yapılan işten dolayı değil o işin nasıl yapıldığıyla ve iş yapılırken ne gibi önlemler alındığıyla ilgili olarak ortaya çıktığı gerçeğidir.

Kaynaklar:

  • https://oshwiki.osha.europa.eu/tr
  • https://www.csgb.gov.tr/media/1340/meslekhastaliklari.pdf
  • Kumar S. Occupational exposure associated with reproductive dysfunction. J Occup Health. 2004 Jan;46(1):1-19.
  • EASL Clinical Practice Guideline: Occupational liver diseases. J Hepatol. 2019 Nov;71(5):1022-1037.
  • Rubinstein S, Wang C, Qu W. Occupational risk and chronic kidney disease: a population-based study in the United States adult population. Int J Nephrol Renovasc Dis. 2013 Mar 9;6:53-9.
  • Morton J, Sams C, Leese E, Garner F, Iqbal S, Jones K. Biological Monitoring: Evidence for Reductions in Occupational Exposure and Risk. Front Toxicol. 2022 Mar 14;4:836567.
  • https://stacks.cdc.gov/view/cdc/21265
Dr. Atilla Görk

Dr. Atilla Görk,  18 Aralık’ta Akhisar doğumludur.   Evli ve 1 kız çocuğu babasıdır. Bornova Anadolu Lisesini bitirdikten sonra, 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. Mecburi hizmetini Şırnak / Beytüşşebap’ta yaptı. İzmir / Aliağa’da 3 yıl pratisyen hekimlik deneyimi sonrası İzmir Atatürk Eğitimve Araştırma Hastanesinde (Şimdi Kâtip Çelebi Üniversitesi’ne bağlı) Aile Hekimliği Uzmanlığı eğitimini aldı. Uzmanlık tezini gebelikte ilaç kullanımı üzerine verdi. Uzmanlıktan sonra 20 yıl ilaç sektöründe çoğunlukla uluslararası firmalarda medikal yöneticiliği yaptı. Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği’nin (AİFD) Türkiye’de geliştirdiği ilk İlaç Tanıtım İlkeleri Kılavuzunun yazım ekibinde aktif görev aldı. Özellikle tanıtım temsilcilerine eğitim verme, hekimlere bilimsel sunumlar yapma, ilaç sanayiinde etik tanıtım ilkelerinin uygulanması, ilaç güvenliliği, klinik araştırmalar, farmakoekonomi, uluslararası bilimsel toplantıların medikal alt yapısı üzerine görevleri ve medikal yazarlık konusunda çalışmaları oldu. Emeklilikle birlikte İş Yeri Hekimliğine başladı. Heavy Metal, Hard Rock, jazz ve klasik müzik hayranı olan Görk, Amatör olarak bateri çalmaktadır. Halen Tez Medikal’de tam zamanlı İş Yeri Hekimi olarak çalışmaktadır.

Son Yazılar