Tüm işverenlerin, çalıştırdığı yöneticilerin İş Sağlığı ve Güvenliği konusundaki algısı dört dörtlük olursa o zaman sektörde dört dörtlük olur ve gelişir.
SÜLEYMAN YILMAZ / Tez Medikal Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Röportaj / Arzu Ateş Göçtürk
Süleyman Bey merhaba, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ediyoruz. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
1950 yılında Malatya Arapgir, Yazılı Köyü’nde doğdum. İlkokulu köyümde bitirdim. Ortaokulu 1962-1965 yıllarında Arapgir Ortaokulu’nda bitirdim. Sonra Ankara Maliye Meslek Okulu adı altında bir meslek okulunu yatılı olarak kazandım ve 1965-1968 yıllarında burada okudum. Okulu bitirdikten sonra İstanbul Defterdarlığı’na tayinim çıktı, memur olarak. Maliye Meslek Okulu, Maliye Bakanlığına bağlı olarak Türkiye’de tek okul, orta düzeyde yönetici yetiştiriyor.
1970 yılında üniversite sınavına girdim. Yıldız Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisine bağlı Kimya Mühendisliği bölümünü kazandım. Burada da öğrenim akşam 6’dan 10’a kadardı. Gündüz 5’e kadar devlette çalışıyordum sonra okula gidiyordum. 1976’da Kimya Mühendisi olarak mezun oldum. 1977’ye kadar Maliye Bakanlığı emrinde çalıştım. En son İstanbul Defterdarlığı Muhasebe Kontrol Memuru idim. Sağlık Kurumları Saymanlığı ile çalışırken Adli Tıp Kurumu’yla da tanışıyorduk. Oradaki Kimya Mühendisleri hem toksikolojik hem de narkotik analizlere bakıyorlardı. Türkiye’de kanunla kurulan tek resmi bilirkişi Adli Tıp Kurumu’dur. Hakim ve savcılar, mahkemeler, Adli Tıp raporuna göre adli dosyaları değerlendirir. 1977 Aralık 12’de tayinim çıktı ve Adli Tıp’ta kimya mühendisi olarak başladım. Adli Tıp Kurumu’nda, maliye geçmişim de olduğu için vekâleten döner sermaye saymanlığını da 12 yıl boyunca yürüttüm. 18 yıl narkotik bölümünde de uyuşturucu madde uzmanlığı yaparak çalıştım ve 1994 Kasım ayında emekli oldum.
Tez Medikal OSGB’nin kuruluşu’ndan bahseder misiniz?
Emekli olduktan 6 ay sonra bir avukat arkadaşımın aracılığıyla Dr. İbrahim Kurt ile tanıştım. Kendisi 1994’te Med-Line ambulans hizmetlerini kurmuştu. Tanıştığımızda da şirketin mali ve idari işlerine bakacak bir yönetici aradığını söyledi ve o vesileyle kendisiyle 20 Nisan 1996’da çalışmaya başladık. Çok başarılı bir sistem kurulmuştu, 112 bile Med-Line ‘nin ambulans hizmetlerini örnek alıyordu. 1998 yılına geldiğimizde Med-Line’nin 4 milyon üyesi vardı. Neredeyse bütün sigorta şirketleri poliçelerindeki insanların acil hizmet teminatını bizden alıyordu.
2000 yılında Sabancı Grubu’ndan Esas Holding’le ortak olduk ve ortaklığımız 2005’in sonunda sona erdi.
Atatürk Havalimanı’nda Portclinic merkezimiz vardı. 2000 yılından 2005 yılına kadar klinikte koordinatör olarak çalıştım.
2006 yılından itibaren yap işlet devlet modeliyle TAV’ın çözüm ortağı olarak yolcu ve yakınlarına sağlık hizmeti vermeye başladık. Bizim burada verdiğimiz hizmet Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü’nün dikkatini çekmiş olacak ki bu hizmetin tüm hava alanlarında verilmesini istedi ve Eylül 2009’da bir ihale açtı. Biz de ihaleyi kazandık ve Atatürk Havalimanı’nda yolcu ve yakınlarına verdiğimiz hizmeti 31 havalimanında yapmaya başladık. Uluslararası havalimanlarında kadrolar oluşturduk. Bu hizmetler 2014’ün kasım ayına kadar sürdü. Yanı sıra 2003’ten 2015’in Temmuz ayına kadar Türk Hava Yolları’nın Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya vb pek çok lokasyonunda yolcu ve yakınlarına ambulans hizmeti verdik.
Bu arada da 6331 sayılı ortak sağlık güvenlik birimi yasası 30 Haziran 2012 de resmi gazete yayınlandı ancak yürürlük tarihi 01.01.2013 olacaktı. Fakat biz kanun çıkmadan önce 2006 -2012 yılları arasında Atatürk Havalimanı’ndaki TAV ve iştiraklarının iş yeri hekimlik hizmetini veriyorduk. Devlet OSGB yasasını çıkarmadan biz zaten ortak iş yeri hekimliği hizmetini kurmuştuk.
İbrahim Bey çok geniş kapsamlı düşünen birisi olup donanımlı hizmet vermeyi istiyordu. Yasayla birlikte bütün illerde ortak sağlık güvenlik birimi hizmeti vermeyi planladı, 81 ilde. Ancak her ilde bu işi yapmak çok maliyetliydi. O arada kanunda bir değişiklik oldu ve şubelerin çevre illerin de OSGB hizmetini verebileceği söylendi. Böylece planlanan şube sayımız 20’ ye iniyordu. Biz de böyle bir yapılanmaya gittik ve 2012’de Tez Medikal’i kurarak, bugüne kadar ortak sağlık güvenlik birimi hizmetini yürüttük ve yürütmeye devam ediyoruz. Bu konuda da Türkiye’nin en büyüğüyüz. 1500’e yakın çalışanımızla en yakın rakibimizin üç dört katı daha büyük bir hacime ulaşmış durumdayız. Verdiğimiz hizmetin kalitesinin de her zaman arkasındayız. Hizmet verdiğimiz şirketi de en az kendi şirketimiz kadar düşünüyor ve önemsiyoruz.
Tez Medikal kurulurken, sektörde başka firmalar da var mıydı? OSGB’lere bakış açısı nasıldı?
İlk etapta çok kişi OSGB firması kurdu ama neredeyse hepsi küçük çaplıydı. Bir doktor ya da uzman tarafından kurulan, kendi firmamızda kendi hizmetimizi verelim mantığıyla hareket edilen firmalardı. Yani profesyonel yapılanmalar değildi.
Aşağı yukarı 11 yıldır hala OSGB kavramının önemi ve etkisi konusunda işverenler yeterince bilinçli değiller. Bu işin öneminin, insan hayatının değerinin herkes farkında olsa her iş yeri mutlaka bir OSGB hizmeti alır, hekim ve iş güvenliği uzmanı bulundurur. Bunun yanı sıra tabii ki çalışanın sağlığını önemseyen, işinin risklerinin analizini yapan ve bu yapıyla hareket eden birçok kurumsal firmada var.
Tez Medikal’in sektördeki başarısını neye bağlıyorsunuz?
Biz büyük bir aileyiz. Çalışanlarımız ve yöneticilerimiz arasında kuvvetli bağlar vardır. Herkesin birbirine ulaşabildiği, herkesin şirketimizin gelişmesi için fikirlerini açıkça söyleyebildiği bir yapılanma var.
Ayrıca çalışanlarımızın mesleki anlamda bilgi ve birikim sahibi olmasını çok önemsiyoruz. Yetiştirdiğimiz kadroların sahada nitelikli yerlerde görev almaları bizim için çok önemli. Çalışanlarımızla olan bu bağlılık, şirketimizin geleceği için ortak plan ve hedeflerle hareket etme sektördeki başarımızın en önemli yapı taşlarından birisidir. Kısacası işimizi ve hizmet verdiğimiz müşterilerimizi önemsiyor ve buna göre hareket ediyoruz.
Sektörün geleceğine dair neler düşünüyorsunuz?
İşverenler, çalışanları kendinden bir parça gibi görmediği sürece hizmet gelişemez maalesef. İşverenler çalışanını kendinin bir parçası olarak görmeli. Kişinin emeğinin karşılığı verilmezse kişi de motivasyon bulamaz ve verdiği hizmet kaliteli olmaz. Bütün bunlar birbirine bağlı şeylerdir. Tüm işverenlerin, çalıştırdığı yöneticilerin İş Sağlığı ve Güvenliği konusundaki algısı dört dörtlük olursa o zaman sektörde dört dörtlük olur ve gelişir.
Sektörün profesyonellerine önerileriniz nelerdir?
Çalışan çok önemli bir değer, çalışanın emeğine işverenler saygı duymalı. Önerim tüm tüm işverenler çalışanlar için paylaşımcı olmalı, çalıştırdığı kişiye değer vermeli, çalışan kişi de hizmetini dört dörtlük yapmalı.
Vakit ayırdığınız için teşekkür ediyoruz.








