728 x 90

İş Sağlığı ve Güvenliğinin Kısa Hikayesi: Hammurabi Kanunlarından ILO’ya ve Yapay Zekaya

İş Sağlığı ve Güvenliğinin Kısa Hikayesi: Hammurabi Kanunlarından ILO’ya ve Yapay Zekaya

İş güvenliği ve sağlığı ya da iş sağlığı ve güvenliği çalışan kişilerin (mesleklerinin gerektirdiği işleri yerine getirirken) güvenliği…

İş güvenliği ve sağlığı ya da iş sağlığı ve güvenliği çalışan kişilerin (mesleklerinin gerektirdiği işleri yerine getirirken) güvenliği, sağlığı ve refahı ile ilgili birden çok bilim dalını içeren bir alandır. İş sağlığı ve güvenliği iş yeri hekimliği, iş yeri hijyeni alanları ile ilişkildir ve iş yerinde sağlığı geliştirme girişmleri ile birlikte yürütülmektedir. İş sağlığı ve güvenliği iş ortamından etkilenebilecek genel nüfusu da korumaktadır.

Birleşmiş milletler ve Dünya Sağlık Örgütü/ Uluslararası Çalışma Örgütünün ortak verilerine göre, işle ilgili hastalık ve yaralanma, her yıl mesleki risk faktörlerine maruz kalma nedenleriyle yaklaşık 2 milyon kişi hayatını kaybetmektedir. Tüm Dünyada yılda 2.78 milyondan fazla kişi iş kazaları ya da hastalıkları nedeniyle ölmektedir; bu sayı her 15 saniyede bir ölüme karşılık gelmektedir. Bunlara ek olarak her yıl ölümle sonuçlanmayan 374 milyon yaralanma meydana gelmektedir.Yaralanma ve iş kazası ölümlerinin dünyanın toplam gayri safi hasılasının yüzde dördünü oluşturduğu tahmin edilmektedir. Bu zor durumun insani boyutu çok büyüktür.

İş sağlığı tanımı Uluslararası Çalışma Örgütü (UÇÖ/ILO) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ/WHO) tarafından ortak kullanılan bir terimdir. 1950 yılında bu iki örgütün gerçekleştirdiği ilk iş sağlığı ortak komitesi toplantısı sonrasında 1950 yılında tanımlanmıştır. İş sağlığı tanımı sağlığı kısa süreli ve uzun süreli etkileyen olumsuz şartları temel almaktadır. Yakın zamanlarda “iş sağlığı ve güvenliği”,” iş güvenliği ve sağlığı” tanımları da kullanılmaya başlanmıştır. Bu tanımlarda ILO tarafından yürütülen çalışmalar temel alınmakta; iş sağlığı tehlikeleri hastalık ve uzun süreli etkilerle, bunun yanında iş güvenliği tehlikeleri ise ani yaralanma ya da ciddi durumlara yol açan iş kazaları ile ilişkilendirilmektedir.

1995 yılında toplanan UÇÖ/DSÖ iş sağlığı ortak komitesi toplantısında, iş sağlığının odak noktası olarak üç farklı hedef tanımlanmıştır: i) çalışanların iş kapasiteleri ve sağlıklarının korunması ve iyileştirilmesi, ii) işin ve iş ortamının çalışanların sağlık ve güvenliklerini sağlamak için iyileştirilmesi, iii) iş yerinde sağlık ve güvenliği destekleyen çalışma kültürü ve iş yeri organizasyonlarının oluşturulması ve sonucunda da olumlu iş ortamı ve çalışmalarda operasyonel mükemmeliyetin sağlanması. Bu bağlamda çalışma kültürü kavramı kurumun benimsediği temel değer sistemlerinin bir yansıması anlamına gelmektedir. Günlük işleyişte ise kurum kültürü yönetim sistemleri, çalışan politikaları, katılım kuralları, eğitim politikaları ve kalite yönetimine yansımaktadır. (DÇÖ/DSÖ İş Sağlığı Ortak Komitesi 12. Oturum 1995)

İş sağlığı ve güvenliği kavramı, işçilerin yangın, toz, gürültü, soğuk, düşme ve enfeksiyon hastalıkları gibi tehlikelerle karşılaştığı eski zamanlara kadar uzanmaktadır. İşçileri bu tehlikelerden uzak tutmak için bulunan belgelenmiş girişimlerden en eskisi Hammurabi kanunlarıdır. (M.Ö 1750) Mezopotamya’da toplumun farklı kesimlerinin ilişkilerini ve işçilerin hak ve sorumluluklarını düzenleyen bu kanunlarda bir işçi sağlam olmayan bir binanın altında kalarak ya da sağlam olmayan bir iş ekipmanı nedeniyle yaralanır ya da ölürse, bina sahibinin tazminat ödemesi ya da cezalandırılması belirtilmektedir.

Meslek hastalıkları ile ilgili ilk yazılı metinler 15.yy.sonunda demir, bakır ve kurşunun ateşli silah pazarındaki artan talebi sonrasında altın ve gümüş piyasasındaki yükselişe bağlı olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. 1587 yılında Paracelcus maden ve dökümhane işçilerinin hastalıkları üzerine yapılan ilk çalışmayı yayınlamıştır. Bu çalışmada maden işçilerinin “akciğer hastalığı” anlatılmaktadır. 1526 yılında Georgius Agricola “De Re metallica” adlı çalışmada madenlerde meydana gelen kazalar ve hastalıklar ve korunma yolları, önlemlerden bahsetmiştir. Paracelsus gibi Agricola da “akciğerleri yiyen ve veremi ileten toz”dan bahsetmiştir.

1713’te iş yeri hekimliği ve iş sağlığının babası olarak adlandırılan Bernardino Ramazzini elliden fazla meslekte işçilerin karşılaştıkları hastalık yapan kimyasallar, toz, metaller gibi tehlikeleri ve tekrarlayan ya da şiddetli hareketler, yanlış duruşlar gibi bedensel tehlikeleri belirten “De morbis artificum diatriba” İşçilerin Hastalıkları Üzerine Tez” adlı çalışmasını yayınlamıştır.

Percival Pott adlı İngiliz cerrah tarafından tanımlanan baca temizleyicilerinde görülen bir kanser türü tarihte ilk meslek kanseri olarak yer almaktadır.

İngilterede Endüstri Devrimi

Birleşik Krallık ilk endüstrileşen ulustur. Kısa süre içinde pamuk tekstil fabrikalarında fabrika sisteminin ucuz işgücü sömürüsünün bir sonucu olarak çocuklar ve genç erişkinlerde ciddi fiziksel ve ahlaki zararlara ait kanıtlar ortaya çıkmaya başlamıştır. 1802 yılında hayırseverler ve bazı fabrika sahiplerinin iyileştirici eylem çağrılarına yanıt olarak kendisi de bir fabrika sahibi olan Sir Robert Peel şartların düzeltilmesi amacıyla parlamentoya bir kanun tasarısı sunmuştur. “1802 Çırakların Sağlık ve Ahlak Kanunu” Birleşik Krallık’ta çalışma şartlarını düzeltmek için yapılan ik uygulamadır. Bu kanun yalnız pamuk fabrikalarını kapsamaktaydı ve işverenlerin iş yerinde yılda iki kez sönmemiş kireçle temizlik yapmalarını, temiz hava için yeterli sayıda pencere bulunmasını, çıraklara (yoksul ve yetim) “yeterli ve uygun” giyecek ve kalacak yer sağlamasını, okuma, yazma, aritmetik ve Hristiyan din bilgisi öğretmelerini gerektiriyordu.

Bu kanunla çırakların günde 12 saatten fazla çalışmaları (molalar haricinde) ve akşam 9 ile sabah 6 arasında gece mesaileri yasaklanıyordu. Bu kanun 19. Yüzyıl “Fabrika Kanunları”nın ilkidir.

1833 Kanunu “Fabrika Müffettişliği” kavramını yaratmıştır. Bu müffettişliğin öncelikli görevi çocuk ve gençlerin sağlıklarını kaybetmelerine ve yüksek iş kazası oranlarına yolaçan sürekli fazla çalışmalarının engellenmesi için tekstil endüstrisindeki çalışma saatlerini kontrol altında tutmaktı.

1842 “Maden ve Maden Ocakları Kanunu” maden ve maden ocaklarında bir çok kovuşturma ve güvenlik iyileştirmeleri ile sonuçlanan müffettişlik sistemini oluşturdu ve 1850 yılında müffettişler kendi takdir yetkileri ile istedikleri kuruma girip inceleme yapabiliyorlardı. Bu kanun on yaşından küçük çocukların ve kadınların madenlerde çalıştırılmalarını yasaklamıştır.

1851 de İngiliz Kayıt Bürosu ilk on yıllık ölüm raporunu yayınlamıştır. Bu raporda ölümler sosyal sınıflara göre bölünmüştür, sınıf I uzmanlar ve yöneticilerden oluşurken, sınıf V vasıfsız işçilerden oluşmaktaydı. Rapor ölüm oranlarının artan sınıf sayısı ile artmakta olduğunu göstermiştir.

Avrupa

1883 yılında Otto von Bismark ilk sosyal sigorta mevzuatını ve 1884 yılında da ilk işçi tazminat kanununu yürürlüğe sokmuştur. Her iki kanun da Batı dünyasında ilk olma özelliğindedir. Sonraki yıllarda diğer Avrupa ülkelerinde de işçi sınıfının huzursuzlukkları nedeniyle benzer kanunlar yürürlüğe sokulmuştur.

ABD

İş yeri ortamına ait ilk sağlık programı ABD de 1798 yılında yürürlüğe giren ve tüccar denizcilere hizmet veren “Deniz Hastanesi Hizmeti” dir. Bu program daha sonra “Amerikan Halk Sağlığı Hizmeti” olarak adlandırılacak programın başlangıcıdır.

ABD’deki ilk işçi tazminat kanunu New York’ta 1910 yılında ve Washington’da da 1911 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu kanunlarda ilk başlarda tazminatlar kazalarla sınırlıyken daha sonra meslek hastalıkları da kapsama alınmıştır. 1914 yılında Amerikan Halk Sağlığı Hizmeti bu günkü Ulusal Güvenlik ve Sağlık Enstitüsü (NIOSH)’nün öncüsü olan Endüstriyel Hijyen ve Sanitasyon Bürosu’nu kurmuştur. 20. Yüzyıl başlarında iş yeri felaketleri sık görülüyordu. Örneğin, 1911 yılında New York’ta Triangle Shirtwaist Company adlı şirkette çıkan yangında çoğunluğu kadın ve göçmen olan 146 işçi hayatını kaybetmiştir. Bu işçilerin çoğu kilitli olan çıkış kapılarını açmaya çalışırken ölmüştür. Bu dönemde civa ve kurşun zehirlenmeleri, silikozis ve diğer pnömokonyozlar çok yaygın olarak görülüyordu. 1969 yılındaki Federal Kömür Madeni Sağlık ve Güvenlik Kanununu 1970 yılında İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu takip etmiş ve bu kanunla birlikte İş Güvenliği ve Sağlığı İdaresi (OSHA) ve Ulusal Güvenlik ve Sağlık Enstitüsü (NIOSH) günümüzdeki halleriyle kurulmuştur.

ULUSAL MEVZUATLAR VE KAMU KURULUŞLARI

İş sağlığı ve güvenliği uygulamaları günümüzde ülkeler arasında, mevzuat, düzenleme,yaptırım, uyum teşvikleri açısından farklı yaklaşımlar içermektedir. Örneğin Avrupa Birliği’nde bazı üye ülkelerde iş sağlığı ve güvenliği devlet desteği, bağışlar ya da finansman şeklinde kamu bütçesinden desteklenirken, diğerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yatırımları için vergi sistemi teşvikleri oluşturulmuştur. Bir üçüncü grup Avrupa Birliği üyesi ülkede ise istikrarlı, sağlam iş sağlığı ve güvenliği kayıtlarına sahip şirket ya da kurumlara iş kazası sigorta prim indirimleri uygulanmaktadır.

Kanada

Kanada’da işçiler çalıştıkları sektöre bağlı olarak il ya da federal çalışma kanunlarına bağlıdır. Federal yasalara bağlı olan çalışanlar (madencilik, taşıma,ve federal iş gücü) Kanada Çalışma Kanunu kapsamındadır; diğer işçiler ise, çalıştıkları vilayetin sağlık ve güvenlik kanunları kapsamındadır. Kanada hükümetinin bir kurumu olan Kanada İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi (CCOHS), 1978 yılında parlementoda kabul edilen bir kanunla kurulmuştur.

Kanada İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi güvenli ve sağlıklı iş yeri ortamını teşvik etmekle ve işle ilişkili yaralanma ve hastalıkları önlemekle görevlendirilmiştir.

Çin

Çin’de meslek hastalıklarının önlenmesi Sağlık Bakanlığının, iş yeri güvenlik sorunları ise Devlet İş Güvenliği İdaresinin sorumluluğundadır. İş güvenliği kanunu 1 Kasım 2002 yılında yürürlüğe girmiştir. 2018 yılında ise Ulusal Sağlık Komisyonu ulusal sağlık politikalarını oluşturmak üzere kurulmuştur. Bu komisyon “Sağlıklı Çin 2030” girişimi kapsamındaki etkinlikler çerçevesinde “Ulusal Meslek Hastalıkları Önleme ve Kontrol Planı (2021-2025)”nı oluşturmuştur.

Avrupa Birliği

Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı 1994te kuruldu. Avrupa Birliğinde üye ülkeler iş sağlığı ve güvenliğinin yasal gerekliliklerinin yerine getirilmesini sağlayan uygulayıcı makamlara sahiptir. Bir çok AB ülkesisinde iyi bir iş sağlığı ve güvenliği uygulaması sağlamak için işveren ve işçi örgütleri (örneğin sendikalar) arasında güçlü bir işbirliği vardır; bunun hem işçiye (sağlığın korunması yoluyla) hem de işletmeye (geliştirilmiş üretkenlik ve kalite yoluyla) yarar sağladığı kabul edilmektedir.

Üye ülkelerin tümü iş sağlığı ve güvenliği konusunda asgari standartları belirleyen bir dizi yönergeyi ulusal mevzuatlarına aktarmıştır. Bu yönergeler (çeşitli konularda yaklaşık yirmi adet vardır) işverenin iş yerindeki riskleri değerlendirmesini ve tehlike kontrolü hiyerarşisine dayalı önleyici tedbirleri uygulamaya koymasını gerektiren benzer yapıdadır. Bu hiyerarşi tehlikenin ortadan kaldırılması ile başlar ve kişisel koruyucu donanım ile sona erer.

Hindistan

Hindistan’da Çalışma ve İstihdam Bakanlığı fabrikalar ve limanlarda ulusal iş sağlığı ve güvenliği politikalarını Fabrika Danışma ve Hizmet Enstitüleri Genel Başkanlığı danışmanlığı ve desteğiyle ve fabrika ve liman güvenliği müffettişlikleri aracılığı ile uygulamaktadır. Fabrika Danışma ve Hizmet Enstitüleri Genel Başkanlığı kuralların oluşturulması, iş güvenliği incelemelerinin yürütülmesi,iş güvenliği eğitimlerinin verilmesi için teknik destek sağlamaktadır.

Japonya

Sağlık, Çalışma ve Sosyal Yardımlaşma Bakanlığı Japonya’da iş sağlığı ve güvenliğini denetleyen devlet kurumudur. Bu bakanlık Japon iş sağlığı ve güvenliği kanunlarının anahtar parçaları olan rehberler ve düzenlemeler oluşturmak, işyerlerinin sağlık ve güvenlik standartlarına uygunluğunu denetleyen iş müffettişlerinin denetlenmesi, kazaların araştırılması ve güvenlik önlemlerinin iyileştirilmesi gibi uygulamaları 1972 Endüstiyel Güvenlik ve Sağlık Kanunu’na göre uygulamakla yükümlüdür. Çalışma Standartları Bürosu bakanlığın denetleme ve rehberlik işlemlerinden, üretim tesislerinin güvenlik ve uygunluk açısından denetiminden, kazaların araştırılması, veri toplanması, düzenlemelerin uygulanması, güvenlik ihlallerinin cezalandırılması ve yaralanan işçilerin tazminatlarının ödenmesinden sorumlu şubesidir.

Japon Endüstriyel Güvenlik ve Sağlık Derneği (JISHA) 1972 Endüstriyel Güvenlik ve Sağlık kanununa göre kurulmuş kar amacı gütmeyen bir organizasyondur. Düzenleyici kurum olan Sağlık, Çalışma ve Sosyal Yardımlaşma Bakanlığı ile iş yeri güvenliği ve sağlığını iyileştirmede yakın çalışmaktadır. JISHA’nın sorumlulukları şunlardır: iş güvenliği ve sağlığı için eğitim ve öğretim sağlamak, iş yeri güvenlik ve sağlık sorunlarında araştırma ve anketler yapmak, işletmelere teknik rehberlik ve danışmanlık sunmak, iş güvenliği ve sağlığı konusunda bilgi yaymak ve farkındalık yaratmak, en iyi uygulamaları paylaşmak ve küresel iş yeri güvenliği standartlarını geliştirmek için uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapmak. Japonya Ulusal İş Güvenliği ve Sağlığı Enstitüsü (JNIOSH) iş güvenliği ve sağlığı konularında hükümet politikalarını desteklemek için araştırmalar yapar. Kuruluş, araştırmalarını proje çalışmaları, ortak araştırmalar, temel araştırmalar ve hükümet tarafından talep edilen araştırmalar olarak sınıflandırmaktadır. Her sınıf, kazaların önlenmesi ve işçilerin sağlığının korunmasından istihdam yapısı değişikliklerinin ele alınmasına kadar değişen özel konular üzerine odaklanmaktadır. Kuruluş, kesin hedefler koymakta, yol haritaları geliştirmekte ve Sağlık, Çalışma ve Sosyal Yardımlaşma Bakanlığı ile ilerleme ve politikaya katkı konularını tartışmak için işbirliği yapmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri

ABD’de başkan Richard Nixon 29 Aralık 1970 yılında İş Güvenliği ve Sağlığı Yasasını imzalamıştır. Bu kanunla İş sağlığı ve güvenliğini yöneten üç kurum oluşturulmuştur:İş Güvenliği ve Sağlığı İdaresi (OSHA),Ulusal İş Güvenliği ve Sağlığı Enstitüsü (NIOSH) ve İş Güvenliği ve Sağlığı İnceleme Komisyonu (OSHRC). Bu kanun İş Güvenliği ve Sağlığı İdaresi’ni 50 eyalet, Columbia bölgesi ve diğer bölgelerde özel işveren işlemlerini düzenlemekle yetkilendirmiştir ve işverenlerin uymakla yükümlü oldukları bir “genel görev maddesini” içermektedir. Bu madde işverenlerin çalışanlara onların ölümüne ya da ciddi fiziksel zarara uğramalarına neden olan ya da olabilecek tehlikelerden arındırılmış bir iş ve iş ortamı sağlamasını zorunlu kılmaktadır.

OSHA 1971 yılında Çalışma Bakanlığı’na bağlı olarak kurulmuştur.Washington DC’de genel merkezi ve her biri uyum, eğitim ve yardımdan oluşan üç bölüme ayrılmış on bölge ofisi vardır. Belirtilmiş görevi işçiler için güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarını standartlar oluşturup uygulayarak ve eğitim, öğrenim, destek sunarak sağlamaktır.

OSHA Federal Düzenlemeler Kanunu kapsamında güvenlik standartları geliştirir ve bu standartların uygunluk memurları tarafından yürütülen uygunluk denetimleri ile uygulanmasını sağlar. İşyerleri OSHA’nın Gönüllü Koruma Programı’na (VPP) girmek için başvurabilirler. Başarılı bir başvuru sonrasında yerinde bir denetimin de geçilmesi sonrasında iş yeri VPP statüsünü kazanır ve OSHA tarafından bir çalışan şikayeti ya da ölümlü bir kaza olmadığı sürece yeniden değerlendirme süresine ( 3-5 yıl) kadar olağan denetimlere girmez. Gönüllü Koruma Programında yer alan işyerlerinde yaralanma ve ölüm oranları kendi endüstrilerinin ortalama değerinin yarısından daha azdır.

OSHA’nın yerel ofislerinde işveren ve işçilere düşük maliyetle ya da ücretsiz bilgi sağlayan ve eğitim veren uzmanları bulunmaktadır.Benzer şekilde OSHA küçük işletmeler için bir dizi yayın oluşturmakta ve danışmanlık için kaynak sağlamaktadır.

OSHA’nın yönergeler geliştirmek, uygunluk konusunda destek sunmak, kaynak paylaşmak ve işçileri iş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitmek için stratejik ortaklıklar ve işbirliği programları vardır.

İş Güvenliği ve Sağlığı yasasına bağlı olarak kurulan Ulusal İş Güvenliği ve Sağlığı Enstitüsü (NIOSH) işle ilgili yaralanma ve hastalıkların önlenmesi için araştırma yürütmekten ve önerilerde bulunmaktan sorumlu bir federal kurumdur. NIOSH, Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı’na bağlı Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin (CDC) bir parçasıdır.

Yapay Zeka

Yapay zekanın özel tehlikelere yol açacak çeşitli yönleri vardır. Bir çok tehlike çalışma düzeninde oluşturma potansiyeli olan değişiklikler nedeniyle psikososyaldir. Örneğin; yapay zekanın çalışanlardan beklenen yeteneklerde değişikliklere, mevcut çalışanların yeniden eğitilmesine, esneklik ve değişime açıklık yaratacak yeniliklere yol açacağı beklenmektedir. Artan gözlem mikro yönetime, ya da gözetim altında olmak algısına ve sonucunda da iş yerinde stres yol açabilir.

Yapay zeka destekli giyilebilir sensör ağları, gerçek zamanlı kişiselleştirilmiş verilere erişim yoluyla işçi güvenliği ve sağlığını iyileştirebilir, ancak, aynı zamanda mikro yönetim, gözetim algısı ve bilgi güvenliği endişeleri gibi psikososyal tehlikeler de ortaya çıkartabilir.

Ayrıca iş yerinde çalışanların robot hızında çalışmaya ya da robotların performansını standart çalışma saatleri dışında gözlemlemeye zorlanmaları riski de mevcuttur. Tüm bunlara ek olarak, algoritmalar eski kararlar üzerine eğitildiğinde algortimik önyargı gösterebilir, örneğin, eski ayrımcı işe alma ve işten çıkartma uygulamaları gibi istenmeyen insan önyargılarını taklit edebilir. Kaza analizlerine yönelik bazı yaklaşımlarda insan operatör suçlanarak teknolojik bir sistemi ve yaratıcılarını korumak için önyargılı olabilir. Yapay zeka kullanan robotlardan, özellikle işbirlikçi robotlarla (cobot) insan- robot çarpışmaları şeklinde fiziksel tehlikler ortaya çıkabilir. Cobotların insanlara çok yakın çalışmaları amaçlanmaktadır, bu da geleneksel endüstriyel robotlar için yaygın olarak kullanılan çitler ya da bariyerler aracılığı ile robotun izole edilerek tehlike kontrolü sağlanmasını imkansız kılmaktadır. Depolarda ve fabrikalarda forklift ya da transpalet olarak kullanılan otomatik yönlendirmeli araçlar sık kullanılan cobot türüdür.

Otomatik yönlendirmeli araçlar cobot örnekleridir. Bu robotları çalıştırmak için yapay zekanın kullanılması robotun işçilerle çarpışması gibi fiziksel tehlikelere neden olabilir.

Yapay zekadan kaynaklanan uygulamalar ve tehlikeler halen kullanılmakta olan iş sağlığı ve güvenliği risk yönetimi uygulamalarının bir parçası olarak düşünülebilir. Bütün tehlikelerde olduğu gibi, risk tanımlanması da tasarım aşamasında yapıldığında en düşük maliyetli ve en etkili olmaktadır. Diğer bilgi işlem teknolojileri gibi yapay zeka da bilgi gizliliği önlemlerinin yanısıra yazılım ihlalleri, izinsiz girişleri durduracak siber güvenlik önlemlerini gerektirmektedir. Veri kullanımı hakkında işçilerle iletişim ve şeffaflık güvenlik ve gizlilik sorunlarından kaynaklanacak psikososyal tehlikeleri kontrol edebilir.İşçilerin sağlık verilerinin toplanması ve analizi anlamına gelen iş yeri sağlık gözetimi yapay zeka için zorlayıcıdır. Bunun nedeni de çalışma verilerinin toplu olarak raporlanması, farklı iş türleri arasında ayrıntılı bilgi olmaması ve işlerin yetenek içeriğinden çok ücretler ve istihdam oranı gibi ekonomik verilere odaklanmasıdır.

Kaynaklar:

  • WHO; ILO (2021). WHO/ILO Joint Estimates of the Work-related Burden of Disease and Injury, 2000-2016: Global Monitoring Report (PDF). Genève, Switzerland: World Health Organization and International Labour Organization. ISBN 978-92-4-003494-5. Archived
  • “Safety and Health at Work”. International Labour Organization. Archived from the original on 31 July 2021.
  • “Health and Safety Program – General Elements” (PDF). Canadian Centre for Occupational Health and Safety (CCOHS). 16 March 2021.
  • Constitution of the World Health Organization (PDF) (Charter). New York, N.Y.: United Nations. 22 July 1946.
  • “About NIOSH”. Centers for Disease Control and Prevention (CDC). 12 April 2023
  • Occupational safety and health – Wikipedia
Dr. Nahide Semin Dora

Son Yazılar