Kardiyovasküler hastalıklar dünya çapında mortalite ve morbiditenin başlıca nedenleri arasında
Uz. Dr. Selma Akdeniz
Kardiyoloji Uzmanı
Kardiyovasküler hastalıklar dünya çapında mortalite ve morbiditenin başlıca nedenleri arasında yer almakta olup çalışma çağındaki kişilerde fonksiyonel kapasite kaybı ve üretkenlik azalması ile yakından ilişkilidir.
Endüstriyel ve teknolojik gelişmelere paralel olarak fiziksel aktivite düzeyinin azalması, sedanter davranışların yaygınlaşması ve kronik psikososyal stres faktörlerinin artması kardiyorespiratuvar uygunluk üzerinde belirgin olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Kardiyovasküler kapasitenin azalması yalnızca bireysel hastalık yükünü artırmakla kalmamakta, iş gücü kaybı, mesleki performansta azalma ve iş kazası riskinde artış gibi çok boyutlu sonuçlara yol açmaktadır(1,2). Bu nedenle fonksiyonel kardiyovasküler kapasitenin iş sağlığı uygulamalarında bütüncül bir risk belirteci olarak değerlendirilmesi giderek daha fazla önem kazanmaktadır.
Fonksiyonel Kardiyovasküler Kapasitenin Fizyopatolojik Temelleri
Kardiyorespiratuvar kapasite, egzersiz sırasında artan metabolik gereksinimlere yanıt olarak kardiyak debi artışı, periferik oksijen ekstraksiyonu ve mitokondriyal oksidatif kapasitenin uyumlu biçimde düzenlenmesini içeren kompleks bir fizyolojik süreçtir. Maksimal oksijen tüketimi (VO₂ max), aerobik performansın objektif göstergesi olarak kabul edilmekte ve kardiyovasküler mortalite riskinin öngörülmesinde bağımsız bir prognostik belirteç olarak değerlendirilmektedir(3). Düzenli fiziksel aktiviteye bağlı olarak miyokardiyal kontraktilite artışı, stroke volümde yükselme ve periferik vasküler dirençte azalma gibi adaptif değişiklikler ortaya çıkmakta, bu durum kardiyak verimliliğin artmasına katkı sağlamaktadır.
Fiziksel Uygunluk Düzeyi ve Mesleki Performans Arasındaki İlişki
Kardiyorespiratuvar uygunluk düzeyi ile iş performansı arasındaki ilişki çok sayıda epidemiyolojik ve klinik çalışmada ortaya konmuştur.
Aerobik kapasitesi düşük bireylerde erken yorgunluk gelişimi, bilişsel fonksiyonlarda geçici bozulma ve reaksiyon süresinde uzama gibi faktörlerin iş kazası riskini artırabileceği bildirilmektedir(4). Özellikle fiziksel efor gerektiren meslek gruplarında fonksiyonel kapasite yetersizliği akut kardiyak olaylar ve mesleki yaralanmalar açısından önemli bir risk faktörü olarak değerlendirilmektedir. Bununla birlikte kardiyorespiratuvar kapasitesi yüksek bireylerde stres toleransının artması, bilişsel performansın korunması ve işe devamsızlık oranlarının azalması gibi olumlu sonuçlar gözlenmektedir(5). Bu bulgular kardiyovasküler uygunluğun kurumsal üretkenlik ve iş gücü sürdürülebilirliği açısından stratejik bir belirleyici olduğunu göstermektedir.
Sedanter Davranışın Kardiyometabolik Sonuçları
Sedanter yaşam tarzı günümüzde bağımsız bir kardiyometabolik risk faktörü olarak tanımlanmaktadır. Uzun süreli oturma davranışının obezite, insülin direnci, dislipidemi ve hipertansiyon gelişimi ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Fiziksel aktivite düzeyindeki azalma kardiyorespiratuvar kapasitede progresif düşüşe ve aterosklerotik hastalık riskinde artışa yol açmaktadır(6). Bu nedenle iş ortamında aktif mola uygulamalarının teşvik edilmesi ve ergonomik düzenlemelerin yapılması koruyucu iş sağlığı stratejileri açısından önem taşımaktadır.
Mesleki Stres ve Kardiyovasküler Regülasyon
Kronik psikososyal stres, otonom sinir sistemi dengesinde sempatik aktivite lehine kaymaya neden olarak kalp hızı ve kan basıncında artışa yol açmaktadır. Uzun süreli stres maruziyetinin miyokardiyal oksijen tüketimini artırarak kardiyak rezervi azaltabileceği ve inflamatuvar süreçleri aktive ederek aterosklerotik progresyona katkı sağlayabileceği bildirilmektedir(7,8).
Vardiyalı Çalışma ve Sirkadiyen Disregülasyon
Sirkadiyen ritmin bozulması hormonal ve metabolik homeostaz üzerinde olumsuz etkiler oluşturarak kardiyovasküler risk profilinin kötüleşmesine neden olabilir. Gece vardiyasında çalışan bireylerde hipertansiyon ve koroner arter hastalığı prevalansının daha yüksek olduğu gösterilmiştir(9).
Egzersizle İlişkili Kardiyovasküler Adaptasyonlar
Düzenli aerobik egzersiz, kardiyovasküler sistemde yapısal ve fonksiyonel iyileşmelere yol açarak parasempatik tonusu artırmakta ve kardiyak verimliliği optimize etmektedir(10).
Kardiyovasküler Kapasite ve Mesleki Güvenlik
Fonksiyonel kapasitenin düşük olması fiziksel dayanıklılığın azalmasına ve dikkat süresinin kısalmasına neden olarak mesleki yaralanma riskini artırabilir (11).
Kardiyorespiratuvar Uygunluk ve
Psikososyal İyilik Hali
Egzersizin nöropsikolojik faydaları arasında depresyon ve anksiyete belirtilerinde azalma, yaşam kalitesinde artış ve stres toleransında iyileşme yer almaktadır (12).
İş Sağlığı Politikalarında Kardiyovasküler Kapasitenin Yeri
Kurumsal sağlık programlarının fonksiyonel kapasiteyi artırmaya yönelik yapılandırılması kardiyovasküler risk yönetiminde etkili olabilir. Düzenli sağlık taramaları, egzersiz teşvik stratejileri ve ergonomik düzenlemeler bu yaklaşımın temel bileşenlerini oluşturmaktadır (13).

Sonuç ve Gelecek Perspektifi
Fonksiyonel kardiyovasküler kapasitenin korunması ve geliştirilmesi, çalışma yaşamında sürdürülebilir sağlık ve üretkenlik açısından temel öneme sahiptir. İş sağlığı uygulamalarının yalnızca hastalık tedavisine odaklanan yaklaşımlardan uzaklaşarak fonksiyonel kapasitenin artırılmasına yönelik proaktif stratejiler doğrultusunda yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Çalışanlara yönelik bireyselleştirilmiş egzersiz programları, stres yönetimi müdahaleleri ve sedanter davranışın azaltılmasına yönelik kurumsal politikalar kardiyovasküler hastalık yükünün azaltılmasına katkı sağlayabilir. Bu bütüncül yaklaşım, çalışan refahının artırılması ve kurumsal sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi açısından önemli bir halk sağlığı kazanımı olarak değerlendirilebilir.
Kaynaklar:
-
World Health Organization. Cardiovascular diseases (CVDs). Geneva: WHO Press; 2021.
-
GBD 2019 Diseases and Injuries Collaborators. Global burden of cardiovascular diseases and risk factors, 1990–2019. Journal of the American College of Cardiology. 2020;76(25):2982-3021.
-
Blair SN, Kohl HW, Barlow CE, Paffenbarger RS, Gibbons LW, Macera CA. Changes in physical fitness and all-cause mortality. Journal of the American Medical Association. 1995;273(14):1093-1098.
-
Diaz KM, Shimbo D. Physical activity and the prevention of hypertension. Current Hypertension Reports. 2013;15(6):659-668.
-
Ratey JJ, Loehr JE. The positive impact of physical activity on cognition during adulthood. Harvard Review of Psychiatry. 2011;19(4):201-211.
-
Booth FW, Roberts CK, Laye MJ. Lack of exercise is a major cause of chronic diseases. Comprehensive Physiology. 2012;2(2):1143-1211.
-
Visseren FLJ, Mach F, Smulders YM, Carballo D, Koskinas KC, Bäck M, et al. 2021 ESC Guidelines on cardiovascular disease prevention in clinical practice. European Heart Journal. 2021;42(34):3227-3337.
-
Steptoe A, Kivimäki M. Stress and cardiovascular disease. Nature Reviews Cardiology. 2012;9(6):360-370.
-
Vyas MV, Garg AX, Iansavichus AV, Costella J, Donner A, Laugsand LE, et al. Shift work and vascular events: systematic review and meta-analysis. BMJ. 2012;345:e4800.
-
Green DJ, Spence A, Rowley N, Thijssen DH, Naylor LH. Vascular adaptation in athletes: is there an “athlete’s artery”? Experimental Physiology. 2012;97(3):295-304.
-
Krause N, Brand RJ, Arah OA, Kauhanen J. Occupational physical activity and risk of coronary heart disease: a systematic review. American Journal of Industrial Medicine. 2015;58(5):543-560.
-
Pedersen BK, Saltin B. Exercise as medicine – evidence for prescribing exercise as therapy. Scandinavian Journal of Medicine & Science in Sports. 2015;25(Suppl 3):1-72.
-
Kokkinos P, Myers J. Exercise and physical activity: clinical outcomes and applications. Circulation. 2010;122(16):1637-1648.








