Lojistik sektörü, küresel ticaretin sürdürülebilirliği ve ekonomik büyümenin devamlılığı açısından stratejik ve vazgeçilmez bir konuma sahiptir. Bununla birlikte sektörde görev yapan sürücüler ve operatörler; fiziksel, ergonomik, psikososyal ve organizasyonel risk etmenlerine yüksek düzeyde maruz kalmaktadır. İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) perspektifinden değerlendirildiğinde, insan faktörü iş kazaları ve meslek hastalıklarının ortaya çıkışında ve önlenmesinde kritik ve
Lojistik sektörü, küresel ticaretin sürdürülebilirliği ve ekonomik büyümenin devamlılığı açısından stratejik ve vazgeçilmez bir konuma sahiptir. Bununla birlikte sektörde görev yapan sürücüler ve operatörler; fiziksel, ergonomik, psikososyal ve organizasyonel risk etmenlerine yüksek düzeyde maruz kalmaktadır. İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) perspektifinden değerlendirildiğinde, insan faktörü iş kazaları ve meslek hastalıklarının ortaya çıkışında ve önlenmesinde kritik ve belirleyici bir değişken olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda, güvenli çalışma ortamlarının oluşturulmasında insan odaklı risk değerlendirmesi ve önleyici stratejilerin geliştirilmesi temel bir gereklilik niteliği taşımaktadır.
Küreselleşme ile birlikte lojistik sektörü, üretim ve tüketim süreçlerinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Artan rekabet baskısı, teslimat sürelerinin kısalması ve maliyet optimizasyonu gereklilikleri, sektörde çalışan sürücü ve operatörler üzerinde yoğun iş yükü oluşturmaktadır. Bu durum, iş sağlığı ve güvenliği açısından yeni risk alanlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Uluslararası Çalışma Örgütü (International Labour Organization, ILO), küresel ölçekte iş kazalarının önemli bir bölümünün insan faktörüne bağlı olduğunu bildirmektedir (ILO, 2023). İnsan faktörü; bireyin fiziksel kapasitesi, bilişsel yeterliliği, psikolojik dayanıklılığı ve davranışsal özelliklerini içeren çok boyutlu bir kavramdır. Lojistik sektöründe bu faktörler, doğrudan güvenlik performansı ile operasyonel sürekliliği etkilemektedir.
Türkiye’de lojistik ve ulaştırma sektörü—özellikle karayolu taşımacılığı—yüksek istihdam kapasitesi ve yoğun trafik hacmi nedeniyle iş kazalarına karşı yüksek bir risk profiline sahiptir.
2023 yılında toplamda 589.251 iş kazası meydana gelmiş ve yaklaşık 2.000 çalışan yaşamını yitirmiştir. 2024 ve 2025’e ait ön veriler ise iş kazalarının yüksek seyrini koruduğunu göstermektedir.
Özellikle sürücü yorgunluğu, uzun çalışma saatleri, ergonomik riskler ve iş güvenliği kültürünün yeterince yerleşmemiş olması, insan faktörünü sektördeki en kritik risk alanı hâline getirmektedir.

Tablo 1. Türkiye’de Ulaştırma ve Depolama Sektöründe İş Kazaları (Seçilmiş Yıllar)
SGK İş Kazası İstatistikleri(2023)
Lojistik Sektöründe İnsan Faktörü ve Risk Dinamikleri
Lojistik faaliyetler; uzun süreli araç kullanımı, ağır yük kaldırma, tekrarlayan hareketler, vardiyalı çalışma ve depo içi ekipman kullanımı gibi yüksek risk içeren süreçleri kapsamaktadır. Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı’nın (European Agency for Safety and Health at Work, EU-OSHA) verileri, taşımacılık ve depolama sektöründe—özellikle forklift kazaları, istifleme hataları ve ergonomik zorlanmalar bağlamında—kas-iskelet sistemi hastalıklarının yaygın olduğunu ortaya koymaktadır (EU-OSHA, 2021). Bel ve boyun rahatsızlıkları, özellikle forklift operatörleri ile uzun yol sürücülerinde yüksek prevalans göstermektedir.
Amerika Birleşik Devletleri’nde ağır vasıta güvenliğini düzenleyen Federal Motor Carrier Safety Administration (FMCSA) tarafından yayımlanan raporlar, ticari araç kazalarının önemli bir bölümünün sürücü yorgunluğu ve hizmet süresi (hours-of-service) ihlalleriyle ilişkili olduğunu göstermektedir (FMCSA, 2023). Bu bulgular, insan faktörünün trafik ve operasyonel güvenlik açısından merkezi ve belirleyici bir rol oynadığını ortaya koymaktadır.
Benzer biçimde World Health Organization (WHO), düzensiz uyku ve vardiyalı çalışma düzenlerinin bilişsel performansı düşürdüğünü, dikkat düzeyini azalttığını ve reaksiyon süresini uzattığını bildirmektedir (WHO, 2022). Bu bilimsel veriler, kronik yorgunluk ve dikkat kaybının kaza riskini anlamlı düzeyde artırdığını desteklemektedir.
İnsan Faktörünün İSG Üzerindeki Etkileri
Fiziksel Etkiler
Lojistik sektöründe insan faktörünün iş sağlığı ve güvenliği üzerindeki en belirgin yansımaları fiziksel boyutta ortaya çıkmaktadır. Özellikle sürücüler ve depo operatörleri; uzun süreli tekrarlayan hareketler, ağır yük kaldırma, titreşime maruz kalma, uygunsuz çalışma postürleri ve uzun süreli oturma gibi ergonomik risk etmenleri ile karşı karşıyadır. Bu maruziyetler sonucunda kas-iskelet sistemi hastalıkları—bel ve boyun disk hernileri, omuz tendon patolojileri ve diz eklem problemleri gibi—lojistik sektöründe en yaygın mesleki sağlık sorunları arasında yer almaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri’nde iş sağlığı ve güvenliği alanında düzenleyici otorite olan Occupational Safety and Health Administration (OSHA), ergonomik risklerin özellikle manuel taşıma faaliyetleri ve tekrarlayan hareketlerin yoğun olduğu işlerde belirginleştiğini vurgulamaktadır (OSHA, 2022).
Sürücü yorgunluğu, dikkat dağınıklığı ve riskli davranış eğilimleri ise trafik kazalarının temel nedenleri arasında gösterilmektedir ILO, iş kazalarının önemli bir bölümünde insan davranışına bağlı unsurların belirleyici rol oynadığını belirtmektedir (ILO, 2023). Depo ortamında forklift kullanım hataları, yük düşmeleri ve sıkışma kazaları ön plana çıkmakta; eğitim eksikliği ve güvenlik prosedürlerine uyumsuzluk bu kazaların olasılığını artırmakta, ciddi yaralanmalar ve kalıcı iş göremezlik vakalarına yol açabilmektedir.
Bununla birlikte kronik yorgunluk sendromu ve uzun süreli fiziksel tükenmişlik, özellikle uzun yol sürücülerinde önemli bir risk faktörü olarak değerlendirilmektedir. WHO, düzensiz uyku düzeni, vardiyalı çalışma sistemi ve uzun çalışma saatlerinin bilişsel performansı azalttığını, reaksiyon süresini uzattığını ve karar verme süreçlerini olumsuz etkilediğini bildirmektedir (WHO, 2022). Bu durum yalnızca kaza olasılığını artırmakla kalmamakta; aynı zamanda uzun vadede kardiyovasküler hastalıklar ve metabolik bozukluklar gibi kronik sağlık sorunlarına da zemin hazırlamaktadır.
Dolayısıyla lojistik sektöründe insan faktörünün fiziksel etkileri, yalnızca anlık iş kazalarıyla sınırlı kalmamakta; çalışanların uzun dönemli sağlık kayıpları ve iş gücü verimliliği üzerinde de belirleyici sonuçlar doğurmaktadır.
Psikososyal Etkiler
Lojistik sektöründe insan faktörü yalnızca fiziksel risklerle sınırlı olmayıp, psikososyal riskler de İSG performansı üzerinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Sürekli zaman baskısı, teslimat sürelerine yetişme zorunluluğu ve trafik yoğunluğu gibi yapısal unsurlar, özellikle sürücüler üzerinde yüksek düzeyde stres oluşturmaktadır. Uzun süreli ve kontrolsüz stres, dikkat düzeyinin azalmasına, bilişsel performansın düşmesine ve karar verme süreçlerinde hatalara yol açabilmektedir. Stresin kronikleşmesi ise tükenmişlik sendromuna dönüşerek bireysel ve örgütsel düzeyde ciddi sonuçlar doğurabilmektedir.
Tükenmişlik kavramı, Christina Maslach ve Michael P. Leiter (2016) tarafından yoğun iş talepleri ve düşük kontrol düzeyi ile ilişkili bir sendrom olarak tanımlanmıştır. Bu sendrom; duygusal tükenme, duyarsızlaşma (sinizm) ve kişisel başarı algısında azalma boyutlarıyla karakterize edilmektedir. Lojistik sektöründe özellikle vardiyalı çalışanlar ve uzun yol sürücüleri, iş yükü fazlalığı ve sınırlı karar kontrolü nedeniyle yüksek risk grubunda yer almaktadır.
Psikososyal risklerin artması, çalışanların güvenlik prosedürlerine uyumunu da zayıflatabilmektedir. Literatürde, yüksek stres düzeyine sahip çalışanların riskli davranış sergileme olasılığının arttığı ve güvenlik kurallarını ihmal etme eğilimlerinin güçlendiği belirtilmektedir. Bu bağlamda zaman baskısı, lojistik operasyonlarının yapısal bir unsuru olmakla birlikte, performans odaklı yönetim anlayışı bazı durumlarda güvenlik uygulamalarının ikinci plana itilmesine yol açabilmektedir. Bu durum literatürde “hız–güvenlik ikilemi” olarak kavramsallaştırılmakta ve özellikle taşımacılık sektöründe kaza riskini artıran önemli bir faktör olarak değerlendirilmektedir.

Sonuç olarak, lojistik sektöründe psikososyal riskler; yalnızca bireysel ruh sağlığı üzerinde değil, aynı zamanda güvenlik kültürü, operasyonel süreklilik ve kurumsal performans üzerinde de belirleyici etkiler doğurmaktadır. Bu nedenle insan faktörünün psikososyal boyutunun, İSG politikaları ve risk yönetimi stratejileri içerisinde bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerekmektedir.
Organizasyonel Etkiler
İnsan faktörüne bağlı fiziksel ve psikososyal risklerin kurumsal düzeyde çok boyutlu ve stratejik sonuçları bulunmaktadır. Öncelikle iş kazaları ve meslek hastalıkları, doğrudan işgücü kaybına yol açmaktadır. Geçici iş göremezlik süreleri, uzun vadeli sağlık raporları ve nitelikli personelin kaybı, operasyonel verimliliği azaltmakta ve hizmet sürekliliğini sekteye uğratmaktadır. Zaman hassasiyetinin yüksek olduğu lojistik sektöründe bu tür aksaklıklar, tedarik zinciri boyunca zincirleme gecikmelere ve sözleşmesel yükümlülüklerin ihlaline kadar uzanabilmektedir.
Ekonomik boyutta ise sigorta primlerindeki artış, tazminat ödemeleri, hukuki süreçler ve üretim kayıpları işletmeler açısından ciddi maliyet kalemleri oluşturmaktadır. ILO verilerine göre iş kazaları ve meslek hastalıklarının küresel ekonomik maliyeti, dünya gayri safi hasılasının yaklaşık %4’üne karşılık gelmektedir (ILO, 2023). Bu oran, insan faktörüne dayalı risklerin yalnızca işletme düzeyinde değil, makroekonomik ölçekte de önemli sonuçlar doğurduğunu ortaya koymaktadır.
Kurumsal itibar kaybı da insan faktörüne bağlı risklerin kritik bir diğer çıktısıdır. Büyük ölçekli kazalar veya çalışan sağlığına ilişkin olumsuz kamuoyu yansımaları, işletmelerin marka değerini zedeleyebilmekte ve müşteri güvenini azaltabilmektedir. Günümüzde sürdürülebilirlik, kurumsal sosyal sorumluluk ve ESG (Environmental, Social, Governance) kriterleri, tedarik zinciri değerlendirmelerinde belirleyici bir konuma sahiptir. Bu bağlamda iş sağlığı ve güvenliği performansı, yalnızca yasal bir yükümlülük değil; aynı zamanda rekabet avantajı sağlayan stratejik bir unsur hâline gelmiştir.
Sonuç olarak, insan faktörüne yeterli yatırım yapılmaması kısa vadede maliyet tasarrufu gibi algılansa da uzun vadede işletmeler için yüksek ekonomik, operasyonel ve kurumsal maliyetler doğurmaktadır. Bu nedenle insan faktörüne yönelik yatırımlar, bir gider kalemi değil; stratejik bir sermaye yatırımı olarak değerlendirilmelidir.
Eğitim programları, ergonomik iyileştirmeler, psikososyal destek mekanizmaları ve teknoloji destekli güvenlik sistemleri, insan faktörüne bağlı risklerin azaltılmasında kritik rol oynamaktadır. Lojistik sektöründe sürdürülebilir başarı ve kurumsal dayanıklılık, insan odaklı güvenlik kültürünün sistematik biçimde kurumsallaştırılması ile mümkündür.

Türkiye ve Küresel Perspektifin Karşılaştırılması
Türkiye’de mevzuat altyapısı uluslararası normlarla uyumlu olmakla birlikte, uygulamada denetim ve güvenlik kültürü açısından hâlâ önemli gelişim alanları bulunmaktadır. Özellikle küçük ve orta ölçekli lojistik işletmelerinde İSG yatırımları sınırlı kalabilmekte ve sistematik risk yönetimi uygulamaları yeterince hayata geçirilememektedir. Buna karşılık, küresel ölçekte faaliyet gösteren lojistik firmalarında ISO 45001 standardı ve veri temelli güvenlik yönetimi uygulamaları ile daha bütüncül ve sistematik bir risk yönetimi yaklaşımı benimsenmektedir.
Gelişmiş ülkelerde veri temelli güvenlik yönetimi ve proaktif risk analizleri, kazaların önlenmesi ve insan faktörüne bağlı risklerin minimize edilmesi açısından yaygın olarak kullanılmaktadır. Buna ek olarak, psikoteknik değerlendirmeler, simülasyon tabanlı eğitimler ve performans izleme sistemleri, insan faktörüne yönelik riskleri önceden saptamak ve çalışanların güvenli davranış modellerini güçlendirmek amacıyla etkin bir biçimde uygulanmaktadır.
Buna karşılık gelişmekte olan ülkelerde risk yönetimi çoğunlukla reaktif yöntemlerle yürütülmekte, kazalar ve olaylar sonrasında düzeltici önlemler alınmaktadır. Bu durum, hem iş güvenliği performansını olumsuz etkilemekte hem de uzun vadede çalışan sağlığı ve operasyonel verimlilik açısından sürdürülebilirliği zayıflatmaktadır.
Sonuç olarak, Türkiye’de lojistik sektöründe insan faktörüne dayalı risk yönetiminde uluslararası en iyi uygulamaların benimsenmesi ve proaktif güvenlik kültürünün yaygınlaştırılması, sektörün hem ulusal hem de küresel rekabet gücünü artıracak kritik bir stratejik gerekliliktir.
Çözüm Önerileri
Lojistik sektöründe insan faktörüne bağlı risklerin azaltılması, yalnızca bireysel önlemlerle değil; düzenleyici, kurumsal ve teknolojik düzeyde bütüncül politikalarla mümkündür. Bu bağlamda Türkiye’ye özgü yapısal ihtiyaçlar ile küresel ölçekteki iyi uygulamalar birlikte değerlendirilmelidir.
Türkiye İçin Öneriler
Türkiye’de karayolu taşımacılığının lojistik faaliyetler içerisindeki yüksek payı, sürücü güvenliğini öncelikli bir alan hâline getirmektedir. Bu bağlamda sürücü dinlenme sürelerinin etkin denetimi kritik öneme sahiptir.
Avrupa Birliği ülkelerinde sürüş ve dinlenme süreleri, dijital takograf sistemleri aracılığıyla sıkı biçimde kontrol edilmekte ve ihlaller ciddi yaptırımlara tabi tutulmaktadır. Bu uygulamalar, sürücü yorgunluğuna bağlı kazaların azaltılmasında etkili olmaktadır (European Commission, 2022). Türkiye’de de benzer denetim mekanizmalarının daha sistematik ve veri temelli yürütülmesi, insan faktörüne bağlı risklerin minimize edilmesine doğrudan katkı sağlayacaktır.
Benzer bir örnek, ABD’de FMCSA tarafından uygulanan “Hours of Service” düzenlemeleridir; bu sistem, yorgunluk kaynaklı kazaların önlenmesinde başarılı bir model sunmaktadır (FMCSA, 2023).
Sürücü performansının sürdürülebilirliği açısından zorunlu periyodik psikoteknik değerlendirmeler de kritik bir araçtır. Psikoteknik testler; dikkat, algı, tepki süresi ve karar verme yeteneği gibi bilişsel becerileri ölçerek sürücünün güvenli araç kullanma kapasitesini değerlendirmektedir. WHO, bilişsel performans düşüşünün trafik kazalarıyla doğrudan ilişkili olduğunu vurgulamaktadır (WHO, 2022). Bu nedenle psikoteknik değerlendirmelerin yalnızca belge yenileme aşamasında değil, düzenli aralıklarla zorunlu hale getirilmesi önerilmektedir.
Depo operatörleri açısından simülasyon destekli eğitim programları, güvenli davranışların kazandırılmasında etkili bir çözüm aracıdır. Sanal gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçeklik (AR) temelli eğitim sistemleri, çalışanların gerçek risk ortamına maruz kalmadan güvenli pratikler geliştirmesini sağlamaktadır. OSHA, uygulamalı ve senaryo temelli eğitimlerin iş kazalarını azaltmada daha etkili olduğunu vurgulamaktadır (OSHA, 2022). Özellikle forklift operatörleri için tasarlanan simülasyon programları, refleks geliştirme ve tehlike algılama becerilerini artırmaktadır.
İş sağlığı ve güvenliği kültürünün üst yönetim tarafından stratejik öncelik olarak benimsenmesi, sürdürülebilir güvenlik performansının temelini oluşturmaktadır. ILO, güvenli çalışma ortamlarının oluşturulmasında yönetim taahhüdünün belirleyici olduğunu vurgulamaktadır (ILO, 2023). Güvenlik kültürü, yalnızca prosedürlerin varlığıyla değil; liderlik davranışları, kurumsal değerler ve performans hedefleriyle şekillenmektedir. Üst yönetimin güvenlik performansını stratejik hedefler arasına dahil etmesi ve performans değerlendirme sistemlerine entegre etmesi, insan faktörüne bağlı risklerin azaltılmasında kritik rol oynamaktadır.
Küresel Ölçekte Öneriler
Küresel düzeyde lojistik güvenliğinin artırılmasında teknoloji temelli çözümler ön plana çıkmaktadır. Yapay zekâ (YZ) destekli sürüş analiz sistemleri, sürücü davranışlarını gerçek zamanlı olarak izleyerek ani frenleme, hız ihlali, şerit sapması gibi riskli hareketleri değerlendirebilmektedir. Bu sistemler, büyük veri analitiği kullanarak risk profilleri oluşturmakta ve proaktif müdahale imkânı sağlamaktadır. Özellikle telematik sistemlerle entegre çalışan YZ uygulamaları, kazaların önlenmesinde kritik bir araç olarak kabul edilmektedir (OECD, 2022).
Yorgunluk algılama sensörleri de insan faktörüne bağlı riskleri azaltmada yenilikçi çözümler sunmaktadır. Göz hareketi takibi, yüz ifadeleri analizi ve direksiyon hareketi sensörleri aracılığıyla sürücünün dikkat düzeyi ölçülebilmektedir. Yorgunluk belirtileri tespit edildiğinde sistem sürücüyü uyararak mola verilmesini önermekte ve böylece kazaların önlenmesine katkı sağlamaktadır. Bu tür teknolojiler, özellikle uzun yol taşımacılığında riskleri minimize etmek için etkin araçlar olarak kullanılmaktadır.
Uluslararası standartların harmonizasyonu da küresel ölçekte kritik öneme sahiptir. ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi, farklı ülkelerde faaliyet gösteren lojistik firmalarına ortak bir çerçeve sunarak çok uluslu tedarik zincirlerinde güvenlik performansının tutarlılığını artırmaktadır.
Ayrıca güvenlik performans göstergelerinin şeffaf raporlanması, kurumsal hesap verebilirlik ve paydaş güveni açısından önemlidir. İş kazası sıklık oranı (LTIFR), ramak kala bildirimleri ve eğitim saatleri gibi göstergelerin kamuoyu ile paylaşılması, hem düzenleyici denetimi güçlendirmekte hem de kurumsal itibarı artırmaktadır. Sürdürülebilirlik raporlamasında İSG performansının yer alması, yatırımcılar ve paydaşlar açısından giderek belirleyici bir kriter hâline gelmektedir.
Sonuç olarak, insan faktörüne yönelik çözüm önerileri; düzenleyici denetim, eğitim, liderlik ve ileri teknolojilerin entegrasyonu ile çok boyutlu bir yaklaşım çerçevesinde ele alınmalıdır. Türkiye’de öncelik, yapısal denetim ve eğitim sistemlerinin güçlendirilmesinde yoğunlaşırken, küresel ölçekte veri temelli ve YZ destekli çözümler, güvenlik yönetiminde yeni bir paradigma oluşturmaktadır. İnsan odaklı ve proaktif bir yaklaşım benimsenmeden, lojistik sektöründe sürdürülebilir iş sağlığı ve güvenliği performansına ulaşmak mümkün görünmemektedir.
Sonuç
Lojistik sektöründe sürücü ve operatörler açısından insan faktörü, iş sağlığı ve güvenliğinin merkezinde yer almaktadır. Fiziksel, psikososyal ve organizasyonel riskler, birbirini besleyen ve etkileşim içinde olan çok boyutlu bir yapı sergilemektedir. Türkiye’de yasal altyapı mevcut olmakla birlikte, uygulama ve güvenlik kültürü açısından hâlâ kayda değer gelişim gereksinimleri bulunmaktadır. Küresel ölçekte ise teknoloji destekli yaklaşımlar ve veri temelli risk yönetimi uygulamaları, insan faktörüne dayalı risklerin etkin biçimde yönetilmesinde ön plana çıkmaktadır.
Araştırma ve saha bulguları, yorgunluk, stres, ergonomik zorlanma ve güvenlik kültürü eksikliklerinin lojistik sektöründeki iş kazaları üzerinde belirleyici rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bu veriler, sürdürülebilir bir lojistik sistemi için insan odaklı, proaktif ve bütüncül bir iş sağlığı ve güvenliği yaklaşımının zorunlu olduğunu göstermektedir. İnsan sağlığını merkeze alan güvenlik politikaları ve uygulamaları, yalnızca çalışan refahını artırmakla kalmayıp, aynı zamanda operasyonel verimliliği yükseltmek ve rekabet gücünü güçlendirmek açısından stratejik bir gereklilik teşkil etmektedir.
Kaynaklar:
-
European Agency for Safety and Health at Work (EU-OSHA). (2021). Work-related musculoskeletal disorders: Prevalence, costs and demographics in the EU. Publications Office of the European Union.
-
Federal Motor Carrier Safety Administration (FMCSA). (2023). Large truck and bus crash facts. U.S. Department of Transportation.
-
International Labour Organization (ILO). (2023). Safety and health at work: Global trends and challenges. ILO Publications.
-
Maslach, C., & Leiter, M. P. (2016). Burnout: A multidimensional perspective. Psychology Press.
-
OECD. (2022). Transport workforce and productivity report. OECD Publishing.
-
Occupational Safety and Health Administration (OSHA). (2022). Ergonomics in material handling. U.S. Department of Labor.
-
World Health Organization (WHO). (2022). Working conditions and health. WHO Press.
-
T.C. Resmî Gazete. (2012). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu. 30 Haziran 2012 tarih ve 28339 sayılı Resmî Gazete.
-
European Agency for Safety and Health at Work (EU-OSHA). (2021). Work-related musculoskeletal disorders: Prevalence, costs and demographics in the EU. Publications Office of the European Union.
-
Federal Motor Carrier Safety Administration (FMCSA). (2023). Large truck and bus crash facts. U.S. Department of Transportation.
-
International Labour Organization (ILO). (2023). Safety and health at work: Global trends and challenges. ILO Publications.
-
Sosyal Güvenlik Kurumu. (2023). İş kazası ve meslek hastalığı istatistikleri 2023. https://www.sgk.gov.tr/








