728 x 90

Psikososyal Ergonomi ve Modern Ergonomi Yaklaşımı

Psikososyal Ergonomi ve Modern Ergonomi Yaklaşımı

Modern iş dünyasında sürdürülebilir başarı yalnızca teknoloji, finansal kaynaklar ve üretim kapasitesine değil, insan kaynağının sağlıklı, güvenli ve etkin yönetimine de bağlıdır…

Modern iş dünyasında sürdürülebilir başarı yalnızca teknoloji, finansal kaynaklar ve üretim kapasitesine değil, insan kaynağının sağlıklı, güvenli ve etkin yönetimine de bağlıdır. Çalışan sağlığı ve iyilik hâli; verimlilik, kalite, inovasyon ve kurumsal sürdürülebilirliğin önemli belirleyicilerindendir. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği anlayışı, yalnızca yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesinden çıkarak çalışan refahı ve organizasyonel performansı birlikte ele alan stratejik bir yaklaşıma dönüşmüştür.

Ergonomi, insan ile çalışma sistemi arasındaki etkileşimi inceleyen disiplinler arası bir bilim dalıdır. Temel amacı; çalışma sistemlerini insanın fiziksel, bilişsel ve örgütsel özelliklerine uygun tasarlayarak çalışan sağlığını ve güvenliğini korumak, performansı ve insan–iş sistemi uyumunu geliştirmektir.

Geleneksel ergonomi daha çok fiziksel çalışma koşullarına, antropometriye, biyomekaniğe ve kas-iskelet sistemi risklerine odaklanırken; dijitalleşme, otomasyon, yapay zekâ ve Endüstri 4.0 çalışma yaşamının niteliğini değiştirmiştir. Fiziksel yükün azalmasına karşılık bilgi işleme, karar verme, dikkat yönetimi ve teknolojiyle sürekli etkileşim gibi bilişsel talepler artmıştır. Bunun yanında zaman baskısı, rol belirsizliği, yüksek iş talepleri, iş–yaşam dengesi sorunları ve sürekli ulaşılabilir olma beklentisi yeni psikososyal risk alanları oluşturmuştur.

Bu gelişmeler ergonominin fiziksel, bilişsel ve psikososyal boyutları birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşıma dönüşmesini sağlamıştır. Günümüzde çalışan sağlığının korunması; fiziksel risklerin yanı sıra zihinsel iş yükünün, psikolojik iyilik hâlinin ve iş organizasyonunun insan merkezli biçimde yönetilmesini gerektirmektedir.

Psikososyal Risk Faktörleri

Psikososyal risk faktörleri; işin planlanması, organizasyonu, yönetimi ve sosyal çalışma ortamından kaynaklanan ve uygun şekilde yönetilmediğinde çalışanların fiziksel, psikolojik ve sosyal sağlığını olumsuz etkileyebilen çalışma koşullarıdır.

Bu riskler çoğu zaman doğrudan gözlemlenemez; çalışanların algıları, davranışları, sağlık durumu ve iş performansı üzerindeki etkileriyle ortaya çıkar. Bu nedenle psikososyal riskler yalnızca bireysel özellikler üzerinden değil, iş tasarımı ve örgütsel yapı bağlamında değerlendirilmelidir.

Başlıca psikososyal riskler arasında;

  • Aşırı iş yükü ve zaman baskısı,
  • Düşük karar verme yetkisi,
  • Rol belirsizliği ve rol çatışması,
  • Yetersiz sosyal destek,
  • Örgütsel adaletsizlik,
  • Yetersiz iletişim,
  • İş güvencesizliği,
  • Vardiyalı çalışma,
  • İş–yaşam dengesi sorunları,
  • Değişim süreçlerinin yetersiz yönetimi

yer almaktadır.

Bu faktörler çoğu zaman birlikte ortaya çıkar ve birbirlerini güçlendirerek çalışan üzerindeki yükü artırabilir. Bu nedenle değerlendirmede yalnızca iş talepleri değil; çalışanın iş üzerindeki kontrolü, karar süreçlerine katılımı, sosyal desteği, liderlik anlayışı, ödüllendirme sistemi ve örgüt kültürü de dikkate alınmalıdır.

Dijital Çağda Psikososyal Ergonomi

Dijital dönüşüm; yapay zekâ, büyük veri, nesnelerin interneti, bulut bilişim ve mobil iletişim teknolojileriyle çalışma biçimlerini değiştirmiştir. Bu teknolojiler verimliliği artırırken yeni psikososyal risklerin ortaya çıkmasına da neden olabilmektedir.

Uzaktan ve hibrit çalışma, çalışanlara esneklik sağlamakla birlikte iş ve özel yaşam sınırlarının belirsizleşmesine yol açabilmektedir. Mesai dışı elektronik posta, mesajlaşma ve çevrim içi toplantılarla sürekli ulaşılabilir olma beklentisi; dinlenme sürelerini azaltarak zihinsel toparlanmayı güçleştirebilir. Bu durum teknostres ve dijital stres olarak tanımlanan sorunlarla ilişkilendirilmektedir.

Sürekli bildirimler, çoklu ekran kullanımı, farklı yazılımlar arasında geçiş ve aynı anda birden fazla görev yürütülmesi bilişsel yükü artırabilir. Aşırı bilgi akışı dikkat ve karar verme performansını olumsuz etkileyerek hata riskini artırabilir. Bu nedenle dijital sistemlerde sade bilgi akışı, kullanıcı odaklı arayüzler ve dengeli bilişsel yük önem taşımaktadır.

Yapay zekâ destekli performans değerlendirme, görev planlama ve vardiya yönetimi gibi uygulamalar da yeni psikososyal dinamikler yaratmaktadır. Sürekli izlenme algısı, karar süreçlerine katılımın azalması, algoritmik kararların yeterince şeffaf olmaması ve iş güvencesine ilişkin belirsizlikler çalışanlar üzerinde baskı oluşturabilir. Bu nedenle yapay zekâ uygulamalarında şeffaflık, hesap verebilirlik, etik ilkeler ve insan denetimi korunmalıdır.

Bununla birlikte dijital teknolojiler risklerin izlenmesi açısından da fırsatlar sunmaktadır. Giyilebilir teknolojiler, sensörler ve veri analitiği sayesinde çalışma süresi, iş yükü ve mola düzeni izlenerek aşırı yüklenme ve tükenmişlik belirtileri erken dönemde fark edilebilir. Ancak bu uygulamalarda çalışan mahremiyeti, veri güvenliği ve etik ilkeler temel alınmalıdır.

Endüstri 5.0 yaklaşımıyla teknoloji yalnızca üretkenliği artıran bir araç değil, insanı destekleyen ve yetkinliklerini geliştiren bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle psikososyal ergonomi, dijital çalışma sistemlerinin insanın biyolojik, bilişsel ve psikososyal gereksinimlerine uygun tasarlanmasında stratejik önem taşımaktadır.

Psikososyal Risklerin Sağlık, İş Güvenliği ve Organizasyonel Performansa Etkileri

Psikososyal riskler yalnızca ruhsal sağlığı değil, fiziksel sağlığı, güvenli çalışma davranışlarını ve organizasyonel performansı da etkileyebilir.

Uzun süreli iş stresi; kalp atım hızı ve kan basıncında artış gibi fizyolojik değişikliklerle ilişkilendirilebilir. Sürekli psikolojik gerginlik kas tonusunu artırarak özellikle boyun, omuz ve bel bölgesindeki kas-iskelet sistemi yakınmalarını da artırabilir. Yoğun zihinsel yük ve yetersiz dinlenme ise uyku bozukluğu, kronik yorgunluk ve dikkat azalmasına yol açabilir.

Stres ve zihinsel yorgunluk; dikkat, algı, karar verme ve risk değerlendirme becerilerini olumsuz etkileyerek güvenli çalışma davranışlarından sapmaya ve insan hatasına bağlı iş kazalarına zemin hazırlayabilir.

Psikososyal risklerin organizasyonel sonuçları arasında ise;

  • Devamsızlık,
  • Prezentizm,
  • Çalışan devir hızında artış,
  • İş doyumunda azalma,
  • Örgütsel bağlılığın zayıflaması,
  • Verimlilik kaybı,
  • İşten ayrılma niyetinde artış sayılabilir.

Uluslararası veriler, psikososyal risklerin önemli bir iş sağlığı sorunu hâline geldiğini göstermektedir. İngiltere Sağlık ve Güvenlik İdaresi’nin (HSE) 2024/2025 verilerine göre işle ilişkili stres, anksiyete ve depresyon yaşayan çalışan sayısı 776.000’den 964.000’e yükselmiştir. İşle ilişkili toplam 1,9 milyon meslek hastalığının yaklaşık %52’sini psikososyal kaynaklı ruh sağlığı sorunları oluşturmuş; yeni vaka sayısı ise 300.000’den 409.000’e çıkmıştır. Stres, depresyon ve anksiyeteye bağlı kaybedilen iş günü sayısı 22,1 milyona ulaşarak sağlık nedenleriyle kaybedilen tüm iş günlerinin %62’sini oluşturmuştur.

En yüksek riskin kamu yönetimi, eğitim, sağlık ve sosyal hizmetler sektörlerinde görüldüğü; çalışanların yoğun iş yükü, zaman baskısı, yetersiz yönetici desteği, iş yerinde şiddet ve zorbalık ile örgütsel değişimlerin yetersiz yönetilmesini başlıca riskler arasında değerlendirdiği bildirilmektedir.

Avrupa Birliği İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı’nın (EU-OSHA) 2025 OSH Pulse araştırması da psikososyal risklerin Avrupa genelinde yaygın olduğunu göstermektedir. AB-27 ülkelerinde çalışanların %44’ü aşırı iş yükü veya zaman baskısı, %34’ü yetersiz ödüllendirme, %29’u iletişim ve iş birliği sorunları, %17’si ise düşük kontrol ve özerklik bildirmiştir. Ayrıca %16’sı sözlü şiddet veya saldırgan davranışlara, %8’i ise zorbalık ya da tacize maruz kaldığını belirtmiştir.

Çalışanların %29’u son 12 ay içinde işle ilişkili stres, depresyon veya anksiyete yaşadığını bildirirken, bu oran platform ekonomisinde çalışanlarda %45’e yükselmektedir. Buna karşılık çalışanların yalnızca %58’i ruh sağlığı sorunlarını yöneticileriyle rahatlıkla paylaşabileceğini belirtmiş, %48’i ise bunun kariyerleri üzerinde olumsuz sonuç doğurabileceğini düşünmüştür.

Bu bulgular, psikososyal risklerin yalnızca iş yükünden değil; örgüt kültürü, liderlik, çalışan katılımı, sosyal destek ve psikolojik güvenlik gibi faktörlerden de güçlü biçimde etkilendiğini göstermektedir. Türkiye’deki çalışmalar da zihinsel iş yükü, zaman baskısı, iş stresi ve tükenmişlik gibi psikososyal risklerin çalışan sağlığı açısından giderek önem kazandığına işaret etmektedir.

Psikososyal Ergonomide Risk Değerlendirme ve Ölçüm Yöntemleri

Psikososyal riskler tek bir ölçümle belirlenemediğinden; iş yükü, zaman baskısı, rol belirsizliği, liderlik, sosyal destek, örgütsel adalet ve bilişsel talepler birlikte değerlendirilmelidir.

ISO 45003, psikososyal risklerin iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemlerinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmasını desteklemektedir. Değerlendirmede çalışan geri bildirimleri, ergonomik gözlemler, sağlık gözetimi verileri, devamsızlık, iş kazaları, çalışan devir hızı ve performans göstergelerinin birlikte analiz edilmesi önemlidir.

Başlıca değerlendirme araçları şunlardır:

NASA-TLX: Zihinsel iş yükünü; zihinsel ve fiziksel talep, zamansal baskı, performans, çaba ve hayal kırıklığı boyutlarında değerlendirir.

COPSOQ III: İş talepleri, liderlik, sosyal destek, örgütsel adalet, iş–yaşam dengesi ve iş güvencesi gibi çok sayıda psikososyal boyutu değerlendirir.

Algılanan Stres Ölçeği (PSS): Bireyin algıladığı stres düzeyini değerlendirmeye yöneliktir.

Maslach Tükenmişlik Envanteri (MBI): Tükenmişliğin temel boyutlarını değerlendirmede kullanılır.

Psikososyal riskler fiziksel ergonomik maruziyetlerle de etkileşim içindedir. Bu nedenle değerlendirmede ROSA, RULA, REBA, QEC ve BAuA Key Indicator Method (KIM) gibi fiziksel ergonomi araçlarından da yararlanılabilir. Kas-iskelet sistemi yakınmalarının değerlendirilmesinde Nordic Musculoskeletal Questionnaire (NMQ) kullanılabilir.

Bütünleşik Ergonomi Yaklaşımı

Modern ergonomide fiziksel, bilişsel ve psikososyal risklerin birbirinden bağımsız değerlendirilmesi yeterli değildir. Zihinsel iş yükü, psikolojik iyilik hâli, fiziksel maruziyetler ve kas-iskelet sistemi yakınmaları karşılıklı olarak birbirini etkileyebilir.

Bu nedenle risk değerlendirmesi yalnızca ölçüm sonuçlarının elde edilmesiyle sınırlı kalmamalı; bulgular kurumsal karar süreçlerine aktarılmalı ve sürekli iyileştirme yaklaşımıyla yönetilmelidir.

Psikososyal Ergonomide PUKÖ Temelli Risk Yönetimi

Psikososyal risk yönetimi, ISO 45001 ve ISO 45003 yaklaşımıyla uyumlu olarak Planla–Uygula–Kontrol Et–Önlem Al (PUKÖ) döngüsü içinde yürütülebilir.

PLANLA

İş yükü, zaman baskısı, rol belirsizliği, karar verme yetkisi, liderlik, örgütsel adalet, sosyal destek, vardiya düzeni, dijital stres ve iş–yaşam dengesi değerlendirilir. Anketler, çalışan görüşmeleri, ergonomik gözlemler, sağlık gözetimi ve kurumsal göstergeler birlikte kullanılır.

UYGULA

Öncelik, çalışanın stresle baş etmesinden önce çalışma sisteminin iyileştirilmesidir. İş yükünün dengelenmesi, görevlerin netleştirilmesi, vardiya ve çalışma sürelerinin düzenlenmesi, çalışan katılımının artırılması ve iletişim kültürünün güçlendirilmesi temel müdahale alanlarıdır. Dijital çalışma ortamlarında bildirim yoğunluğunun azaltılması ve kesintisiz çalışma sürelerinin sınırlandırılması da önemlidir.

KONTROL ET

Devamsızlık, prezentizm, çalışan devir hızı, iş kazaları, ramak kala olaylar, sağlık gözetimi bulguları, çalışan memnuniyeti ve anket sonuçları düzenli olarak izlenir.

ÖNLEM AL

İzleme sonuçlarına göre uygulamalar güncellenir, yeni riskler belirlenir ve gerekli düzeltici/önleyici faaliyetler planlanır. Dijital dönüşüm, yapay zekâ ve yeni çalışma modelleri nedeniyle psikososyal risk değerlendirmesi sürekli güncellenmelidir.

Bu yaklaşım, psikososyal riskleri bireysel stres yönetiminin ötesinde; iş organizasyonu, liderlik, çalışma kültürü, dijital sistemler ve ergonomik tasarımın tamamını kapsayan proaktif bir yönetim modeli hâline getirir.

Sonuç ve Gelecek Perspektifi

Çalışma yaşamındaki teknolojik ve organizasyonel dönüşümler ergonomiyi fiziksel boyutun ötesine taşıyarak fiziksel, bilişsel ve psikososyal unsurları bütünleştiren insan merkezli bir yaklaşıma dönüştürmüştür.

Psikososyal riskler; çalışanların ruhsal ve fiziksel sağlığının yanı sıra iş kazaları, kas-iskelet sistemi yakınmaları, tükenmişlik, devamsızlık, çalışan devir hızı ve organizasyonel performans üzerinde de önemli etkilere sahiptir.

Bu nedenle psikososyal risklerin sistematik biçimde belirlenmesi, değerlendirilmesi ve yönetilmesi; yalnızca çalışan refahı açısından değil, güvenlik kültürü, verimlilik ve kurumsal sürdürülebilirlik açısından da stratejik bir gerekliliktir.

ISO 45003 ve PUKÖ yaklaşımı, psikososyal risklerin iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemlerine entegre edilmesine önemli bir çerçeve sunmaktadır. Gelecekte yapay zekâ, dijital sağlık uygulamaları ve veri temelli karar destek sistemlerinin bu alandaki kullanımı artacaktır. Ancak bu dönüşüm; çalışan mahremiyeti, veri güvenliği, etik, şeffaflık ve insan odaklı tasarım ilkeleriyle birlikte yürütülmelidir.

Sonuç olarak psikososyal ergonomi; çalışan sağlığını koruyan, iş güvenliğini güçlendiren ve sürdürülebilir organizasyonel performansı destekleyen modern ergonominin temel bileşenlerinden biridir.

Kaynaklar

  • European Agency for Safety and Health at Work. (2025). OSH Pulse – Occupational Safety and Health in Europe 2025. Luxembourg.
  • Health and Safety Executive. (2025). Work-related stress, anxiety or depression statistics in Great Britain, 2025.
  • International Organization for Standardization. (2021). ISO 45003:2021 Occupational health and safety management—Psychological health and safety at work—Guidelines for managing psychosocial risks.
  • 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu. T.C. Resmî Gazete (Sayı: 28339, 30 Haziran 2012).
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği. T.C. Resmî Gazete (Sayı: 28512, 29 Aralık 2012).
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği. T.C. Resmî Gazete (Sayı: 28512, 29 Aralık 2012).
  • Türkiye İstatistik Kurumu. (2013). İş Kazaları ve İşe Bağlı Sağlık Problemleri Araştırma Sonuçları. Ankara.
  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü. (2020). İşyerleri İçin Psikososyal Risklere Yönelik İş Sağlığı ve Güvenliği Rehberi. Ankara.
  • Baraza, X., & Torrent-Sellens, J. (2026). Artificial Intelligence and Emerging Risks in Occupational Safety and Health. Encyclopedia, 6(1), 25.
  • ongers, P. M., Ijmker, S., van den Heuvel, S., & Blatter, B. M. (2006). Epidemiology of work-related neck and upper limb problems: Psychosocial and personal risk factors (Review). Occupational and Environmental Medicine, 63(3), 224–230.
  • Hauke, A., Flintrop, J., Brun, E., & Rugulies, R. (2011). The impact of work-related psychosocial stressors on the onset of musculoskeletal disorders in specific body regions: A review and meta-analysis. Work & Stress, 25(3), 243–256.
  • Lang, J., Ochsmann, E., Kraus, T., & Lang, J. W. (2012). Psychosocial factors at work and the risk of low back pain: A systematic review and meta-analysis. Pain, 153(1), 124–133.
  • Kuorinka, I., Jonsson, B., Kilbom, A., Vinterberg, H., Biering-Sørensen, F., Andersson, G., & Jørgensen, K. (1987). Standardised Nordic questionnaires for the analysis of musculoskeletal symptoms. Applied Ergonomics, 18(3), 233–237.
  •  Akkaya, B., & Ocaktan, M. E. (2023). İş Yerlerinde Psikososyal Risk Yönetimi Süreci ve İyi Uygulama Örnekleri. Arşiv Kaynak Tarama Dergisi, 32(1), 42–51.
  • Kocabaş, F., Aydın, U., Canbey Özgüler, V., İlhan, M. N., Demirkaya, S., Ak, N., & Özbaş, C. (2018). Çalışma ortamında psikososyal risk etmenlerinin iş kazası, meslek hastalıkları ve işle ilgili hastalıklarla ilişkisi. Sosyal Güvence, (14), 28–62.
  • Vatansever, Ç. (2014). Risk Değerlendirme’de Yeni Bir Boyut: Psikososyal Tehlike ve Riskler. Çalışma ve Toplum, 1(40), 117–138.
  • Kethüdaoğlu, M. O., Güneş, M., Akçay, İ. H., & Demirdel, E. (2022). Özel Eğitim Merkezlerinde Çalışan Öğretmen ve Fizyoterapistlerin Kas-İskelet Sistemi Problemleri ile Psikososyal Durumlarının İncelenmesi. İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, (17), 575–587.
  • Avunç, H., Sezer, K. Ş., & Tarakcı, D. (2023). Tekstil çalışanlarında katılım ile mesleki kas iskelet sistemi rahatsızlığı ve mesleki tükenmişlik arasındaki ilişki. Ergonomi, 6(3), 193–202.
Dr. M. Bülent Dik

Dr. Mehmet Bülent DİK;  1959 İskenderun doğumludur. İlk, Orta ve Lise eğitimini İskenderun’da tamamladı.  Evli ve 2 çocuk babasıdır. 1982 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldu. Sağlık Ocağı Hekimliği, Hastane Kat Hekimliği, Ambulans Hekimliği ve İşyeri Hekimliği yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Acil Yardım ve Cankurtarma Müdürlüğünde Acil Sağlık Hizmetlerinden Sorumlu Müdür Yardımcısı olarak görev aldı. 1992 yılından bu yana İşyeri Hekimliği yapmakta olup, İlkyardım Eğitmenliği, İşyeri Hekimliği ve İş Güvenliği Uzmanlığı Eğiticisi belgesine sahiptir. 2011 yılından beri Tez Medikal Ortak Sağlık ve Güvenlik Biriminde İşyeri Hekimliği, Proje Ekip Liderliği, Eğitmenlik, Tez Akademi Yöneticiliği gibi çeşitli pozisyonlarda görev alan Mehmet Bülent DİK; özellikle meslek hastalıkları, endüstriyel hijyen ve ergonomi konularında çalışmalar sürdürmektedir. Türk Tabipler Birliği ve Endüstriyel Toksikoloji ve Hijyen Derneği üyesidir. Ulusal Bilimsel Toplantılarda Sunulan ve Bildiri Kitaplarında Basılan Bildiriler 1. İş Sağlığı Güvenliği Profesyonellerinde Ergonomi Bilinci 28. Ulusal Ergonomi Kongresi 14-16 Ekim 2022/ Eskişehir ( Bildiri ve Sözlü Sunum) 2. İşe Bağlı Ses Hastalıklarının Yönetiminde Vokal Ergonomi. 27. Ulusal Ergonomi Kongresi 25 – 27 Mart 2022 / İzmir (Bildiri ve Sözlü Sunum) 3. Çalışma Hayatında Yeni Düzen Evden Çalışma Modeli İle Hibrit Çalışma Modeline Geçişe Dair Ergonomik Risk Analizi 27. Ulusal Ergonomi Kongresi 25 – 27 Mart 2022 / İzmir (Bildiri ve Sözlü Sunum) 4. İşyerlerinde Ergonomik Tasarım. 25. Ulusal Ergonomi Kongresi 18-20 Ekim 2019 / Samsun (Bildiri ve Sözlü Sunum) 5. Çalışma Duruşunun Kas İskelet Sistemi Rahatsızlıklarına Etkisi 25. Ulusal Ergonomi Kongresi 18-20 Ekim 2019 / Samsun (Bildiri ve Sözlü Sunum) 6. Ergonomik Risk Değerlendirme Yöntemlerinin Karşılaştırılması. 24. Ulusal Ergonomi Kongresi 28-30 Eylül 2018 / Erzurum (Bildiri ve Sözlü Sunum) 7. Ofis Çalışmalarında Ergonomik İyileştirme Önerileri 24. Ulusal Ergonomi Kongresi 28-30 Eylül 2018 / Erzurum (Bildiri ve Sözlü Sunum) 8. Uçak Yükleme Boşaltma İşlerinde Kas İskelet Sistemi Rahatsızlıkları. 24. Ulusal Ergonomi Kongresi 28-30 Eylül 2018 / Erzurum (Bildiri ve Sözlü Sunum) Uluslararası Bilimsel Toplantılarda Sunulan ve Bildiri Kitaplarında Basılan Bildiriler 1. Petrokimya Endüstrisinde İş Sağlığı Güvenliği Riskleri ve Korunma Prensipleri. İETOX2020: Uluslararası Endüstriyel ve Çevresel Toksikoloji Kongresi, 18-25/Kasım 2020, Çevrimiçi Kongre  (Bildiri ve Sözlü Sunum) 2. Çalışma Hayatında Yeni Düzen Evden Çalışma Modeline Yönelik Ergonomik Risk Analizi. İETOX2020: Uluslararası Endüstriyel ve Çevresel Toksikoloji Kongresi, 18-25 Kasım 2020, Çevrimiçi Kongre (Bildiri ve Sözlü Sunum) 3. Ergonomik Risk Değerlendirme Yöntemlerinde Güncel Gelişmeler – BAuA Yöntemi İETOX2020: Uluslararası Endüstriyel ve Çevresel Toksikoloji Kongresi, 18-25 Kasım 2020, Çevrimiçi Kongre (Bildiri ve Sözlü Sunum) 4. Lojistik Sektöründe Meslek Hastalıkları / İşle İlgili Hastalıklar. 4. Uluslararası Mesleksel ve Çevresel Hastalıklar Kongresi 5-8 Mart 2020 İstanbul (Bildiri ve Sözlü Sunum) 5. İş Sağlığı Güvenliği Pratiğinde Meslek Hastalıklarını Öngörme ve Önleme.  İETOX2019: Uluslararası Endüstriyel ve Çevresel Toksikoloji Kongresi, 26-29/Ekim/2019, Antalya (Bildiri ve Sözlü Sunum) 6. İş Yerlerinde Kimyasal Maddelerin Maruziyet Yönetimi.  İETOX2019: Uluslararası Endüstriyel ve Çevresel Toksikoloji Kongresi, 26-29/Ekim/2019, Antalya (Bildiri ve Sözlü Sunum)